Bir İmzanızı Alabilir miyiz?

Posted April 4th, 2011 at 12:55 pm (UTC-5)
29 comments

(ÖNEMLİ NOT: “Bu yazıyı hem okuyacağım hem de bir yandan dinleyeceğim.” Ya da “Tembellik edip sırf dinleyeceğim” diyenler aşağıdaki medya oynatıcıya bir “tık”lasalar yeter 🙂 )

 

 

Nerde kalmıştık? Hah… Tamam… Benim istemeye istemeye gittiğim ehliyet kursunda nasıl bir silkinip kendime geldiğimde… 🙂

Dedim ya evrende yeni bir gezegen falan keşfediyor değillerdi kursta. Kitap da öyle sıradan bir kitaptı işte. Ama bir derin düşünce hali aldı beni. Motosiklet üzerinde tedbirli olmanın gereğinden o kadar çok bahsettiler ve o kadar çok üstü kapalı “aman ha” dediler ki kurs eğitmenleri; durduk yerde başıma bir de “motorun şakası olmaz” fikrini sarıverdiler iyi mi? 🙂

Şakası bir yana (Yani gerçekten şakası olmaz ciddi olalım iki dakika 🙂 ) en çok aklımda kalan cümle “The only eyes you can count on are yours” cümlesiydi herhalde… Cümleyi pekala “Tek güvenebileceğiniz gözler kendi gözlerinizdir” diye çevirebiliriz. Öyle basit bir cümle değil. Cümleyi duyunca vücudunuzu bir anda titremeler sarmadı, hayatınız gözünüzün önünden bol aksiyonlu bir kurguyla akmadı diye küçümsemeyin hemen 🙂

Anlatmaya çalıştıkları, “Siz etraftaki bir arabayı, yayayı, çukuru, engeli, motosikletliyi ya da ne bileyim önünüze çıkabilecek herhangi bir şeyi görebiliyorsunuz diye bu, onların da sizi gördüğü anlamına gelmez” gerçeği. Baştan sona, izlettikler videolarda, yorumlattıkları “ya sana da olursa” senaryolarında aslında bunu vurguluyorlardı. Yani motosikletlinin “görünür” olmasının önemini ve maalesef çoğu zaman “görülemediğini”…

Ne çok arkadaşımı bilirim “Adam tam yanından geçerken kırıverdi üstüme” diye dert yanan. Alçılarını imzaladığımız, bir acı anı gibi algıladığımız ama bir de zaman zaman kaybettiğimiz… Kimbilir ne çoğunuz benzer bir sebepten kurban verdiniz can dostlarınızı?

Bunun için, eminim aranızda neredeyse herkesin bildiği ama zaman zaman alışkanlıktan bazen ihmalkarlıktan bazen de -kabul edelim- yüksek ego durumlarından uygulamadığı bir küçük ayrıntıya dikkati çekiyorlar. Seyir halindeyken önünüzdeki aracın sürücüsünün sizi görebilmesi için mümkünse şeridin orta kısmında kalmanızı öneriyorlar. Zira böyle yaptığınızda dikiz aynasından görülme olasılığınız ve öndeki sürücü katıksız bir kabalık içinde değilse frenlerini ya da ne bileyim yapabileceği diğer anormallikleri sizi dikkate alarak gerçekleştirmesi olasılığı da artırmış oluyor. Şeridin solu ya da sağında seyretmenin de avantajları olsa da yan aynalarını kullanmayan milyon tane sürücü olduğunu da hepimiz biliyoruz, değil mi ama?

Sevgili motorum Midilli Adası'nda dinlenirken ;)

Kurallar bitmez trafikte dertler tükenmez ama ben bütün kitabı anlatacak değilim tabii burada. Bazı beni kendime getiren ve dünya görüşümü değiştiren (abarttım tabii burada ama dikkatinizi çekmem gerekiyordu, aldırmayın bana 🙂 ) noktaları sizle de paylaşmak istedim.

Başka yazılarda yer yer değişik noktalara değineceğimizden ve sizi zorla bu “trafikte görünürlük” konusunda düşünmeye, ona göre hareket etmeye ve bunu bir virüs gibi etrafınızdakilere yaymaya teşvik edeceğimden emin olabilirsiniz 🙂

Kursun teorik kısmının bu insanlık için mühim noktalarının dışında tabii bir de şahsım için önemli ve bir o kadar ego dostu anları da olmadı değil hani 🙂

Mesela kurs boyu “en uzun motor üstünde kalma süreniz” nedir sorusuna hep en “uzun” yanıtı ben verdim 🙂 E tabii yanımdakilerin yüzde 98’i motoru bu kursta öğrenecek ve belki de motora ilk kez binecek insanlar olduğu için benim gibi bir acar Türk motosikletçisinin bariz avantajı tavana çarptırıyordu okşanan egomu 🙂

Geceleri bir mücevher gibi pırıldayan Santorini/Fira...

 Sadece Yunanistan’da yaptığım kilometreyi bile söylediğimde “Wow” sesleri sınıfı dolduruyor ben giderek “Tekim ben, birtaneyim birtane” havasına girip girip, sonra çıkıyordum (Gerçekçi olalım oradaki havamın tek sebebi kaç yıllık sürücü olmama rağmen bana ehliyeti binbir zorlukla veren Amerikan sisteminin beni soktuğu zavallı durumun trajikomik sonucuydu aslında 🙂 )

Kurs bitip de herkes yemeğe, otele vs dağılırken yanıma gelip “Avrupa’da nerelere gittin. Hangi motorla gittin?” sorularıyla ilgi ve meraklarını göstermeye çalışan Amerikalı kursdaşlarımı neredeyse “imza istemeye gelen hayranlarım” olarak görmeye başlamış, beynimi bir hayli bulandırmış ama bir o kadar da keyif almıştım hani 🙂

Kendi objektifimden Santorini'de gün batımı...

Kıssadan Hisse

Demek ki neymiş?

1. Bir gün bir başka memlekette böyle zorla kursa gitmeniz gerekirse eski tecrübelerinizle hayran kitlesi kazanıp olayın acı yanını görmezden gelmek olmazsa olmazmış 🙂

2. Trafikte “Öndeki şöför beni görmüş olsa gerek” deyip yakın markajda hareketler yapmak bünyeye, kalbe, beyne, yani tüm bedene zarar  olabilirmiş!!!

Bugünkü yazının sonu burada gelir… Ama sorular bitmez (kaçabileceğinizi sanmıştınız değil mi? 🙂 )

En son ne zaman kör noktasında kaldığınız bir sürücü tarafından yolun bir başka yanına ya da -acı ama- yere sürüklendiniz? Ve bu tecrübeden neler öğrendiniz?

Hemen sağ alt köşedeki Comment/Yorum butonu acı ama gerçek anılarınızı bekliyor! 🙂

29 responses to “Bir İmzanızı Alabilir miyiz?”

  1. sercan2667 says:

    anam….:))son fotograf ve santorini nasılmış yha öle amerikaya gidesim geldi bak…:))

    • Motosikletli Kız says:

      İlahi 🙂 Amerika’dan çok daha yakın aslında. Ege’de bir ada… Umarım bir gün kendi motorunla gitme fırsatın olur. Çok seversin…

  2. sercan2667 says:

    En son ne zaman kör noktasında kaldığınız bir sürücü tarafından yolun bir başka yanına ya da -acı ama- yere sürüklendiniz? Ve bu tecrübeden neler öğrendiniz?…bu sorunuza
    TÜRKİYEDEN ÇOK İYİ CEVAPLAR GELECEKTİR..SÜREKLİ DOLMUŞÇULARDAN BIKTIĞIMIZ İÇİN YANİ ÖNÜMÜZE KIRMALARINDAN ALIŞTIK ARTIK..

  3. Cglist says:

    Konunun özüne uygun ilk ve tek kazamı aktarayım,

    Ehliyeti cüzdanıma indirdiğimin 5. günü, artçım ve onun kargosu (market poşetleri elinde önünde de kartondan irice kutu) 4 şeritli şehir caddesinde seyir halindeyim.

    1 dakika öncesi, Motorum çok iyi basıyorum gidiyor diyorum içimden,sonra vay bee ne iyi sürücüyüm yolların hakimi benim diye düşündüğümü bugün gibi hatırlıyorum.

    Bir otobüs durağı 2 otobüs yanaşıp biri yanaşmış diğeri onu geçip gidecek. Düşüncem şunları bir an evvel sollayım da artçımı yorulmadan ulaştırayım. Geçiverdim bir otobüsü diğerini de solladım onun önünde bir kuş serisi araba belirdi, hızımı azaltmam mümkündü fakat deminki kendini beğenmiş düşüncelerim değişmemişti. Kuşu da geçmeye karar verdim.

    Ancak sinyalsiz, benden habesiz birden sola doğru doğru manevra yapan kuşa 70km/h hızla sol ön çamurluğundan lastikle bindirdim. (Hesabımı o an yaptım yandan bindirsem artçım havaya uçacak ondan lastikle çarptım.) Sonrasında bilardo topu gibi diğer tarafa savrulduk savrulurken çarpışmanın şiddetiyle gidonu tutmak mümkün olmadı,silkeleyip kontrol kayboldu kendi kendine yattı motor.Artçımla motosikletten koptuk ve 5-6 metre sürüklendik. Motor kendi kendine 15 metre daha gitti düştü….

  4. Baran says:

    Geçmiş olsun. Düşmeyen motosiklet sürücüsü sınıfına girmiyor maalesef.

  5. sercan2667 says:

    evet ya sırf o korkuyla 4 sene motor sürdüm…

  6. Ghost Rider says:

    Motosiklet üzerinde düşme korkusu ile binerseniz , sürüş hakimiyetiniz hiçbir zaman sağlıklı olmaz. Kendinize güvenmeniz gerekir . Yolda yürüyor gibi kullanacaksınız.

    • Motosikletli Kız says:

      Korkunun ecele faydası yok gibi birşey de olmamış mı bu? 🙂 Latife ediyorum pek tabii 🙂

  7. sercan2667 says:

    ama ilk düşüşümde artık saldım kendimi :))

  8. sercan2667 says:

    ah ah motordan vazgeçiyim diye araba aldılar ama beni vazgeçiremezler….satıp tekrar motor alıcam bende bu motor aşkı olduktan sonra kaza yapsam allah korrusun yine bırakmam…allahtan araba benzinli benizinide litresi pahalı yoksa satmazlar:)))

  9. sercan2667 says:

    motoruma şiir bile yazdım ben..onu düzenliyim…sabah hemen paylaşıyım….

  10. sercan2667 says:

    yarim senden ayrılalı
    hayli zaman oldu gel gel
    bak şu gözümden akan yaşa
    haram oldu yemek içmek
    seni seveni terk etme
    işim figan oldu…
    crypton neolursun geri gel…

    bunu şimdi yazdım… Uzun olan bi tane daha var onu düzenliyecem

  11. sercan2667 says:

    gülüceğinizi biliyorum…ama samimiyetinze dayanarak gönderdim…amatörce bişi oldu olsun …

    • Motosikletli Kız says:

      Olur mu öyle şey. Motor konusundaki bu duygusallığın burada yaptığım işin ne kadar doğru insanlara ulaştığını gösteriyor bana…

  12. sercan2667 says:

    fotografımıda gönderiyim nasıl göndericeksem buraya yayınlarsınız

  13. sercan2667 says:

    sen gittin gideli
    bir gün olsum yüzüm gülmedi.
    notlarım kötü olsa bile
    senle geçirdiğim günleri hatırlardım.
    yavaş giderdin ama şehiriçinde üzmezdin beni
    …kalkışta kimse geçemezi senİ..
    çok az yakardın belki..
    İSMİN CRYPTONDU BİR KERE
    SEMPATİKLİĞİN VE MASUMLUĞUN BENİ DELDİ GEÇTİ
    BMWLERE BAKIYORDUM UMUTSUZCA
    BELKİ BÜR GÜN HAYALİYLE..AMA
    ER GEÇ DE OLSA SENİ ALACAĞIM
    .. BİR DAHA HİÇ BIRAKMayacağım

    SEN GEL YETERKİ PARAM OLMASA BİLE
    GEZDİRİRSEN BENİ SEVGİNLE……..
    SERCAN YILMAZ 2004 CRYPTON(SATILDI :((( MAALESEF..

    yanlış anlamayın sevmem aslında bu tarz kelimeleri… sizin de söylediğiniz gibi bozuntuya vermeyin:)))))

  14. Mithat says:

    Bu yazınızıda ilgi ile dinledim,Motor kullanıpta kör noktaya maruz kalmayan var mı bilmem,
    Ben şahsen 15 yaşından beri 50cc ile başlayıp 250 cc ye ancak çıkmış bir kişi olarak motor kullnımında profeosyenel bir destek almadığımı belirteyim.. Okuduklarım, seyr ettiklerim birde kendi tecrübelerimle motor kullanmayaq devam ediyorum. yaklaşık 13 yıl önce idi izmitten kandıra istikametine doğru giderken tatlı bir rampa çıkıyorum. motor 115cc rx 115 yamaha, tabiki emniyet şeridinden 250 m ötede sapak var ve bir taksi beni o arada solluyor ben bu sakın sapmasın deyinceye kadar üzerime kırıp sapağa dalarken bende yerde sürünüyorüm motorda tabiki… ne oluyor demeye kalmadan adam ( mı?) ben yerde iken beni teğet geçip yoluna devametti gitti ben torlandım kalktım ama motorun gidonu yamulmuş ve motor stop etti adamı takip edemedim ardından iamam ve ilahiyatta öğrendiğim tüm duaları okudum o ne oldu bilmiyorum ama ben ogün yediğim korkudan sonra biir emniyet şeridinden yola devam ettmemeye ve ben haklıyım yol benim gibi kuralların geçerliliğine inancım sıfırlandı vesselam..

    • Motosikletli Kız says:

      Her kural pratikte hayat kurtarmıyor tabii, katılıyorum. Ama ne kadar tedbir o kadar az kaza görüşünün sıkı savunucularındanım 🙂 Katkınız için teşekkürler.

  15. Dogukan says:

    Amerika’da araba ehliyeti arastirmalarimdan bu blog sayfasini buldum. Motor tutkum olmasa dahi yaptiginiz paylasimlar ve mizahi anlatiminiz mukemmel, zevkle dinliyorum. Cok tesekkurler.

    • Motosikletli Kız says:

      Böyle bir tesadüfle bloga gelmiş olmanız çok mutlu etti beni. Amerika’da trafiğe dair çok paylaşımlarımız olacak. Takipte kalın 😉 Teşekkürler…

  16. Can İYİDİNÇ says:

    Motosiklet kullanırken değil de, araba kullanırken yaşadığım bir tecrube ile öğrendim ben bunu…

    Klasik bir kafes günü, aracımla yol alırken sol şeride geçmek istediğimde, göz ucuyla aynaya baktığımı hatırlıyorum. Sonrasında (neyse ki 🙂 ) sinyal vererek şerit değiştirme alışkanlığı olan bir insan olmam sebebiyle arkadan ve sol şeritten hızla gelen bir motosikleti göz ucuyla aynaya bakarak göremediğimi ve sinyalden dolayı beni farkeden motosiklet sürücüsünün korna uyarısıyla beni uyardığını söyleyebilirim size. Bu sayede o arkadaş ciddi bir kazadan, ben ise en korktuğum şey olan trafikte araba kullanırken bir motosiklet sürücüsüne zarar vermekten kıl payı kurtulduk.

    Ben motosiklet kullanan bir insan olarak bile, trafikteki motosikletleri sınırlı olarak farkedebiliyorsam dedim kendi kendime, motosiklete hayatı boyunca binmemiş bir insanın bu öngörü ile araba sürmesini nasıl beklerim?

    O gün bir ben, mantığım ve duygularım oturduk masaya bi karar aldık. Bundan sonra motosiklet üzerinde trafiğe çıktığım an (diğer motosikletler de dahil olmak üzere) tüm araçların beni aslında görmediğini farz ederek motosiklet kullanmaya başladım. Hatta bu paranoya işini biraz daha ilerlettim ve araba kullanan insanların belki daha önce bir motosiklet tarafından sıkıştırılmış veya başlarından motosiklet ile ilgili sinir bozucu bir anı geçmiştir, şimdi bu herif beni görse isteyerek üstüme bile kırabilir ihtimalini de paranoyama ekledim ve inanın bana o gün bu gündür çok şükür başıma, kazayı geçtim, sinirimi bozacak birşey bile gelmedi.

    Önemli Not: bu paranoya ile motor kullanmaktan nasıl keyif alabiliyorsun diye sorarsanız, ilk zamanlar beyninizi yoruyor, ama refleks olarak sürüşünüze eklendikten sonra artık beyinde yer kaplamıyor ve sürüş sisteminiz zaten bu düşünce üzerinde şekillenmeye başlıyor. Tıpkı bebeklik döneminde yürümeye başlarken çok düşünüp 1 sene uğraştığımız ama şu an hangi adımı ne zaman atıyorduk ya diye düşünmediğimiz ve yürümeyi dünyanın en kolay ve basit işi zannedecek kadar beynimizde az yer vermemiz gibi 😉

    Benim anım ve görüşlerim bu şekilde, umarım faydalı olmuştur okuyanlara :))

    • Motosikletli Kız says:

      Can Bey,
      Bu anlattıklarınızın çok yararlı olacağına eminim. Özellikle de şu kısmına çok katılıyorum:

      “O gün bir ben, mantığım ve duygularım oturduk masaya bi karar aldık. Bundan sonra motosiklet üzerinde trafiğe çıktığım an (diğer motosikletler de dahil olmak üzere) tüm araçların beni aslında görmediğini farz ederek motosiklet kullanmaya başladım. Hatta bu paranoya işini biraz daha ilerlettim ve araba kullanan insanların belki daha önce bir motosiklet tarafından sıkıştırılmış veya başlarından motosiklet ile ilgili sinir bozucu bir anı geçmiştir, şimdi bu herif beni görse isteyerek üstüme bile kırabilir ihtimalini de paranoyama ekledim ve inanın bana o gün bu gündür çok şükür başıma, kazayı geçtim, sinirimi bozacak birşey bile gelmedi.”

      Aynı paranoyayı ben de bir çeşit “self defense (kendini savunma) tekniği olarak hep öneriyor ve uyguluyorum. Trafikte kimseye güvenmemekte, kimseyi kendin gibi dikkatli varsayıp (ki en dikkatli halimizde bile hataya açığız çünkü insanız) ona göre hareket etmemekte fayda görüyorum. En iyi motorcu, motosikleti üzerinde hayatta kalmayı başaran ve yaralanmayan motorcudur sonuçta, değil mi ama? 🙂

      Katkılarınızı her zaman beklerim…

      Sevgiler,
      Selin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MOTOSİKLETLİ KIZIN ÖZÜ


Merhaba,

Motosikletli Kız ben. Ya da ismimi bilmek isteyenler için, kısaca Selin… Yıllardır hem haber editörü olarak medyanın tozunu yutuyorum hem de iki teker üstünde yolların. Şimdilerde Amerika'da, televizyon habercisi olarak devam ediyorum macerama...

Her İstanbul mağduru gibi trafikten kurtulmak için bir helikopter almanın (!) en iyi alternatifinin ne olacağını düşündüğüm o günlerde aldım ilk motorumu.

11 yılda 4 motor, binlerce kilometre yol ve her aklıma düştüğünde yüzümde hınzır bir gülümsemeye yol açan milyon anıdan sonra hayalini kurduğum yollarda, Amerika’dayım. Rüzgarın bile farklı estiği dev kıtadaki uzun, upuzun yollarda…

Ağrı kesicim, heyecanım, kafam bozuk olduğunda derin bir nefesle düşüncesini içime çekmeye çalıştığım motorumla. Bir o kadar bildiğiniz ve bir o kadar bilmek isteyeceğiniz şeyi biriktirdim eteğimde. Paylaşmaya hazırım. Tüm rüzgar tutkunlarına, iki teker aşıklarına, motosiklet delilerine açık davet:

Gelin birlikte kaybolalım rüzgarın içinde…

motosikletlikiz@gmail.com

Sağlıklı Sürüş İçin Bilmeniz Gerekenler (1)

VİDEOLU YAZILAR :)

Amerika Yollarında (2)

Motorda Kolları Dinlendirmek

Amerika Yollarında (1)

Amerika Yollarında (3)

Motosikletli Kız Amerika'daki Fuarda

Reflektörleri Taktım, Sizin İçin Test Ettim ;)

İnterkom Almadan Bunu İzlemelisiniz

2014 The Washıngton Auto Show

Kask Hayat Kurtarabilir!

Motorda Dertler Nasıl Unutulur?

Motorla Amerika'da (2011'den Kalanlar)

Binlerce Motor Yollara Dökülürse!

Burada Sizin Yazı ve Fotoğraflarınız da Var!

Sizin Köşeniz

Bu Blogda Neler VAR Neler YOK?

*Bu blogun yazarının gözünde hiçbir motor (marka, cins, tür, yıl, renk, güç açısından) bir diğerinden üstün değil (Kabul edin her motor sahibine güzel gelir)

*Bu blogda Amerika VAR, Türkiye VAR. Bu ikisinden herhangi birinin yerden yere vurulmasına yer YOK.

*Bu blogda izlenimlere, araştırmaya ve zaman zaman şahsi fikirlere ve öykülere yer VAR. Dolayısıyla hiçbir fikre, yoruma katılmamak YOK.

*Bu blogda her türlü olumlu katkıya yer VAR. Motor tutkunlarının birbirini kırıp dökmesine izin YOK.

*Bu bloga her türlü eleştiriyi yöneltmeye hakkınız VAR. Ama ara sıra da olsa yapıcı olmayı unutmak YOK.

Not: Blog kuralları her an değişebilir. İtiraza yer YOK:)