11 Eylül: Ateş Düştüğü Yeri Yakar!

Posted September 7th, 2011 at 2:55 pm (UTC-5)
7 comments

11 Eylül’ün 10’uncu yılında o güne geri dönüp yaşananları anmamak imkansız. Terörün insan hayatını ne kadar çok etkileyebileceğini gösterdi bize 11 Eylül’de New York ve Washington’a uçaklarla yapılan saldırılar, Pennsylvania’da teröristlerin elindeyken yolcuların yürekli mücadelesine rağmen düşmekten kurtulamayan uçak. Kendimizi o günden beri bir kez olsun tam anlamıyla güvende hissedemedik. Her an birsey olabilecekmiş gibi içimiz pırpır eder oldu. Uçakta, trende, otobüste, metroda, sokakta, alışverişte, gün batımını izlerken Potomac kıyısında ya da yağan yağmurun sesini dinlerken, kötü bir haber duyacakmışız telaşına kapıldık, kapılıyoruz zaman zaman. Sadece Amerika’da değil, dünyanın her yerinde güven konforumuzun sarsıldığını yaşayarak gördük. 11 Eylül öncesinin aksine çocuklarımızı okula yollarken “aman dikkat edin, grup halinde dolaşın, tenha yerlere gitmeyin” diye defalarca tembih etme ihtiyacı duyduk.  Çünkü çoğumuzun çocukları esmerdi, burada doğmuşlardı ama anneleri, babaları Türk’tü, yabancı oldukları anlaşılıyordu, belki Arap zannederler diye korktuk. Irklar, etnik kökenler, dinler arasındaki kesin çizgilerle bölünmüşlüğün acısını yaşadık. Başkan Obama’nın Beyaz Saray’a geldikten sonra verdiği bölünmüşlüğü giderme sözleriyle umutlandık. Uçak yolculuklarına çıkarken havaalanlarındauzun kuyruklarda bekleyip sıkı güvenlik taramalarından geçmeye alıştırdık kendimizi. Washington’da  Amerika’nın Sesi’nin de bulunduğu yapı gibi federal binalara giriş çıkışlar iyice sıkılaştı. Program konuklarımızı binaya sokarken kemerlerini çıkarmaları istendiğinde yüzümüz kızardı. Ama hepsi güvenlik içindi, sorgulamak anlamsızdı.

11 Eylül 2001’den, terör saldırılarından sekiz ay sonra New York’taydım.  İkiz Kuleler’in yerinde başka bir deyimle Ground Zero/Sıfır Noktası’nda kapkara bir boşluk vardı iç sızlatan. Kurgu bilim filmlerindeki uzaylı saldırılarında veya meteor yağmurlarında yeryüzünde açılan dev çukurlar gibiydi. Çevredeki binaların yüzleri kapkaraydı, camları kırık, içleri bomboş. Sokaklarda turistler vardı çok sayıda gördüklerini içine sindirmeye çalışan, resim çeken durmadan. İngilizce’nin yanında Çince, Lehçe, Rusça, Japonca gibi çok çeşitli dillerde fısıldaşıyordu herkes sanki  o çukurda yatan ölülere saygısızlık etmekten korkarak. Enkaz temizliğinin ardından bu kez yıkılanı yapma, ayakta kalanı onarma çabası içindeydi New Yorklular. Her yerde inşaat iskeleleri vardı. Sıfır Noktası’nın bir kenarında, kaldırımda bir anılar köşesi vardı. Seyyar satıcılar da tabii. 11 Eylül tişörtleri, şapkaları, resimleri satıyorlardı. Ama havada hüzün vardı, inanmazlık vardı olup bitenlere, umutla umutsuzluk birbirine karışmıştı. 11 Eylül saldırılarından bir yıl sonra New York hala kendine gelememişti özetle. 11 Eylül’ün birinci yıldönümünde Defne Halman’la konuşmuştuk o günün dehşetini. Sokaklarda çılgınca bir koşu tutturup, o sıralarda kreşte olan kızını aradığını anlatmıştı. İkiz Kuleler’e yakın bir binadaydı okul ve hemen boşaltılmış, çocuklar güvenli bir yere götürülmüştü. Ama o bunu bilmiyordu. Kendimi onun yerine koymuştum bir an. O bir an bile yetmişti dehşete kapılmama. Düşünün 3 binin üzerinde insan hayatını kaybetti, aralarında Amerika’da yaşayan Zühtü İbiş adlı bir Türk de vardı. Ölenlerin yakınları on yıldır kendilerine gelemedi, çoğunun hayatı bir noktada takıldı kaldı, her yıl yapılan anma törenleriyle bir kere değil, her yıl kaybettiler yakınlarını. Bu yıl ilk kez gazetelerde çıkan bazı yazılarda saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınları, “Bırakın acımızı kendi istediğimiz gibi yaşayalım,  kayıp şokunu atlatıp kabullenme aşamasına geçelim, hayatımıza devam edelim” diye haykırıyorlar. Onlar için de zor kuşkusuz.

New York’ta, Sıfır Noktası’nda bir an gözlerimi kapadım ve o gün televizyonlarda aynı anda izlediğimiz saldırı sonrası panik geçti gözlerimin önünden. Gri bir duman bulutunun içinde kimi yaralı, İkiz Kuleler’den uzaklaşmaya çalışan binlerçe kişi. Duman bulutu büyüyor, her yanı kaplıyor, sirenler çalıyor delicesine. Olup bitenin gerçekten yaşandığına inanmak zordu, hala da zor. Ben New York’u eski haliyle hatırlamak istiyorum!

 

Peki ya Pentagon saldırısı? Bir uçak da ABD Savunma Bakanlığı binasına çarpmıştı o dehşet verici günde. Unutuldu mu? Elbette hayır. Bugün Savunma Bakanlığı’nın bahçesinde ölenlerin anısına bir park var artık, üzerinde ölenlerin adları yazılı olan 189 bank, her bankın yanından sular akıyor. Huzur Parkı burası, ölenlerin yakınlarını bir nebze olsun rahatlatmak için.

Bugün Pentagon da çok sıkı güvenlik önlemleri uygulanan bir bölge. Dev binanın çevresinde yüksek duvarlar var artık. Metro yine buradan geçiyor ama eskiden otobüslerin merkezlerinden biri olan bu cıvıl cıvıl aktarma noktasında tam bir ciddiyet hakim, her yolcu biran önce metroya binip yoluna devam etme telaşında sanki. Pentagon’un dört bir yanındaki açık otopark yine dolu. Çünkü burası binlerce çalışanıyla küçük bir kent gibi. Birkaç mil ötedeki alışveriş merkezleri yine canlı, ekonomik krize rağmen müşterisi olmasa da ziyaretçisi bol. Hayat devam ediyor!

Ben diyorum ki, hayat devam etsin ama terörsüz, saldırısız etsin. Kimsenin canı yanmasın. Çünkü inanıyorum ki terörün hiçbir çeşidi hiçbir şekilde savunulamaz, haklı gösterilemez! 11 Eylül ateşi düştüğü yeri yakmakla kalmadı, dalga dalga yayılarak bütün dünyayı şu ya da bu şekilde etkiledi, hayatımızı, hayata bakışımızı tümüyle değiştirdi.

Fotoğraf Galerisi

 

7 responses to “11 Eylül: Ateş Düştüğü Yeri Yakar!”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    sözlerime bu anlatılması dahi zor olan terör saldırısında ölenleri tanrı yanına aldı. ve ailelerinin acılarını paylaşıyorum. ölen içinde geride kalan içinde çok zor ve trajik bir olay. iyi degil yani.

    hülya abla ben ilk kulenin vurulmasından sonraki zaman içinde televizyondan naklen seyrettim bu terör olayını. ben amerikada degildim ama amerikayı seven bir kişi olarak kalbimden vurulmuştum.
    başkan bush olayı bir okul ziyareti sırasında ögrenmişti. amerikanın en talihsiz başkanı bush.
    olayı seyrederken ikiz kulelerden düşen insanları gördüm. bu korkunç bir görüntü olarak hafızamda kaldı. bu olaydan sonra başkan bush un izledigi yol ve uygulamaları herkes biliyor.

    birçok ihmal ve hata zincirlerinin ardında gelen bu saldırının islam ile uzaktan yakından ilgisi hiçbir şekilde yok ve daima olmayacak. sorun çaresiz insanları avlayıp olumsuz aşırı dinci gurupların beyin yıkayıp bu insaları kullanması ile ilgili ve alakalı bir konu. bunu yapan kişiler dünyada pis işlerden elde ettigi paralar ile beslenen guruplar. yani islami olarak helal degil.

    amerikada bu olaydan sonra türklere bakış açıları ise negatif olarak başladı ve devam etti.
    bunun dogru olmadıgını ve anlatmak ise zor bir konu. ama başkan obama terör ile islamı birbirinden ayırıp dogru olanı yaparak birçok kişinin begenisini ve sevgisini kazanmayı bildi.

    terör dünyanın her yerinde masum insanlara zarar vermeye devam ediyor. bu konuda çok üzgünüm. el kaide,hamas,ira,pkk, gibi terör örgütleri bildigini okuyor. kontgerilla olmuşlar.
    11 eylülde oldugu gibi ateş düştügü yeri yakıyor. bizdede öyle. pkk yüzünden yaşadıgımız olaylar bitmek bilmiyor. siyasilerden umudumuzu kesmiş durumdayız. malesef oy ugruna tiyatro sergiliyorlar. amerikadaki gibi sert uygulamaları göremiyoruz. malesef oy ülkesiyiz.
    tansu çiller döneminde bu işin sonu gelme noktasına gelmişti. bu kadın herkesten erkek çıkmıştı. şehide kelle diyen bir zihniyet nasıl olurda terör sorunlarını çözer bilemiyorum.

    terörün hiçbir şekilde hiçbir ülkede yeri ve yurdu yoktur. ve bu şiddet fareleri tek tek ölmeye
    mahkumlar. bir örnek usame bin ladin gibi… benim patron obama keklik gibi avladı vallaha..
    saygı ve sevgilerimle.

    • hpolat says:

      Terör bütün dünyanın başına dert oldu. Umarım bir çözüm bulunur ve daha çok can yanmaz. 11 Eylül’de Amerika gerçekten de korkunç bir gün yaşadı ve saldırıların etkileri yıllardır sürüyor. Doğru söylüyorsunuz, terörün hiçbir ülkede yeri ve yurdu yoktur, olmamalı. Dünyanın daha barış içinde bir yer olması dileğiyle..

  2. wow it’s very important for me.Thank you for you article

  3. Peygamber says:

    I believe this is one of the most important information for me. And i am satisfied studying your article. However want to observation on few normal issues, The site style is perfect, the articles is in point of fact excellent : D. Good task, cheers

    • hpolat says:

      Thank you very much for your kind words. It is always good to hear compliments. I am glad you liked the article and the pictures. Have a great day!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

September 2011
M T W T F S S
« Aug   Oct »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930