Radyokarbon Tarihleme Sisteminde Çığır Açan Keşif

Posted October 30th, 2012 at 9:53 pm (UTC+0)
Leave a comment

Radyokarbon tarihleme sisteminde çığır açacak yeni bir ölçüt, Japonya’da bir gölün dibinde keşfedildi. Bundan böyle arkeolojik kalıntıların ve kemiklerin hangi dönemlere ait olduğu, hata payı çok daha düşük hesaplarla belirlenebilecek.

Radyokarbon tarihleme sistemi, yaşayan tüm canlıların karbon elementinden oluştuğu ilkesine dayanıyor. Bu sistem, kemik, tahta ya da fosilleşmiş bitki gibi organik materyallerin yaşını belirlemede en çok kullanılan metod. Her organik madde karbon 14 olarak adlandırılan, karbon elementinin radyoaktif  izotopunu ve sabit karbon 12’yi içerir. Bir organizmanın dokularının canlıyken içerdiği karbon 12 ve karbon 14 oranları, atmosferdeki karbon 12 ve karbon 14 oranlarıyla aynıdır. Organizma öldükten sonra organizmanın içindeki radyoaktif karbon 14, sabit, ölçülebilen bir oranda azalmaya başlar. Karbon 14 sabit bir oranda azalmaya başladığı için geri sayım yaparak bir organizmanın içerdiği karbon oranlarının atmosferdekilerle hangi tarihlerde aynı oranda olduğu belirlenebilir. Bu da organizmanın yaşını belirler.

Ancak bu sistemdeki sorun şudur: atmosferdeki karbon 12 ve karbon 14 oranları zaman içinde değişim gösterir. Bu da organizma canlıyken bu izotopların ne kadarını içerdiğini kesin olarak tespit etmeyi ya da canlının ne zaman öldüğünü belirlemeyi zorlaştırır.

İşte tam bu noktada artık Japonya’daki Suigetsu Gölü devreye girecek. Oxford Üniversitesi’nden radyokarbon tarihleme uzmanı Christopher Ramsey ve ekibi, havasız bir ortamda çok uzun zamandır korunan organik maddeler içeren, radyokarbon seviyelerinin okyanus suyu ya da yeraltı sularıyla temas etmemiş olduğu bir yer arıyordu. Uzmanlar, aradıklarını Japonya’daki Suigetsu Gölü’nde , gölün dibindeki çökeltilerde buldu. Christopher Ramsey, fosilleşmiş ağaç yapraklarından ve alglerden yani yosunlardan oluşan katmanların gölün dibinde son 53 bin yıldır biriktiğini söylüyor. Her yıl bir katmanın biriktiği Suigetsu Gölü’nün tabanındaki katmanları sayarak ve radyokarbon ölçümünden elde edilen verileri birleştirerer organizmaların öldüğü zamanı ya da yaşını belirlemede çok daha hassas ayar yapılabileceğini tahmin ediyor uzman.

Atmosferdeki karbon miktarlarını belirlemedeki tek fiziksel kanıt şimdiye kadar ağaçların kesitindeki halkalardan elde ediliyordu. Ancak halkalar, Japonya’daki gölün tabanındaki katmanlar kadar geriye gitmiyor. Ağaçlardan elde edilen veriler 12-13 bin yıl geriye giderken Suigetsu Gölü, 53 bin yıl geriye gidiyor.

Suigetsu Gölü’nün tabanındaki fosilleşmiş yapraklarda bulunan radyokarbon, aynen ağaç halkalarında olduğu gibi atmosferden geliyor. Ancak göldeki fosiller, okyanus tabanı ya da mağaralardaki kimyasal tepkimelerden ve sarkıt-dikit gibi mineral oluşumlardan etkilenmiyor.  Oysa okyanus tabanı ve mağaralardaki katmanlar bu tepkime ve oluşumlardan etkilendiği için içerdikleri radyokarbon oranıyla atmosferdeki oranlar arasında uyuşmazlık ve tutarsızlık tespit ediliyor. Bu da göldeki katmanlardan alınan verilerin çok daha kesin ve doğru olduğu anlamına geliyor.

Peki Profesör Ramsey ve ekibinin elde ettiği bulgular en çok kimlerin işine yarayacak? Organizmaların yaşını belirlemede daha hassas bir sisteme kavuşmak elbette ki öncelikle arkeologların işine yarayacak. Ancak jeoloji, oşinografi yani okyanus bilimi, hidroloji yani su bilimi, atmosfer bilimleri ve paleoklimatoloji yani geçmiş zamanların iklimini inceleyen bilim dalı, yeni keşiften büyük fayda sağlayacak. Tarih içindeki büyük iklim değişikliklerinin zamanlamasına dair bilgiler, özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin son derece şiddetli hissedilmeye başlandığı günümüz için de önemli ipuçları içerebilir. Yeni tarihleme sistemi ayrıca tükenen hayvan soylarını kronolojik sıraya daha hassas şekilde oturtma, buzullardaki oynama ve kaymaları izleme, hatta ve hatta tarih öncesinde yaşayan, günümüz kültüründe ‘mağara adamı’ olarak tanınan Neandertal insanlarının soyunun tükenmesinde etkili olan faktörleri belirlemede son derece büyük rol oynayabilir.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MODERN TEKNOLOJİ HAKKINDA

Burası Amerika, teknolojinin beşiği. İnovasyon, bilim, teknoloji adeta Amerika'yla eşanlamlı. Tıp, çevre, bilişim, uzay, dijital dünya ve daha birçok dalda en çok teknolojik gelişmenin olduğu yer, işte burası. Bu yeni blogda sizlerle Amerika'daki son teknolojik gelişmeleri paylaşacak, bu gelişmelerin hayatımızı nasıl etkileyeceğini anlamaya ve anlatmaya çalışacağım.

YAZAR HAKKINDA

2003‘ten beri Amerika’nın Sesi Türkçe Yayın Bölümü’nde görev yapan Devrim Moral, Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra Ohio eyaletindeki Bowling Green State Üniversitesi’nden Amerikan Edebiyatı ve Kültürel Çalışmalar dallarında lisanüstü derecelerini aldı. Evli ve bir kız çocuk annesi olan Moral, 2000 yılından beri Washington DC’de yaşıyor.