Onbeş, yirmi, yirmibeş derken otuz yıl doldu Amerika’nın Sesi Radyosu’nda. Bugün memurluğun ve gelecekte bir aksilik çıkmazsa zorunlu calışmanın sonu. Yolun bundan sonrası hep yokuş aşağı. Yaşıtlarımızla ve gülerek oynayarak..
Bugün sevinç, heyacan ve hüzün hepsi birarada. İşten ayrılmak ne kadar kolay ise dostlardan, otuz yıldır neredeyse bacı-kardes, abi-abla haline geldigimiz meslektaşlardan ayrılmak da o kadar zor.
Parti falan yapmayın dediysem de istemem yan cebime koy demişim gibi tatlı bir ayrılık yemeği verdiler arkadaşlarım ofiste. Hem de konulu. Yıllardır Hawaii ve Polinezya hikayeleriyle (ve tabii Kore maceraları) kafalarını şişirdiğim icin olacak konu Büyük Okyanus idi. Dolayısıyla Polinezyalılar gibi hepimiz çiçekten kolyeler yani “lei” taktık. Barış fırsatı kaçırır mı. Hemen “Mehmet Bey I see you get lei-ed !” diyerek espri yapti.

Arkadaşlarım en sevdiğim yemekleri hazırlamış. Masada neler yoktu neler. Müdürümüz Hülya Hanım’ın ünlü “türkiş-amerikan böreği”, emekli olmasına rağmen veda için üşenmeyip ofise gelen Taçlan’ın yoğurt tatlısı, Hakkı Hoca’nın helal pidesi, yemeği cok seven Amerikalı Suzan hanımın gözükmez “tart”ı, Barış’ın gaz yapar büyüklerimizin abdesti bozulur diye isteksizce getirdigi beyaz fasulye salatası, Eda hanımın (Michelin 3 yıldızlı) mercimek köftesi ve tabii bölüm müdürü İsmail Bey’in getirdigi ve sadece benim gibi işten ayrılacağı garanti memurlara en son gün verilen verilen yaldızlı başarı plaketi.
Seda ve Eda

Ayrılıyorum diye ağlayanlar..

Tanju, Alp ve Barış

Eski dostlar Hakkı, Taçlan ve Hülya

Özbek komşular Cevdet ve Nevbahar

Motosikletli kız Selin yelkenci Barış ile

Selin ve Eda

Sıra geldi pastaya..

İyi hal plaketi (“Keşke kalsaydın daha karpuz kesecektik!”)

Yemek sonrası eşim Reyhan’nn da katılımıyla (denizcilik çevrelerinde Ceryan Hanım diye bilinir) Tanju beyin getirdigi şampanyaları yudumlarken gözüm yıllardır birlikte calıştığım Aydın ile Devrim’i aradı ama bulamadı. Aydın izin günü olduğu için Arap bakkala gittiği; Devrim de rejim yaptığı için gelemedi dediler. Büyük umudumuz ve en genç ve yeni meskektaşımız Burteçin ise ayağı kayıp motosikletinden düştüğü icin evde holistik tedavi görüyormuş. Büyük sözü dinleseydi başına bunlar gelmezdi.
Son kadeh şampanya Ceryan hanımla beraber..

Hepimizin bir hayali var. Benimki yelkenli tekneyle dunya turu. Hayalden öte. Yıllardır hazırlık yapıyor, tekneyi (adı CERYAN) suya indirmek icin emekli olmayı bekliyordum.
Ofis partisinden sonra eve dönünce Muhteş kaptan (S/S PEGASUS) aradı. Planlarımı duyan bir tanışı acelesi yoksa buraya gelsin bana yardım etsin demiş. Tanış Güney Afrikalı. Durban kentinden. Burası dediği yer Florida’nnn Ft. Lauderdale kenti. Zengin bir Amerikalı’nın teknesini Londra’ya götürecekmiş. 18 metrelik katamaranı tek başına götürmesi imkansız. Mürettebat şart. Genç bir Macar çift bulmuş. Bir kişiye daha ihtiyacı varmış.
Sabahı zor ettim. Atladım uçağa ver elini Ft. Lauderdale.

Dokunan Yanar?

Devamı var..
ULTIMA LIFE’in nerede olduğumu radyo sinyalinden izleyebilmek icin Kaptan John Titterton’ın HAM radyo kodu: Zulu-Sierra-1-Juliet-November-Tango.
ZS1JNT













































































































































