ABD’de Emeklilik Hayallerine Veda mı?

Posted October 15th, 2013 at 3:18 pm (UTC-5)
3 comments

Amerika’yı nasıl bilirsiniz? Amerika dünyada nasıl bilinir? Klasik düşüncelerden biri Amerika’nın dünyanın süper ülkesi olmasıdır. Hayaliniz varsa gerçekleştirebileceğiniz ülkedir Amerika birçoğuna göre. Bu yüzden Amerika’ya resmi yollarla giremeyen milyonlarca kişi, kaçak girme yolunu seçer ve burada yıllarca göçmenlik dairesi yetkililerine yakalanmadan yaşayabilir, bu durumun getirdiği çekilmez sıkıntılara, aşağılanmalara razı olabilir. Günün birinde yasal statü kazanacağını hayal ederek, çoğu zaman da bunun bir yolunu bularak devam eder Amerika’da yaşamaya. Ama bu ülkenin de bazı yalın gerçekleri var ki, fazla bilinmediği için, Amerika’da herkesin “bir eli yağda, bir eli balda” yaşadığı yanılgısına yolaçar. Oysa burada da az ve orta gelirli Amerikalılar için hayat sanıldığı gibi kolay değildir, gökyüzünden dolar yağmaz, hiç kimse “ekmek elden su gölden” geçinmez. Birçokları “iki yakayı biraraya getirmek için” iki, hatta üç işte çalışmak zorunda kalır.

Gelir dağılımında eşitsizlik


Yoksulluk ve gelir eşitsizliği açısından Amerika dünyanın ön sıralardaki ülkelerinden biri. Merkezi Paris’teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD’ye göre, gelişmiş ülkeler arasında Amerika şu anda gelir dağılımı eşitsizliğinin en büyük olduğu ülke durumunda. Amerika’da gelir dağılımındaki eşitsizlik çok belirgindir. Gelirin büyük bölümü 300 milyonu aşan nüfusun küçük bir yüzdesinin tekelindedir. Üstelik bu sorun yeni değil, eskiden beri süregelen bir sorundur. İşsizlik birçok ülkeye göre düşük olsa da ekonominin beklenenden az iş yaratması hala ciddi bir sorun. İşsizlik Ağustos ayında 7,3’e düştü. Bu son 5 yılın en düşük seviyesi. İşgücü İstatistikleri Bürosu Ağustos ayında ekonomiye 169 bin iş eklendiğini, ancak Haziran ve Temmuz aylarında beklenenden az iş yaratıldığını bildirdi. Amerikalı şirketler eleman alımına devam ediyor, ama sayılar istenen düzeyde değil. Ekonomist Cary Leahy’ye göre işgücü piyasası, son 12 ayın en zayıf noktasında. Bugünün ekonomisi son 35 yılın en düşük işgücüne katılım oranına sahip.

Domino etkisi

Üstüne üstlük, daha 2008’in ekonomik sarsıntısı geçmemiş, yaralar sarılmamışken bir de federal hükümetin kapatılması, 800 binden fazla devlet memurunun zorunlu ücretsiz izne çıkarılması, işgücüne yeni bir darbe vurdu. Amerikalılar deyim yerindeyse “geçim derdine” düştü. Ekonomik durgunluk bir türlü atlatılamazken şimdi de federal hükümetin kısmen kapatılmasının üçüncü haftasına giriyor. Maaşlar büyük olasılıkla ödenemeyecek. Devlet memurlarının yanısıra devlette çalışan sözleşmeli personel de ücretlerini alamayacak. Örneğin Washington’da bugünlerde özel işyerleri de kan ağlıyor. Müzeler kapalı, turistler öfkeli, lokantalar boşaldı, seyyar sandöviççilerden tutun da tişörtçülerle kadar herkes ağlaşıyor haklı olarak. Maliye Bakanlığı tümüyle kapalı. Bu, bir domino etkisine benziyor. Federal hükümetin işlememesinden ona bağlı iş yapan özel sector de etkileniyor. Büyük şirketler, örneğin Lockheed-Martin işten çıkarmalara başladı bile. İşadamları da öfkeli. Buna karşılık Kongre’de hayat devam ediyor. Kongre üyelerinin maaşları işliyor. Şu anda gelinen nokta şu: Cumhuriyetçiler yeni tasarılar hazırlıyor, Beyaz Saray bunlarda sağlık reformunu etkileyecek önkoşullar bulunduğu için reddediyor, taraflar “ilerlemeden umutlu” olduklarını söylerken kriz devam ediyor. Öneriler tasarılar geçici çözüm öngörüyor. Yani hükümet 15 Ocak gününe kadar açılacak, borç tavanı da 7 Şubat’a kadar yükseltilecek. Peki ondan sonra? Yine aynı sorunlar yaşanacak.

ABD’de emeklilik hayal mi?

Gelelim bütün bunların halkın moralini nasıl etkilediğine. Yeni bir araştırmaya göre, şu anda çalışan Amerikalılar’ın yüzde 47’si ekonomik kaygılar nedeniyle emekliliği ertelediklerini ve planladıklarından daha geç emekli olmaya karar verdiklerini söylüyor. Associated Press Haber Ajansı’yla Chicago’daki NORC Kamu Araştırmaları Merkezi’nin yaptığı ortak araştırma, 2008’de başlayan ekonomik kriz ve ardından gelen ekonomik darbeler yüzünden Amerikalılar’ın emeklilik hayallerini bir başka bahara bıraktığını gösteriyor.


Amerika’da emeklilik yaşı çalıştığınız sektöre göre değişiyor. En erken emeklilik yaşı 62, çoğu Amerikalı 65 yaşını dolduruncaya kadar çalışıyor. Ancak şu anda çalışmakta olan 50 yaşın üstündeki Amerikalılar’ın yüzde 82’si emeklilik yaşını 66’nın üstüne çekmeyi düşündüklerini söylüyor. Amerika’da 70 ve 80 yaşın üstünde çalışan büyük bir kesim var. Çok yaşlı Amerikalılar’ın çalışma nedenleri çeşitli. Emekli maaşları yetmediği için, yaptıkları işi sevdikleri için ve çok yalnız oldukları için çalışanlar olduğu gibi sağlıklı kalmak için çalışanlar da var. “İşleyen demir ışıldar” atasözündeki gibi. Emekliliklerini erteleyenlerin çoğu yılda 50 bin doların altında kazanan, yüksek sağlık sigortası aidatları olan veya emekli olunca alacakları sigortanın aidatı çok yüksek olan, çocukları okuyan ve üniversite kredi ödemeleri olan kişiler. Kalabalık aileleri olanlar da elbette bu gruba dahil.

AP ve NORC tarafından yapılan araştırmaya göre, emeklilik planlarını erteleme nedenleri yüzdeleriyle şöyle sıralanıyor: 1) geçim sıkıntısına düşme kaygısı duyanlar % 78, 2) sağlıklı kalmaya devam etme isteğiyle erteleyenler % 75, 3) işlerini hala iyi yapıyor olmalarına güvenenler % 68, 4) işverenlerinin verdiği sağlık sigortası gibi yardımlardan yararlanmayı sürdürmek isteyenler %67.

Yalan değil, emekli olmak zorlaşıyor

Virigina’da yaşayan 65 yaşındaki grafikçi Tom Sadowski, bu yıl emekli olmaya karar verdiğini, ancak sonra vazgeçtiğini söylüyor. Ekonomik durgunluk yüzünden işlerinin kötüleştiğini ve tasarruflarını kullanmak zorunda kaldığını anlatan Sadowsky’nin hepsi orta öğretimde okuyan ve birkaç yıl içinde üniversiteye gidecek olan dört kızı var. Sadowsky, “ Babam benim yaşımdayken çoktan emekli olmuş, Florida’ya yerleşmişti. Şimdi yaşam koşulları çok zorlaştı, benim bunu yapmam imkansız” diyor. 69 yaşındaki Louisianalı öğretmen Clara Marion 2000 yılında emekli olmuş ancak bir yıl sonra yeniden çalışmaya başlamış. 2007’de yeniden emekliye ayrılmış ancak bugünlerde yine iş arıyor, çünkü zor geçiniyor. Californialı Dolores Gonzalez, 57 yaşında. Emeklilikte bütün hedefi, ayda 2,200 dolar olan mortgage ödemelerini rahatça yapabilmek. Öğretmen olan Gonzales 65 yaşında emekli olmayı planladığını ancak şimdi sonsuza kadar çalışmaktan başka seçeneği olmadığını söylüyor.

İşgücünde en hızlı büyüyen grup yaşlı Amerikalılar

İnanmak zor ama Amerikan işgücünde şu an en hızlı büyüyen grup, yaşlı Amerikalılar. 2020 yılında 55 yaşın üstündeki çalışanlar, sivil işgücünün dörtte birini oluşturacak.

Araştırmaya katılan her 10 kişiden 6’sı, çalıştıkları zaman kendilerini daha genç, dinç ve sağlıklı hissettiklerini söylüyor. Sizce kim yaşlı sınıfına giriyor sorusuna alınan yanıt da ilginç: 72. Yani bu yaşa kadar yaşlı sayılmıyorsunuz Amerika’da. AP-NORC araştırması 8 Ağustos’la 10 Eylül arasında yapıldı. Yani federal hükümetin kapatılmasından önce. 50 yaşın üstünde 1,024 Amerikalı katıldı ankete. Bunların 6’da 1’i, bankadaki tasarruf hesaplarında 1,000 doların altında para olduğunu söyledi. %29’unun bankada 100 bin dolar tutarında tasarrufu var.

Özetle, Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde az ve orta gelirli çalışanların da emeklilerin de durumu aynı. Çalışırken de, emekli olunca da geçim sıkıntısı yakalarını bırakmıyor, bir türlü “tuzu kuru” hale gelemiyorlar. Ne diyelim, “zenginin parası fakirin çenesini yorarmış!”

3 Responses to “ABD’de Emeklilik Hayallerine Veda mı?”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    hülya abla konunun uzunlugu açısından beni geride bıraktınız ve size sadece bravo diyorum.gerçekten önemli ve dogru bir yazıyı okudugumu söyleyebilirim. örneklemelerin ifade edilişinin içerikleri bana çok yardımcı oldu. benim hayatta en önemli ve degerli olan envanterime olumlu bir katkı sagladı diyebilirim.

    siz oranın emekliligi ile ilgili ne kadar olumsuz bir bilgi verirseniz verin. bizim ülkemizin emeklileri görülseydi. amerikanın çok şanslı oldugu söylenebilirdi. örnek verecek olursak normal derecede bir memur emekliligine kadar ancak maaşı ile geçiniyor ve emekli oldugunda bir emekli maaşı ve sigortası ile başbaşa kalmaktadır.

    amerikadaki maaşlar ne kadar dolar olsada oradaki normal bir hayatı karşılar durumda olmadıgını çok iyi biliyorum. emeklilik ve yaşlılıkla gelen zorlukların bu kişiler tarafından icra edilmesi ise çok zayıf bir ihtimal olarak karşımıza çıkmaktadır.
    herkesin kendine özgü bir yaşam zorlugunun bulundugunu biliyorum fakat insanın biraz hazırlıklı olmayı başarması gerekir diye düşünüyorum. bu konuda insanın tasarruflu bir hayatı benimseyerek elde ettigi maddi degeri herhangi bir yatırım ile kendine güvence olacak bir aşamaya getirmesini mutlaka elde etmelidir.

    amerikanın içinde bulundugu durumları okuyunca eyvah dedim. neden eyvah dedim. yıllar önce amerikaya gitmek için olumlu bir fırsatı geri çevirdim. bu konuda arkadaşlarım çok ısrar etti fakat istemedim. amerikaya bir işçi olarak gitmenin beklentilerimi karşılayacagından emin degildim. beni nasıl ve nereye sürükleyecegini tam olarak görmedigim bir gelecegin risklerini almaktan korktum. bir benzinlikte,bir restoranda ve bir tarlada çalışmanın hayatıma hiçbir katkı saglamayacagını düşünerek bu maceraya girişmedim. fakat amerika rüyasından hiçbir şekilde vazgeçmedim. hareket kabiliyetimi sürekli olarak dizginlemeyi çok zor olmasına ragmen başardıgımı söyleyebilirim.

    rüyalarımı sürekli canlı tutabilmek için bazen gerçeklerle bazen yalanlarla sürekli avutmayı başardım. yani sizin anlattıgınız amerikanın sorunlarının içinde bogulmaktansa gerçeklerin soyut halde beni istedigim noktaya getirmesini başardım.
    kendimi yalanlarla avuturken o avutmalarında çogunun gerekçeli bir dogru oldugunu gördüm ve teyit ettim.

    evet amerikada gökten dolar yagmıyor sizin dediginiz gibi. fakat isteyen ve çalışan için bir tatminkarlık sagladıgı ise somut bir gerçek. yıllar önce almanyada bir benzinligin tanıtımı sırasında kilise yararına bir etkinlik yapılıyordu ve bende etkinlige katılmıştım. kilise yayarına numaralar satılıyordu ve ve üç numaraya hediye vardı. bende beş tane almıştım. cebimden 10 mark gitti fakat en büyük hediye bana çıktı. yaklaşık 2500 mark degerinde ve opsiyonlu bir tatil hakkını kazanmıştım. babası franfurt amerikan hava üssünde çalışan amerikalı bir kız arkadaşım vardı. ona amerikaya beraber gidelim dedim. olur dedi. yalnız beni amerikan konsolosluguna nişanlın olarak takdim edeceksin ve beraber gidecegiz dedim. maine de iki kişilik bir hafta tatil planını beraber yapsakta paramız buna yeterli gelmedigi için toto yattı.. ucuz olmasına ragmen uçak bileti işimiz bozdu ve gidemedik.

    siz bana amerikanın acı gerçeklerini bir bir sıraladanız fakat orada yaşamak için çırpınan insanların hayalleri ve umutlarını dikkate aldıgımızda şikayetlerin ve zorlukların bir bahane olarak servis edilmesini yanlış buluyorum. evet belki dogrularda gerekli fakat herkesin ayagını yorganına göre uzatarak kapsamlı bir yaşam planı ile olumlu yaşam koşullarına erişmeside imkansız degil.

    emeklilik konusunda türk-amerikan ilişkilerinin gelecegi ile ilgili olarak bir çok turizm şirketini etkin bir şekilde kullanırsak amerikalı emeklilerin türkiyede rahat bir yaşam sürmelerini saglayabiliriz. 2.200 ve 2.500 doların türkiyedeki karşılıgının 5000 türk lirası civarında oldugunu düşünürsek süper bir cazibeyi onlara sunmuş olmakla beraber ülkminde bu kaynagı ekonomiye katkı olarak saglamasının önemli olabilecegini düşünüyorum. geçenlerede hürriyet gazetesinin akdeniz ekinde bir yazı okudum. emekli bir kanadalı karı koca kaş,a tatil için gelmiş. ve yaylayı gezmişler ve bir köyde eski bir evi ve araziyi satın almışlar. evi restore etmişler ve yerleşmişler elektrik var,su var,telefon var,internet var. bize gerekli olan herşey var burda diyorlar. ve iki inekle biraz keçide almışlar burası mükemmelinde ötesinde ve çok seviyoruz demişler. bu tatminkarlıgı saglayabilecegimizi hissediyorum. ilişkilerin bir boyutu olarak pozitif bir ortamın olması hem gelir hemde tanıtım olarak fayda saglar diye düşünmekteyim.

    emeklilik hakkında kendimi bir şekilde tarif etmek isityorum bu aslında yaşanmış bir şey. kayserilinin biri hasta ve ölmek üzereymiş. 1- hanım burdamısın demiş hanımı burdyaım demiş.2- sevgili kızım sen burdamısın demiş kız buradayım babacıgım demiş 3- oglum ahmet sen burdamısın demiş buradayım babacıgım demiş 4- oglum mehmet buradamısın demiş burdayım babacıgım demiş. adam ALLAH BELANIZI VERSİN HEPİNİZ BURADASINIZDA DÜKKANA KİM BAKIYOR O ZAMAN DEMİŞ.
    sanırım benim emekliligimde mezara girince olacak. ne yaparsınız kayserili olmanın gergini icra etmek ise bir gelenek hale gelmiş.

    hülya abla beni sorarsanız bildiginiz gibi. amerika sevdamın kısa,orta ve uzun vadesi olarak düşündügüm 100 yıllık planı tamamlamış bulunuyorum. ömürümün ne olacagını bilmedigim için aşiretimin kurumsallıgının nasıl olması gerektigini düşünmekle meşgulum. yani çocuklarımın benim ayak izlerimi ve hareket kabiliyetimi aynen uygulayarak devamlılıgı saglamaları konusundaki plan ile meşgulum.

    gelişimin ve degişimin içeriginde herhangi bir sorun olmamakla bereber amerikalıların herşeyi sorun olarak bana sunacagını çok iyi biliyorum. envanterimde satılık ve ortak bazlı herhangi bir konu asla bulunmamaktadır. yalnız federal ilişki ve ortaklık hariç.
    tanıtımın programına son verdim. zorla yaptıracak veya yapılabilecek bir şeyde mümkün olmadıgı için soguklugumun bana sundugu zamanı başka konularda kullanmayı tercih ediyorum. bunun bana daha çok faydalı oldugunu düşünüyorum. zamanın tamamen benim lehine işledigi gerçegin formatlarını biliyorum ve bekliyorum. yani geçici bir emeklilik ve tatil söz konusu. her türlü baskı ve oyun benim kararlarımı degiştiremeyecegi için sürekli lehime çalışan zamanın ilerlemesinden asla şikayetçi degilim ve olmayacak.

    emekliligin durumu ve şartları bakımında herkesin gelecege dair kaygıları için bir planı olması gerektigini düşünüyorum. ve buraya kadar diyorum hülya abla. bloguna katılmak benim için her zaman güzel ve eglenceli geliyor. ve emegine saglık..kendine iyi bak saygı ve sevgilerimle.

    not= hülya abla voa ile olan etkileşimlerimde hatalarım olursa bana bildirin. daha dogru bir katılım saglarım. biliyorsunuz hatasız kul olmaz.

  2. [...] ayrıntılarını Hülya Polat’ın Gökkuşağı adlı bloğunda okuyabilir, yaşlı Amerikalılar’ın emeklilik konusundaki görüşlerini [...]

    • hpolat says:

      Blog yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyorum. Yorumlarınızı her zaman beklerim.

Leave a Reply

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

October 2013
M T W T F S S
« Sep   Nov »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031