Küçük Ekran, Büyük Başarı!

Posted August 24th, 2011 at 1:49 pm (UTC-5)
5 comments

Bilgisayar çağında yenilikler öylesine hızlı ki, ayak uydurmak gerçekten zor. Bilgi erişiminin son derece hızlı olduğu günümüzde “Arap Baharı”yla ilgili gelişmeleri, İran’daki, Mısır’daki, Suriye’deki protestolarda dökülen kanı cep telefonlarıyla bütün dünyaya duyurdu ve gösterdi gençler. Cep telefonu deyip geçmeyin. Bu akıllı telefonlar resim de çekiyor, video da. iPhone’lar, iPad’ler, yeni teknolojilerle donatılıyor her geçen gün ve sosyal medya kullanımının da yaygınlaşmasıyla dünyada özel hayat diye birşey kalmıyor giderek. Peki PC’lerin sonu mu geliyor sizce? Masa ve dizüstü bilgisayarlar, netbook’lar artık herkese ağır mı geliyor? Yakın bir gelecekte hepimiz elimizde birer akıllı telefonla mı yaşıyor olacağız? Bu konu Amerika’da da uzmanları uğraştırıyor. Washington’daki PEW Araştırma Merkezi’ne göre, nüfusu 300 milyonu geçen Amerika’da yetişkinlerin üçte biri, yani her üç Amerikalı’dan biri akıllı telefon kullanıyor. Cep telefonu kullanıcılarının yüzde 42’sinin akıllı telefonu var. Araştırmanın dökümüne bakınca çok ilginç veriler görüyoruz. Gelin birlikte geçelim üzerinden.

ABD’de akıllı telefon kullananların:
*% 87’si internete ve e-maillerine bakmak için akıllı telefon almış,
*%68’i hergün internete bakıyor,
*%25’i internete giriyor.

Cep telefonuyla internete giren kullanıcıların yaşları:
*18-29 yaş arası: %42
*30-49 yaş arası: %21
*50 yaş üstü: %10

Gelir düzeyi açısından bakıldığında:
*Geliri yılda 30 bin dolardan az: %40
*30bin-50 bin arası: %29
*50 bin üstü: %17

Kullanıcıların etnik dağılımı:
Beyazlar arasında:
*Cep telefonu: %50
*Akıllı telefon: %30
*Hiç kullanmayan: %20

Siyahlar arasında:
*Cep telefonu: %45
*Akıllı telefon: %44
*Hiç kullanmayan: %11

Latin kökenliler arasında:
*Cep telefonu: %42
*Akıllı telefon: % 44
*Hiç kullanmayan: %14

Genel olarak  interneti taramak için akıllık telefonlara adeta bağımlı olanların çoğu azınlık gruplarından 30 yaşın altında olan ve düşük gelirli gençler.

PEW uzmanları, 2015 yılına kadar dünyada mobil internet kullanıcılarının 56 misli artarak toplam 788 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor.

Peki akıllı telefonların kısıtlamaları ya da dezavantajları var mı? Akıllı telefonlardan yararlanarak yapamayacağınız işler neler? İş başvuru formu ya da bir sağlık formu doldurmak format yüzünden zor. Bir de yapılan her yeni iş için hizmet sağlayan şirketler belirli bir ücret ekleyebiliyor, bu da akıllı telefonlar için yapılan aylık ödemeleri yükseltiyor. Benim akıllı telefonum var mı? İtiraf edeyim yok. İlerde alır mıyım bilmiyorum. Cep telefonum? Var.  Kabul ediyorum, acil durumlarda çok işe yarıyor. Ama örneğin araba kullanırken çaldığı zaman epey dikkatimi dağıtıyor. Gençlerin direksiyondayken birbirlerine nasıl mesaj gönderdiklerini hala anlayabilmiş değilim. Nesil farkı olmalı!

Önemli bir sorun daha var. Cep telefonları sağlığımızı etkiliyor mu? Nasıl etkiliyor? Son yıllarda bu konuda çok yoğun araştırma yapılıyor ama henüz çok kesin sonuçlar alınmış değil.  Yeni bir araştırmaya göre, bir saatlik bir cep telefonu görüşmesi, kişinin beynindeki biyokimyasal faaliyeti arttırıyor. Araştırmacılar bunun iyi mi ya da kötü mü olduğu konusunda henüz kararsız.  Ancak yeni bulgu  cep telefonlarının güvenilirliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Birçoğumuz için cep telefonu olmazsa olmaz.   Cep telefonunun beyin tümörüne yol açıp açmadığı konusunda yapılan araştırmalar sonuç vermedi. Cep telefonu şirketleri cihazların güvenli olduğunu iddia ediyor. Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı araştırma bu tartışmaya son vermiyor ancak yeni bulgular sunuyor. Araştırmaya katılan 47 kişinin sağ ve sol kulaklarına cep telefonu dayandırılmış. Telefonlardan biri aktif hale getirilmiş ama 50 dakika boyunca sessize alınmış. Diğeriyse tamamen kapalı tutulmuş. Daha sonra iki telefon da kapatılmış. Ardından  deneklerin beyinleri görüntülü tarama cihazlarıyla taranmış.  Telefon antenine yakın olan sağ tarafta faaliyetlerin arttığı görülmüş. Cep telefonu teknolojisinin kullandığı radyo frekanslarının seviyesi çok düşük ama yine de beyinde etkiye yol açabildikleri kesin. Bu etki beyin hücrelerinin faaliyetinde yüzde 7’lik bir artışa eşit. Cep telefonu antenine yakın kısımlarda hücreler şekeri enerjiye daha aktif bir şekilde çeviriyor. Bu gerekli ve normal bir faaliyet. Georgetown Üniversitesi nükleer tıp uzmanı Giuseppe Esposito araştırmanın cep telefonu sinyallerinin beyni faaliyete geçirdiğinin işareti olduğunu söylüyor. Ancak asıl soru bunun zararlı olup olmadığı.  Doktorlara göre, araştırma cep telefonlarının beyne zarar verdiği iddialarını yanıtlamıyor, sadece cep telefonlarının beyni harekete geçirdiğini kanıtlıyor. Bugüne kadar birçok araştırma cep telefonlarıyla beyin kanseri arasındaki olası  ilişkiyi araştırdı. Bazıları zararlı yan etkilerin ancak 15 yıl sonra ortaya çıkabileceğini söylüyor. Uzmanlar yeni araştırmalar yapılmasını beklerken  cep telefonlarını kulaklıkla kullanarak olası sağlık risklerini azaltabileceğimizi söylüyor. Bunun yanında konuşma süresini de kısıtlı tutmak gerekiyor.

Cep telefonlarının yaşamımızı olumlu yönde değiştirdiğine kuşku yok. Cep telefonları, kişisel güvenlik sağlıyor, acil durumlarda yardım almayı kolaylaştırıyor ve anında haberleşme imkanı veriyor. Ancak bu telefonların yaydığı radyasyonun, beyinde kanserli tümör oluşumunu tetiklediğine ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Bugün dünyada 4 milyar kişi cep telefonu kullanıyor. Uzmanlar cep telefonu kullanımıyla beyin kanseri arasında bağ olduğu konusunda görüşbirliği içinde. Bazı hükümetler, kullanıcıları, cep telefonlarına bağlı sağlık riskleri konusunda uyarıyor. 4 trilyon dolarlık cep telefonu sektörünü temsil eden Doktor Linda Erdreich’sa, kaygılanacak bir durum olmadığını söylüyor. Ancak kaygılanmamzı gerektirecek birçok örnek olduğu da bir gerçek. 1990’lı yılların ortalarından beri cep telefonu kullanan, hatta sabit hattını iptal ettiren  Teresa Gregorio’nun 2008 yılında, beyninde, cerrahi müdahaleyle tedavi edilemeyecek bir tümör bulunmuş. Günde 2-3 saat cep telefonu kullandığını söyleyen Teresa,  telefonumu başımın sağ tarafında tuttuğunu, tümör de burada oluştuğunu söylüyor.

Amerika’da 270 milyon kişi, cep telefonu kullanıyor. Gençlerin ve çocukların yüzde 70’inin cep telefonu var. Çocuklar, cep telefonlarının zararlarından daha fazla etkileniyor. Çünkü radyasyon, 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğun beynini bir yetişkinle kıyaslandığından çok daha kolay etkileyebiliyor. Kanser riskine ilişkin araştırmaların sonuçları birbiriyle çelişiyor. Ancak uzmanlar, tüketicileri temkinli olmaya çağırıyor. Uzmanlara göre cep telefonunun insan bedeniyle temasını kısıtlamak gerekiyor. Kulaklık kullanmak ve telefonu cep yerine kemerin üzerinde taşımak öneriliyor. Yazılı mesaj göndermekse daha az radyasyon yayıyor ve kişinin, telefonunu, bedeninden uzak tutmasını sağlıyor.

Cep telefonları, birçok kişiye,  Amerika’da daha önce sigarayla ilgili olarak yapılan uzun tartışmaları hatırlatıyor. Tütün tüketiminin zararlarına ilişkin uyarılar yapılmadan önce yüzbinlerce kişi yıllarca sigara içti. En sonunda sigaranın akciğer kanserine yol açtığı kanıtlandı. Bence dikkatli olmakta yarar var.  En iyisi siz siz olun, cep telefonunuzun esiri olmayın! Bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Cep telefonu veya akıllı telefon kullanıyor musunuz? Günde kaç kez? Sağlık sorununuz oldu mu? Yazın, tartışalım. Görüş ve yorumlarınızı bekliyorum. İlginize sonsuz ve içten teşekkürler. Sevgiyle.

5 responses to “Küçük Ekran, Büyük Başarı!”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    hülya abla yine güzel bir konuyu işlemişiniz. cep telefonları. evet cep telefon çılgınlıgı amerika da oldugu gibi türkiye dede çılgınca devam ediyor. türkiyede küçük çocukların dışında herkesin bir garanti ikide cep telefonu olanların çogunlugu azınsanmayacak kadar çok. çogu çift kartlı cep telefonları terci ediyor. cep telefonun maliyeti türkiyede oldukça yüksek. fakat son zamanlarda cep şirketlerinin rekabeti ile kısa dönemlik kampanyalar ile rahatlıyoruz.vergi yönüne gelelim en az yarısına yakın rakam vergi olarak devlete gidiyor. marmara depreminde 2-3 yıllıgına çıkartılan özel vergi hala kaldırılmadı ve devlet bizi koyun sagar gibi sagmaya devam ediyor. benim bir telefonum var.fakat bir akıllı telefon almayı düşünüyorum. cep telefonu firmamın. 300 dakika her yöne 29 lira lık paketini kullanıyorum. ve 1 yıllıgınada ayda her yöne 300 dakika hediye verdiler bana. yani her yöne 600 dakikayı 29 liraya kullanıyorum.
    akıllı telefon aldıgımda internet gibi masraflarımın olacagı kesindir.

    ben cep telefonu dünyasının nasıl bir başı boşlukla amerika ve amerikan firmalarının dışındaki firmalarının hegomanyasına girdigine işaret etmek istiyorum. cep dünyasının ilk başlangıcında bir amerikan firmasının patent garantisi altında olsa idi. tüm dünyadaki ceple ilgili olan her şeyinin üretimi ve hizmeti amerika ve amerikan firmalarının hegomanyası altında oldugu bir düzenin işleyecegini belirtmek isterim. ama patent garantisi ve devlet koruması olmayan sistemin dünyadaki global firmalar ve ilgili devletler tarafında nasıl parçalanarak bir yem haline geldigine şahit oluyoruz. bundan bir ders çıkartıyorum ben bizim dünyamıza yönelik.
    amerikanında bir ders çıkartması gerektigini düşünüyorum. demekki başı boş bir ürün ve hizmet üretimi ne hale geliyor bunu birlikte ögrenmiş oluyoruz. ama bu sistem düzenli ve verimli şekilde bir amerikan firmasının patent güvenligi dahilinde olsa ve gelişseydi. bu herhangi bir sistem tamamen amerikan çıkarlarına hizmet edebilen güvenli bir alana dönüşecekti.dünyayı esir alan bir nokia diye bir şirket olmayacaktı. yine dünyayı esir alan vadofone diye bir şirket olmayacaktı. yine kullanıcıları esir alan acımasız devletlerinin vergi cambazlıgı olmayacaktı. ne olacaktı. amerikan hegomanyasında adil bir düzen olabilecekti. eger düzeni kuracak bir yenilik patent güvenligi ile bir devlet güvenligi saglanabilirligi ile olursa ve olacaksa. bunun bütün kurallarına ((ŞİRKET=DEVLET))mekanizması karar verecektir. tabi her ikisininde rolleri farklı. serbest piyasa ekonomisinin her ikisine verdigi roller ile gerçekleşecektir. tabi burada bahsedilen şirket amerika yı hiçkimse ile paylaşmayacaktır. ama dünya çapında yatırımlara amerikan şirketleri ile güvenilir adımları atabilme ve paylaşabilmeyi tercih edecektir. fakat bilindigi gibi bu tür yatırımların ve teknoloji transferlerinin kongrenin onayı olmadan mümkün olmadıgınıda biliyoruz.
    not= hülya abla hediyeler hala bana ulaşmış durumda degil.gelmedi vallahi.

    • hpolat says:

      Teknoloji hızla ilerledikçe bir 10 yıl sonra neler göreceğimizi tahmin bile etmek zor. Kimbilir ne kadar gelişmiş cep telefonları, tablet bilgisayarlar çıkacak. Tabii sağlığımızla ilgili tarafını da unutmamak gerek. Araştırmalar gerçekten çok tehlikeli olduklarını gösterirse, cep telefonlarına bir alternatif bulmak gerekebilir. Yaşayıp göreceğiz. Güzel sözleriniz için teşekkürler.

      • ıcah liamsi namarhak says:

        amerikanın sesinin hülya ablasına kocaman teşekürler gönderiyorum. başkan obama nın dedigi gibi UMUT VE DEGİŞİM.

  2. Mehmet Gul says:

    Sevdim bunu, tebrikler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

August 2011
M T W T F S S
« Jul   Sep »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031