Tuna Köprülü’den İstanbul Sarayları

Posted November 10th, 2011 at 2:41 pm (UTC-5)
16 comments

Birçoğunuza Tuna Köprülü adı yabancı gelebilir. Ama Washington’da uzun zamandır yaşayanlar, onu, Beyaz Saray’daki ilk Türk ve ilk Türk kadın gazeteci ve çok renkli bir Türk olarak tanır. 1960, 1970 ve 80’li yıllarda dış muhabirlik yepyeni bir olguyken Amerika’ya gelen Tuna Köprülü’nün Amerikalı ünlü gazeteciler ve politikacılarla ropörtajları, arkadaşlığı vardır. Örneğin Beyaz Saray’ın en eski kadın gazetecisi olan ve özellikle Baba ve Oğul Bush’ların çok başını ağrıtan emektar gazeteci Helen Thomas en yakın arkadaşlarından biridir Köprülü’nün. “Beyaz Saray Yılları” adlı kitabında basın kartıyla her kapıyı açtığını söyleyen Tuna Köprülü sık sık New York’a gelir, Washington’a da uğrar. Uzun zamandır Türkiye’nin Monaco Fahri Baş Konsolosu olan, Monaco ve İstanbul arasında mekik dokuyan Tuna Köprülü son yıllarda kitap yazmaya merak sardı.  “Beyaz Saray Yılları” adlı kitabı ilgi görünce neden başka kitap yazmıyorsun sorularıyla karşılaşan Tuna Köprülü de harekete geçti ve iki kitap çıkardı.  “Kültür Başkenti İstanbul” ve “İstanbul’daki Yabancı Saraylar”.

Tuna Köprülü’nün Washington’a geliş nedeni de son kitabı olan “İstanbul’daki Yabancı Saraylar’ı tanıtmaktı. Tuna Köprülü, Washington’daki Türk Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Namık Tan ve eşi Fügen Tan’ın düzenlediği gecede kitabını anlattı, İstanbul’un zengin geçmişini,  binlerce yıl öncesinden bugüne gelen sarayların, Boğaziçi yalılarının özelliklerini anlattı.

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’ndeki imza gecesine katılan Amerikalı ve Türk konuklar, Tuna Köprülü’nün hoş anlatımıyla adeta dünyanın en güzel mekanlarından biri olan İstanbul’a uzanıp, boğaz turuna çıktılar. Geceye katılanlar arasında artık iki büklüm olan ünlü Amerikalı gazeteci Helen Thomas da vardı. Helen Thomas, 90’ını geçmesine ve artık zor yürümesine rağmen, eski dostu Tuna Köprülü’yü yalnız bırakmak istememiş, üstelik yanında birçok Amerikalı arkadaşını da getirmişti. Thomas, Ulusal Basın Kulübü’ne kabul edilen ilk kadın gazeteci olarak tanınıyor.

Tuna Köprülü, kitap tanıtım gecesinde, İstanbul yalılarının tarihini anlattı. Çalışmalarını kitaplaştıran İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Tuna Köprülü,  slayt gösterisiyle Türk-Amerikan tarihinde Amerikalılar tarafından satın alınan yalıların önemini vurguladı. Köprülü, Amerikalılar’ın İstanbul’a hayran olduğunu söyledi. Tuna Köprülü, konuşmasını tamamladıktan sonra konuklarla sohbet etti, İstanbul yalılarıyla ilgili kitaplarını imzaladı. Kitapların geliri, Washington Türk-Amerikan Derneği ATA-DC’nin eğitim programlarına bağışlandı.

 

Uzun zamandır yeni bir kitaptan söz etmemiştim. Tuna Köprülü’nün kitabıyla yeniden bu konuya dönmüş oldum. Hem de emektar bir gazetecinin bilgi ve deneyimlerini kitaplaştırmasından duyduğum sevinci sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü kitaplar kalıcıdır. İnsanlar gelir geçer ama kitaplar yaşar yüzyıllar boyu. Kitap yazmak da kolay iş değil kesinlikle. Yoksa herkes yazardı, değil mi? Tanıtım gecesinde kameraman arkadaşımız Serdar Keskin çekim yaptı sizlere ortamı göstermek amacıyla, o geceyle ilgili videomuzu da izleyebilirsiniz. Ayrıca Tuna Köprülü hakkında kısa bilgiler de buldum sizin için.

Kitaplar hakkında görüşlerinizi bekliyorum. Neler okuyorsunuz? Düşüncelerinizi yazın, tartışalım.

 

Tuna Köprülü Kimdir

Tuna Köprülü, İzmir’de doğup Ankara’da büyüdü. Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi’ne devam etti. 1955 yılında Ertuğrul Köprülü’yle evlenerek 1966’da eşinin Washington Basın Ataşeliği’ne tayin edilmesiyle Amerika’ya gitti. Diplomat eşi olarak Türkiye’nin tanıtımı amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulundu. İlk ve ortaokulların Anadolu medeniyetlerini konu alan tarih dersi kapsamında konuşmacı olarak katıldı ve Türkiye filmi gösterdi. Soroptimist, Rotary Lions, Pen Women’s, Capital Speakers kulüplerinde Türkiye konulu konferanslar verdi.
15 yıl boyunca, Beyaz Beyaz, ABD Kongresi, Dünya Bankası ve IMF’yi izleyen tek Türk gazeteci olarak dört ABD başkanıyla dünyayı dolaştı. Halen Washington’daki “National Pres Club” (Ulusal Basın Kulübü) üyeliği devam ediyor.

Washington’da 25 yıl kaldıktan sonra Türkiye’nin Monako Fahri Başkonsolosu oldu. On yıl süreyle kermeslerde Türk reyonu açtı. Fazıl Say, Hüseyin Sermet ve Pekinel Kardeşler gibi devlet sanatçılarını ağırlayarak Monakolularla tanıştırdı. 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü yanı sıra Cumhuriyet’in 70 ve 75’nci kuruluş yıldönümlerinde iki kez Cumhuriyet Balosu düzenledi. Üstün faaliyetlerinden ötürü Monako Prensi Rainer III tarafından “Chevalier de St. Charles” liyakat nişanıyla ödüllendirildi. Monaco Prensi Albert’le ilgili bir de kitap yazdı.

16 responses to “Tuna Köprülü’den İstanbul Sarayları”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    hülya abla yazınızı okudum. ben tuna köprülü ismini ilke defa sizden duyuyorum. açıklamalarınızla tanımış ve anlamış oldum. umarım birgün sizin kitabınızda piyasaya çıkar diye sizi yüreklendirmek istiyorum.

    kitaplar ile aram iyi benim. kitaplar hayatın en kestirme ve degerli yoludur. okul yıllarında yüzüne bie bakmak istemedigim kitaplar olmuştu. fakat bana göre degildi. kitapların bir amaca ve hedefe yönelik kullanılmasını benimsiyen bir kişiyim. bana katkı saglayacagını inandıgım kitapları almayı tercih ediyorum. genelde bu ktaplar felsefe,sosyoloji,pskoloji ve başarı hikayelerinden oluşuyor.

    felsefe kitaplarının bana sagladıgı bir katkısı. onlarca sayfadan oluşan karmaşıklıkların içinde bana düşünce kalıplarını ögrenmeme neden oluyor. o düşünce kalıplarını dün oldugu gbi bugün oldugu gibi yarında olacagı gibi kullanabilecegim yerlerde kullanıyorum.. 65 ten fazla olan felsefe stillerini internetten toplayarak o o felsefe stillerinin nerelerde nasıl kullanıldıgını rezerve ediyorum.

    sosyoloji kitaplarını ercih ediyorum. eskiden günümüze insan topluluklarının hareket kabileyetlerini ve yaşamlarının özelliklerini anlamaya çalışyorum. bana lazım olan bilgileri anlamaya ve anladıgım gibi kendi bakış açımıda oluşturmaya çalışıyorum. türklerin dogudan batıya dogru ilerledigini yakında atlantikide geçip amerikanın dogu kıyılarına nasıl ulaşabilecegi üzerinde kendi saksım ile hareretli bir şekilde tartışıyorum..

    psikoloji kitaplarını tercih ediyorum. bu kadar zor,karmaşık,acımasız ve dengesiz yaşam koşulları içinde nasıl barınabilecegimi ve nasıl ayakta akalabilecegim konusunda kendime felsefi olarak avuntular arıyorum. kendimin psikiyatrisi ve terapisti olabilmeyi ögrenmeye çalışyorum. emeklerimin bana katkısı çok büyük olarak gerçekleşmiştir.

    başarı hikayeleri kitaplarını okuyorum.. bu benim için önemli neden kendime sordugum bütün sorulara bu başarı hikayelerindeki olay ve kişilerin örnekleri ile kendime bir cevab bulabiliyorum. örnegin gençligimde neden zengin olamadım diye sordugumda. bu başarı hikayelerindeki çogu kişilerin fakir ve zorlukların üstesinde gelerek zenginlige ulaştıklarını kendime cevap olarak veriyorum. çogu zaman bu cevaplar beni tatmin ediyor ve bana güç veriyor.

    ve kitapların bir insanın hayatını nasıl degiştirdigine kendimi örnek verebilirim. bazen kitaplardan edinidigim düşünce kalıplarını kullandıgımda bunu begenende oluyor begenmeyende oluyor. ama ben bunu karşımdakine göre kullanmayı son zamanlar bemimsemeye başladım. ve yeterli gelmediginde ise karşımdakinin düşünce kalıbı ile krşımdakini memnun etmeye çalıştıgım zamanlarda oluyor. ne yapalım dünya idare işidir.

    birgün herkes gibi bende kendi kitaplarımı yazacagım ama bu iş için fazla gencim. ama hülya abla siz bir iki kitap deneyebilirsiniz. en basit hayatınızın kronolojik olayları ile gene yaparsınız
    sizin kitaplarla aranız nasıl bilmek isterim. neler neler okuyorsunuz çok merak ediyorum.
    saygı ve sevgilerimle.

    not:bugün siz birçok kimsenin kitaplarını okuyabiliyorsanız gelecekte sizin kitaplarınızında okunmasına izin vermeniz. dünyanın en soylu kitapçıl yaklaşımı ve tarzı olabilir. sizin elinizde.

    • hpolat says:

      Kitaplarla ilgili düşüncelerinizi paylaşıyorum. Gerçi internet çağında kitaba ilgi azaldı ama bence insanın eline bir kitap alıp kanapenin rahat bir köşesinde sindire sindire okumasının yerini bilgisayar ekranında kitap okumakla doldurmak mümkün değil. En azından benim için öyle. Ben de sizin gibi kitapları çok seviyorum. Gerçek yaşam öyküleri, tarihi kişilikler, psikolojik ve felsefi eserler her zaman çok ilgi duyduğum türler oldu. Üniversitede İngiliz, Amerikan ve Rus edebiyatı ağırlıklı okudum. İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezunum. Charles Dickens üzerine yazdım tezimi. Onu, James Joyce’u severim. Tanınmış yazarların yanında adı fazla duyulmamış yazarları da okurum. Bir ara İngiliz yazar Agatha Christie’nin polisiyelerine merak sarmıştım. Son yıllarda Orhan Pamuk’un bütün kitaplarını, en son Ayşe Kulin’in kendi hayatını anlattığı “Hayat” ve “Hüzün”ü, İpek Çalışlar’ın “Latife”sini, “Halide”sini, Ahmet Ümit’in “İstanbul Hatırası” ve diğer polisiye kitaplarını, Elif Şafak’ın romanlarını okudum. İnci Aral’ı, Latife Tekin’i, Buket Uzuner’i, Pınar Kür’ü ve daha birçok kadın yazarı okurum. İngilizce kitaplardan en çok etkilendiklerim arasında Afganistan’ı anlatan “The Kiterunner” (Uçurtmacı-filmi de çevrilmişti) ve yine aynı yazarın (California’da yaşayan Afgan doktor Khaled Hosseini (Halit Hüseyni) “A Thousand Splendid Suns” adlı Afgan kadınının çektiği çileyi anlatan romanı var. Günlerce kendime gelemedim! Bengal asıllı İngiliz yazar Monica Ali’nin “Brick Lane” adlı kitabı da çok ilginçti, İngiltere’nin kenar mahallelerinde yaşayan Bengalli göçmen ailelerin insanın içini acıtan hayatını anlatıyor. Sevdiğim bir yazar da bir gazeteci arkadaşımın tedavim sırasında okumam için önerdiği Pakistan asıllı Amerikalı yazar Jhumpa Lahiri. Pulitzer ödüllü, Londra doğumlu bu kadın yazar da Amerika’ya göç eden Hintli, Pakistanlı ve Bengalli ailelerin uyum sorunlarını, acılarını anlatıyor. Bir de San Fransisco’da yaşayan Alev Croutier var güzel romanları olan. İngilizce yazdığı kitaplar Türkçe’ye de çevrildi. Zevkle okunuyor. Palace of Tears, Taking The Waters bazı örnekler. Sanıyorum göç ve göçmen hikayeleri çok ilgimi çekiyor. Ne de olsa yüreğime dokunuyor herhalde!
      Haklısınız, yazmak lazım. Ben hep yazıyorum da bir türlü kendi yazdıklarımı beğenmiyorum. Ama 2002 yılında ilk kitabım çıktı. “Tek Derdim Sana Hasret Gitmek” adlı bir kitap. İçinde aynı adlı bir hikayenin de bulunduğu bir öykü kitabı. Bu konuda Türkiye’nin ilk kültür bakanı Profesör Talat Halman beni çok yüreklendirdi. Yazdıklarımı ona göndermiştim fikrini almak için. Sonra yeni bir çalışma içindeyken kanser kapımı çaldı ve hayatım değişti. Tedavi sonrası biri kanserle ilgili iki romana başladım ama bir türlü istediğim hale getiremedim. Bakarsınız günün birinde bitiririm. Güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyorum. Kendinize iyi bakın.

  2. This is very attention-grabbing, You’re an overly professional blogger. I have joined your rss feed and look ahead to looking for more of your excellent post. Also, I’ve shared your site in my social networks

  3. Amante says:

    You should take part in a contest for one of the best blogs on the web. I will recommend this site!

  4. Jalen says:

    Interesting blog and post here! Great information and good work, well done!

  5. Hello, I am so glad I found your weblog. I’m really appreciating the persistence you put into your website and in depth information you offer. This is simply tremendously open-handed with you to convey unreservedly all most people could have sold for an ebook to make some money on their own, chiefly seeing that you might well have done it in the event you decided. Please let me know if you’re looking for a writer for your site. You have some really good articles and if you ever want to take some of the load off, I’d absolutely love to provide some articles for your blog in exchange for a link back to mine. Please send me an email if interested. Regards! P.S.> Go Get Free Articles For Your Website & Free Article Spinner Software Here – ArticleMarketingPLR.com/free

  6. I am amazed by the information in this blog post I found it to be not just incredibly motivating however it also made me reflect. It is tough now a days to find related information to ones search, so I’m pleased that I found this blog post

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

November 2011
M T W T F S S
« Oct   Dec »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930