Bravo Angelina Jolie’ye!

Posted May 17th, 2013 at 3:25 pm (UTC-5)
6 comments

Oscar ödüllü ünlü oyuncu Angelina Jolie geçtiğimiz günlerde sağlığıyla ilgili açıklamasıyla bütün dünyayı şaşırttı. Ünlü oyuncu, New York Times gazetesine yazdığı yazıda, meme kanseri riskinin yüksek olduğunu öğrendiği için önlem olarak iki göğsünü de aldırdığını açıkladı. Çifte mastektomi olan güzelliğiyle ünlü sinema oyuncusu, doktorlarının meme ve rahim kanseri riskini arttıran bozuk gene sahip olduğunu söylemeleri üzerine ameliyat masasına yattığını yazdı yazısında. Şubat ayında iki göğsünü de aldıran 37 yaşındaki Hollywood yıldızı, Nisan ayında da kozmetik müdahalelerle yapay göğüs ameliyatı olduğunu, sağlığına kavuştuğunu yazıyor.

Neden mi bu konu? Çünkü bu konu benim için son derece önemli. 2004 yılında meme kanseri teşhisinden hemen sonra çifte mastektomi oldum. Benim de tek taraflı mastektomi şansım yoktu çünkü doktorum kanserin ona da gelme riskinin %75 olduğunu söylemişti. Ben de annemi, teyzelerimi bu hastalık yüzünden kaybettim. Şanslıyım ki kızkardeşim de benim gibi hastalığı yenmeyi başardı. Birçok arkadaşım kanserle mücadele etti, ediyor. Dilerim hepsi en kısa zamanda sağlıklarına kavuşur.

Dönelim Angelina Jolie’ye. Film oyunculuğu ve yönetmenliğin yanısıra Birleşmiş Milletler’in iyiniyet elçisi de olan ve dünyanın tehlikeli bölgelerinde kadın haklarını savunan Türkiye dahil birçok ülkedeki mülteci kamplarını ziyaret eden Angelina Jolie, annesini 2007 yılında 56 yaşında kanserden kaybetmiş. Jolie’nin annesi on yıl boyunca kanserle mücadele ettikten sonra hastalığa yenik düşmüş. Bu yüzden kanser riskini göze almak istememiş Jolie, çocukları için yaşamak istediğini söylüyor. Evet, kanser işte böyle birşey. Ben de üniversitede olan oğlumun okulu bitirdiğini göremeyeceğim, lisedeki kızımın mezuniyetine kadar yaşayamayacağım telaşına kapılmıştım, kanser teşhisini öğrendiğim zaman.

 

Angelina Jolie, teşhisi 2 Şubat’ta öğrenmiş ve iki hafta içinde ameliyat olmaya karar vermiş. “Tıbbi Tercihim” adlı yazısında Jolie, “Taşıdığım BRCA1 geni nedeniyle göğüs ya da yumurtalık kanseri olma riskim çok fazlaydı. Mastektomi ameliyatının ardından göğüs kanseri riski yüzde 87′den yüzde 5′e düştü. Ameliyatım 8 saat sürdü. Daha sonra göğüslerime implant yerleştirildi. Bu, hiç de kolay bir karar değildi. Ancak bir an önce ameliyat masasına yatarak kanser riskini minimum düzeye indirmek istedim” diyor. Eşi Brad Pitt’in ameliyat sürecinde yanından hiç ayrılmadığını belirten Jolie, bu dönemlerde kadınlara en büyük desteğin, yakın çevrelerinden gelmesi gerektiğini vurguluyor ve yazısında kadınlara da şu mesajı veriyor:

“Bu zor kararı alırken eşim sürekli yanımdaydı. Ameliyatın kadınlığıma herhangi bir etkisi olacağına inanmıyorum. Bu yazının, okuyan tüm kadınlara yardımcı olmasını umuyorum. Ailesinde göğüs ya da yumurtalık kanseri olan tüm kadınlara, uzmanlardan bilgi almaları ve seçeneklerini değerlendirmeleri çağrısında bulunuyorum.”

Peki, Angelina Jolie’nin çilesi bitti mi? Hayır. Güzel aktris, önümüzdeki aylarda bu kez rahim ameliyatı olmaya, yumurtalıklarını aldırmaya hazırlanıyor. Doktorlarına göre, Jolie’nin rahim veya yumurtalık kanserine yakalanma riski %50. Altı çocuk annesi olan (dördü evlat edinilmiş) Angelina Jolie için çocukları herşeyden önce geliyor.

Angelina Jolie’nin kanser olmadığı halde göğüslerini aldırması ve yumurtalıklarını da aldırmaya hazırlanması, bu önleyici ameliyatın gerekli olup olmadığı tartışmasını alevlendirdi. Amerika’da Ulusal Kanser Enstitüsü, yakın akrabaları kanser olan kadınların genetik test yaptırmasını öneriyor. Bu genetik testin ücreti 3 ila 5 bin dolar arasında değişiyor ve sağlık sigortaları testin masrafını karşılamıyor. Yani, testi yaptırmak isteyenin bu parayı ceplerinden ödemesi gerekiyor ki, birçok kişi için bu hiç de kolay değil.

Benim de bir mesajım var kadınlara. Unutmayın, kanser teşhisi dünyanın sonu değil. Bunu bilmenizi isterim. Annemi ve diğer yakınlarımı kaybettiğim zaman çok üzülüp umutsuzluğa kapıldığım, hastalandığım zaman kemoterapiyle radyoterapinin zor anları ve yan etkileriyle mücadele ederken ölmek istediğim, hastalıkla mücadele eden arkadaşlarımın yanında olamadığım için kahrolduğum doğru. Ama herşeye rağmen yaşamak çok güzel. Ve kanser insana çok önemli bir özellik kazandırıyor. Hayatın her anından, küçücük bir çiçekten, minicik bir böcekten, içten bir gülümsemeden, güneşin sıcaklığından, bir teşekkürden, bir kutlamadan, rüzgarın serinliğinden, yağmurun sesinden, kedinizin miyavlamasından, köpeğinizin havlamasından, kuş seslerinden, gürültüden, sessizlikten, ağacın yeşilinden, denizin mavisinden, herşeyden mutlu olmayı öğreniyorsunuz. Derim ki, canınızın ve sağlığınızın kıymetini bilin!

6 responses to “Bravo Angelina Jolie’ye!”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    hülya abla güzel bir yazı. fakat kadınlara yönelik olunca yorum yapmaktan utanıyorum. elbette utanılacak bir şey yok ve bunu biliyorum ama kafamda yorum yapacak enstürman yok bu konuda. sizinde bir yaşanmışlıgınız var. ve hastalıgı yenmeyide başarmışınız. kendi penceremden şöyle bir yaklaşımda buşunacak. tanrı sizin yaşamanıza karar vermiş ve yıllar sonra güzel bir dostlugumuzun olacagına hükmetmiş. iki yaşamın yollarının kesişmesini bahane ederek bunu yazmak güzel.

    fakat ben bugün sanırım sabaha kadar netteyim. biliyorusunuz yorum konusunda genelde uzuncuyum. aklıma şöyle bir şey geldi. kanser ile ilgili degil fakat kendi hayatımdan zor olan bir yaşanmışlıgı özetle yazarak etkinlik yaratmak istiyorum.

    yıllar önce köylü bir kız ile inşaat ustası bir delikanlıyı evlendirmeye karar veriyorlar ve evlendiriyorlar. kayserini fakir bir mahallesinde kayın babası ve kaynanasının evlerinde aile olarak yaşama tutunmaya çalışan bu karı kocanın önce bir kız çocukları oluyor ve aile sevinçten uçuyor. o kız çocugu şanslı idi. ve bir yıl geçmeden o köylü kızı ikinci bir çocuga hamile kalıyor. fakat eşi askere gidiyor. ve ezildigi ve dışlandıgı ailede köylü kızı kaderine razı oluyor. eşi askerde iken dogum yapıyor ve çocugun adını babasının asker arkadaşı mehmet akif ersoyun soyadı olan ersoy olarak konmasını rica ediyor.
    ve o çocugun adı ersoy oluyor. babası askerden geldiginde ise o biraz büyümüş olarak babasının kucagına veriliyor. annesi köylü kızı babası inşaat ustası olan bu çocuk belkide yaşayabilecegi en kötü şartları yaşamaya başlıyor. ablası ve kendisine alınan süt yetmeyince annesi sütlerine su karıştırarak onları avutmaya başlıyor. kış geldiginde yaşadıgı 10 kişilik ailede sadece bir soba yanıyordu. diger odalarda ise soba yoktu. ve o çocuk soguktan nezle ve grip oluyor. annesi ve babası acı gerçegi ersoy çocugunu doktora götürdüklerinde ögreniyor. daha 2-3 yaşında olan çocugun sol kulagı patlamış ve delinmiş üstüne birde kulak iltihabı vardı.

    o günden beri belkide sayısız tedavi gördü kullandıgı ilaçlardan zehirlenmemesi ise büyük bir şans. tıbbi litaratürden ve tehlikeden habersiz yıllarca yaşadı. sol kulagındaki akıntı ve bakteri ise artık sag kulagına çoktan geçmiş ve yerleşmişti. daha çok gençti ve saglıgının durumunu biraz biliyor fakat ölümü hiç düşünemiyordu.
    ve birgün oturdukları binada adnan abi diye bildigi kendisinden yaşça çok büyük evli ve iki çocugu olan kişinin rahatsızlanarak hastneye kaldırıldıgı haberi geldi. ve bir kaç gün sonra adnan abi vefat etti. cenaze evindeki atmosfer ve neden öldügü herkes tarafından ögrenildi. ve o gün dünya ersoyun üzerine kabus gibi çöktü. çünkü adnan abininde kulak akıntısı vardı ve bakteri kemigi erite erite beyne ulaşmış ve tıbbı olarak beyin zehirlenmesi ile hayata veda etmiş.

    korku ersoyu o kadar fazla sarmıştıki geceleri uyuyamıyordu. ve gariban anası ve babasıda bunu biliyordu. bir gün kız arkadaşım sudenaz ın gözlerine bakarken gözlerimden yaş geldi. bana sordu neden öyle oldun diye. yok bir şey dedim. var var bir şey dedi. saklama benden dedi bir kaç ay söylemedim. bana küstü ögrenmek istiyorum neden gözyaşlarına boguldun diye . ve BİR GÜN BENSİZ KALIRSAN HAYATA SONUNA KADAR TUTUNACAGINA SÖZ VER DEDİM. aglamaya başladı. ve içine düştügüm durumu anlattım. dakikalarca bana sarıldı ve agladı. her buluşmamızda bana öneriler söylüyordu. fakat hepsi riskliydi. bana birgün sen bu kadar zeka ile bir çözüm yolu biliyorsundur dedi. ona baktım ve yine göz yaşlarına boguldum. var fakat bunu yapamam ölmeye razıyım dedim. o da bana söyle ben senin melegin degilmiyim sana yardımcı olurum dedi. korkuyorum ve utanıyorum dedim. planı anlattıgımda bana sarıldı ve dakikalarca agladı. plan benim bir almancı kızı ile evlenerek almanyaya gitmemi içeriyordu ve orada amelyatımı yaptırmam ile ilgiliydi. kabullenemdigini biliyordum çünkü ona baktıgımda görüyordum. ve birgün planını devreye soktunmu dedi. sessiz kaldıgımda ise aglamaya başladı. hayallerimiz ne olacak bırakıp gideyimmi hani ben bu kentin bir gün lideri olacaktım istemiyormusun dedigimde. tamam dedi plan üzerinde biraz çalışalım dedi. çok çalıştık a b c planlarını tasarladık. ve bir taraftanda bana bir almancı kız buldular. sudenaz başka bir kız ile olan sorunumdan dolayı bu işi aksatmaması için dayısını devreye soktu. ve mahkeme dosyasını sürekli sümen altı yaparak erteletmeye başladı.

    ve bir almacı kız buldular.sudenaz sürekli taktik veriyordu. şöyle yap böyle yap falan gibi. bende onları uyguluyordum. ve kızı verdiler. dügün oldu ve gerdege girdi. ersoy şapşalı bir iki gün acemilikten rezil oldu. acemilik oldu olmasına fakat kız bakire çıkmadı. neyse kabullendim. aileme karşı utancımdan ne yapacagımı bilemiyordum.
    neyse dedik kabullendik. fakat bakire imiş gibi davranarak uyumlu olmaya çalışıyordu ersoy.

    sudenaz bunu ögrendigi gün sevinçten uçuyordu. sen yine benimsin diye vay kaltak vay diye. fakat sürekli rolümü ve psikolojimi ayarlamaya çalışıyordu. gideceksin ve döneceksin diyordu. beni motivasyonu istedigim kulak amelyatımı olmamı sagladı ve ölümcül sol kulagımın amelyatını olmuştum almanyada. ve vizemde bir yıl uzatılmıştı.
    küçük bir dezgah ile solugu kaltagın ailesinin kararı ile kayseride almıştım. şansım yaver gitti ve bu seferde frankfutta bir akrabamızın yanına gittim. oradada sag kulagımın amelyatını olmuştum. amelyata girdigimde ve çıktıgımda yanımda kim vardı biliyormusunuz. SUDENAZ. pasapotunda sudenaz kahraman yazıyordu. ve o benim bir kardeşimdi. taburcu oldugum gün beraber çıktık hastaneden. tedavi biter bitmez seni kayseride isterim dedi. ve dedigi oldu. vizemin bitmesine bir ay kala yine bir dezgahla frankfurttan ayrıldım. o kaltaktan ise sudenazın çevresinin sayesinde bir celsede boşandım. ölmeye mahkum bir kişi hayata yeniden tutunmayı başardı.

    işte hülya abla. kanserle birebir olan bir saglık sorunundan biyografi ve olayları sentezleyerek nasıl kurtuldugumun bir hikayesi.başka çarem yoktu. çok zor oldu süper bir tiyatroyu profesyonelce icra etmeyi ve yönetmeyi başardıgımda ödül olarak saglıgımı almayı başardım. eger bu sorunum olmasaydı bugün hayallerimin içinde yaşıyor olurdum. rötar zorunlu oldu.

    SAYGI VE SEVGİLERİMLE.

    not: münih üniversite hastanesi ve frankfurt üniversite hastanesineki doktoruma ödenen 200 bin mark ise sudenazın babasının cebinden çıktı.ayrıca münihte bir doçente hastalıgın bir tezmiş gibi gerçekleşmesi ve frankfurtta bir rahibenin yardımı gibi ödenen 100 bin mark ise yine sudenazın babasının cebinden çıktı. işte benim patronum.

    • nuran çakmak says:

      yazınızı okudum.önceki yorumcunun yorumu da çok uzun buldum.

      • hpolat says:

        Nuran Hanım, yazdığınız için teşekkürler. Bazı okurların yorumları uzun oluyor, haklısınız. Washington’dan en iyi dileklerle.

    • hpolat says:

      Hastalıkla mücadele azminizi kutluyorum. Moral ve sabırla birçok hastalık yenilebiliyor. Bunu başarmış olmanız çok güzel. Size yanıt vermekte geciktim. Kusura bakmayın. Sonra daha uzun yazacağım. Kendinize iyi bakın. Annenize saygılar.

  2. nuran says:

    sayın hülya polat ben anketiniz olan yeni sitemizi beğendinizmi de meliha-nuran olarak katılıp kazananlardan biriyidim ama çeşitli sebeplerle size ulaşamadım ve daha sonra ulaştığımda yedek izleyiciye verdiğinizi söylediniz ve bana takvim gönderdiniz teşekkürler.ama o telofon benim ilk kazandığım hediye ve ilk telofonum olacaktı televizyonuza birkaç defa daha yazdım ama bana nedense cevap yok .beni bizimkiler beceriksizle suçladılar vebira üzüldüler. çünkü onlarakazandığımı ve hediyemin geleceğini söylemiştim. biliyormusunuz hala telofonum yok ve bedeki moraller bozuk. size işinizde başarılar bana hayatta hala başarı ve şans diliyorum.ve hala diyorum ki o hediye benim kazanılmış hakkım dır diyorum.hoşça kalın

    • hpolat says:

      Nuran Hanım merhaba, size daha önce de cevap yazdım, tekrar yazdığınıza göre o yanıtı almadığınızı tahmin ediyorum. Uzunca bir süre size ulaşmaya çalıştık ancak verdiğiniz e-mail ve telefon numarası çalışmadığı için haberleşemedik. Bu yüzden hediyeyi bir başka izleyicimize gönderdik. Ancak önümüzdeki haftalarda yeni bir yarışma açabiliriz. Lütfen web sitesini izlemeye devam edin ve tekrar katılın. Bu kez umarım şansınız iyi gider. Size hayatta çok büyük şans ve başarılar diliyoruz. Sevgiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

May 2013
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031