Bunu da mı Görecektim? :)

Posted April 12th, 2011 at 11:21 am (UTC-5)
17 comments

Tamam. Artık hepiniz biliyorsunuz. Bu yazıyı hemen alttaki medya oynatıcıya tıklayarak “benden” dinleyebilirsiniz 🙂 (Üşengeçlere hediyem 🙂 )

Bir önceki yazımda tatsız anılarınızı sorgulamış, kazalarınızı (varsa tabii) hatırlatmış, kısacası pek bir can sıkmıştım hani. Şu meşhur “macera dolu” motosiklet kursumun tam son aşamasına, yani “yol süsü verilmiş” eğitim sahasında salınmalarıma gelmişti ki konu, yorumlarınız bir hınzırlık düşürdü içime.

“Bir gün paylaşırım elbet” kutusunda beklettiğim “çok özel” bir anım (üstelik de planladığımdan çok daha önce) bloğumun sayfalarında yer almayı hak etti. Ne mi bu anıyı bu kadar özel kılan? Anıyı özel kılan, neredeyse her motosikletli gibi benim de bir gün ön tekerimin karşısına bir engel çıkmış olması. Ama ne engel! Öyle bir taş parçası, belediyenin görmezden geldiği bir çukur ya da bir tarla faresi değil. Bildiğiniz, özbeöz ayı! Ya da pek bir bilimsel adıyla “Ursus Americanus”. Ya da bir başka deyişle: Amerikan kara ayısı…

İşte uzaktan sevimli yakından tehlikeli Ursus Americanus 🙂 (Photos.com)

“Nerede, nasıl, niye, niçin, peki ama neden?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Sormadıysanız da ben başladım artık bir kere, anlatmadan duramam 🙂

Olay, yaşadığım eyalete çok yakın mesafedeki bir Amerikan ulusal parkında gerçekleşti. Virginia Eyaleti’nde Blue Ridge Dağları üzerinde uzanan Shenandoah Ulusal Parkı’nda… Parkın içinden muhteşem güzellikteki “Skyline” yolu geçiyor. Çok düşük bir hızla seyredebildiğiniz yolda kafanızı ne yana çevirseniz bir başka manzara. Hem de tam 170 kilometre boyunca! Düşünebiliyor musunuz? 170 kilometre uzanan manzaralı bir yol! (Bu park başka yazılarda da yer bulmayı hak edecek kadar güzel ve macera dolu. Sabredin, hepsini anlatacağım 🙂 )

Tepeden Shenandoah Vadisi’ne bakan yolda hem hız sınırı hem de tatlı tatlı virajlar olunca 2 saatte ortasına bile gelemeden dağ havasından sarhoşa

Birkaç kapısı olan parkın bir girişi de bu...

dönüyorsunuz. İşte böyle bir güzellikte, gözümü kuştan böcekten alamadığım bir motor gezisinde bir anda “olmayacak” denen şey oldu. Tatlı bir virajı şöyle hafifçe sağa yatarak aldıktan hemen sonra burnumun dibinde bir karaltı belirdi. Ben tam “Bu ne?”, “Yoksa O mu?”, “Bu gerçek olabilir mi?” gibi ardıl soruları beynimde işlemlemeye çalışırken topaç gibi bir Ursus Americanus, yani kısaca ayı (ama bir yavru ayı), yolun ortasına yürüyüverdi.

Shenandoah'da motor tepesinden bir resim...

Tamam yavaş gidiyordum da o şokun etkisiyle öyle tecrübe, teori falan hiçbir şey kalmadı tabii. Freni kökledim! Muhteşem güzellikteki kara ayının pırıl pırıl gözleriyle karşılaştı gözlerim. Motordan düşer miyim, yoksa ucundan kırar mıyım şeytanın bacağını derken ben sağ ayak bileğime dayanarak sert bir duruş yaptım, yavru ayı da muhtemelen benim canhıraş frenimden değil ama bu telaşın içinde az sonra onu bağrıma basacak gibi cevval bakışlarımdan ürkerek bir anda yolun karşısına atıverdi kendisini. Böyle bir kaza “arefesi” ve “anında” bile yavru ayıyı “seviciğim seni, öpüciğim” (Böyle konuşan bir çizgi film kahramanı kız vardı, hatırlayacaksınız) bakışlarımla rahatsız etmiş olmam kara bir anı olarak yazıldı tabii defterime 🙂

Böyle sevimli görünmesi kandırmasın sizi 🙂 (Photos.com)

Sonra ne mi oldu? Ben o heyecanla, söz konusu olanın vahşi bir hayvan olduğunu unutarak her zaman motorun ön gözünde tuttuğum fotoğraf makinemi bulup, acıyan bileğimin üstünde sekerek yolun karşısına geçtiğimde yavru ayı çoktan sırra kadem basmıştı. Birkaç saniyelik “Tüh be!” evresinden sonra ayağımdaki acıyı daha net hissetmeye başlamam fazla uzun sürmedi. Birkaç saniye daha geçince parka girerken verdikleri bilgi kitapçıklarında yazan bir cümle aklıma geldi: “Parkın ev sahipliği yaptığı kara ayıları gördüğünüzde sakin olun, ayıyla gözgöze gelmemeye çalışın. Sakince uzaklaşırken mümkünse arkanızı dönmeyin”. Yani kısaca “Vahşidir, sırnaşmayın” demişler işte 🙂

Kıssadan Hisse

Demek ki neymiş?

1. “Bugüne kadar önüme neler çıkmadı ki hepsini atlattım” demeyecekmişiz zira hayatın önümüze neler çıkaracağını bilemezmişiz.

2. Vahşi bir ayı görünce (üstelik de bu ayı yüzünden yere yapışmanın eşiğinden henüz dönmüşken) peşinden koşup resim çekmeye çalışmadan önce bir silkinip aklımızı başımıza alacakmışız.

3. İki teker üstünde hayatın şakası olmazmış, her an tetikte olacakmışız 🙂

Çok ilginizi çekecek öyküler dinledim. Ben Ursus Americanus’un ilginç olduğunu düşünürken Amerikalı motorcuların anlattığı hikâyelerle bir yaşıma daha girdim.

Bu yazının sonunda sizi rahat bırakıyorum. “Daha iyi bir anınız var mı?” demeyeceğim. Bilirim ne kirli çıkısınız siz, kimbilir ne hikayeler var sizde 🙂

Size bırakacağım. İster benim anımı paylaşın, ister fikirlerinizi, ister anılarınızı. Ama unutmayın, hemen aşağıdaki Comment/Yorum butonu ilginizi bekliyor 🙂

17 responses to “Bunu da mı Görecektim? :)”

  1. Cglist says:

    Ayı deyince maganda ayılardan bahsedeceksin sandım ki masum bir yavru ayıcık çıktı,teşekkürler.
    Benim yoluma köpek,koyun,inek sürüsü harici olmadı. Siyah beyaz kafalı kocaman kartallardan birine raslamıştım ,Kuzey Amerika’nın o meşhur kartalları gibi,o kadar belgesel izlerim hiç denk gelmemişti nadide bir kartal olabilir, yeri de söylemiyorum bulup rahatsız edilmesin,dağa çıkınca ilçe karayolunun üstünde bir yer.

    • Motosikletli Kız says:

      Böyle bir yanılsama yaratabileceğini tahmin etmiştim 🙂 O kartallardan çok var burada. Ama bir gün de fırsat yaratıp çekmemişim ki resimlerini 🙁 Buraya koyardım ne güzel…
      Kartal’ın koordinatlarını vermemen iyi olmuş. İlginç bir karşılaşmaymış. Teşekkürler 🙂

  2. atezer says:

    Yazına bir ders le karşılık vermek isterim bloğu takip edenlerede faydası olur.

    Issız bir yolda araba ile seyahat ederken köpek yada köpek sürüsü tarafından tacize uğramak biraz ürkütücü olabilir ama psikolojik rahatsızlıktan öteye geçmez. O da köpekleri ezmekten korkulduğu içindir. Ama motosiklette bu durumla yüzleşmek sizi öldürebilir. Bu yüzden köpek sahiplerinin köpeklerini bağlı tutmaları, başı boş ortaya salıvermemeleri ve de onları kimseyi kovalamamaları yönünde eğitmeleri gerekmektedir. Eğitimli köpeklerin sahipleri sorumluluk duygusuna sahip insanlardır. Saldırgan köpeklerin sahipleri genellikle kötü tabiatlı yada köpekleri ile ilgilenmeyen insanlardır. Köpeğe eziyet edilmiştir, aşırı şiddete maruz bırakılarak bilinçli olarak vahşileştirilmiştir. Tabi bazı cinslerin(pitbul, rothweiler, doberman) yapılarındaki vahşilikte ehlileştiklerine tam güvenilemeyecek türdendir. Bunun dışında cinsi ne olursa olsun patolojik olarak köpeklerinde delisi, psikopatı vardır.

    Köpeklerin saldırıları genelde ön tekeredir. Küçük bir köpek dahi motorunuzun dengesini bozup sizin düşmenize sebep olabilir. Bu vahşi hayvanların avlanırken(geyik, antilop vs) hayvanı yere indirme içgüdüsünden kaynaklanmaktadır ve size saldıran evcil bir köpeğin bu temel av içgüdüsünün dürtüsüyle altında kalmak pahasına amacı motoru yere indirmek olabilir. Köpeğin niyeti öğlen yemeği olabilir.! Şaka bir yana 250-300kg bir motorun altında kalmanız hoş değildir.

    Bazı köpekler bilhassa motorları tercih ederler. Bazıları itfaiye araçlarını yada postacıyı tercih edebilir. Eski motorcular köpeklerin ön tekere yaklaştırılmaması gerektiğini bilirler. Köpeklerin nasıl düşündüğünü bilemeyiz fakat davranışlarını gözleyip bunların avantajlarını kullanabiliriz.

    Köpeklerin arasındaki büyük farklılıklar gibi elbette sürücüler arasındaki farklarda büyüktür. Bazı köpekler oyuncu olduklarından yada bölgelerini savunma güdüsüyle böyle davranırlar. Bazıları kötü muameleden yada eğitim eksikliğinden saldırganlaşmışlardır ama gelip geçenler içi tehlike arz ederler. Vahşi bir köpek ise dişlerini öne çıkarır ve karnından hırlar. Gerçek tehlike budur. Ciddi yaralar açabildikleri gibi kuduz mikrobu taşımaları tehlikesi de mevcuttur.

    Saldırgan köpekler genellikle sahiplerinin köpeklerine yeterli ilgiyi göstermeyip başıboş saldığı eğitimsiz köpeklerdir. Zamanla çoğalarak sürüler oluşturlar. Başıboş köpek sürüleriyle karşılaşıldığında ise yaklaşmalarına izin vermeden, onlarla temasa girmeden uzaktan geri dönmenizi ivedilikle tavsiye ederiz.

    Köpeklerin motora olan ilgilerini veya hamlelerini hangi psikoloji ile yaptıklarını onların beden duruşlarına bakarak anlayabiliriz. Buna göre de hangi taktikleri uygulamamız gerektiğine karar verebiliriz.

    Her şeyden önce köpekler kendi bölgelerinin sınırları konusunda çok hassastırlar. Burada köpeklerde mantık olamayacağı için içgüdüler devrededir. Başı boş bir köpek 7 metrelik bir alanı kendine bölge seçerse bunun kritik merkezi 2-3 metredir. Köpekler kendi aralarında birbirlerine karşı baş kaldıran, teslim olan, saldırgan, korkan şekillerde davranışlar geliştirirler. İşte biz bu beden dillerini okuyarak onların niyetlerini tahmin edebiliriz.

    . Köpek dikleşmiş bir duruşla devamlı kuyruğunu sallayarak havlıyorsa oynamak istiyordur.

    . Başını gözleri başka tarafa çevrili vaziyette yere doğru düşürüp, kulakları arkaya doğru ve kuyruğu yerde ise teslimiyet göstermektedir. Ama kritik bölgesinin merkezine girerseniz korkarak saldırganlaşabilir. Isırabilir. Bunu işareti de kulaklarını geri itmek ve kuyruğunu bacakları arasına almaktır.

    .Baskın köpek ise, çayırını korumak maksadıyla gövdesinin ön kısmını yukarı kaldırır, kulakları ileri doğrudur ve kuyruğu havadadır. Otoritesine dikkat etmeniz maksadıyla gözleri hiç kırpılmadan sizi süzer ve derin göğüs hırlamasıyla ciddiyeti konusunda sizi uyarır.

    . Saldırgan bir köpeğin bölgesi tehdit altına girerse ön patilerini toprağa sağlamca yerleştirir, üst dudağını kaldırarak dişlerini sergiler, kulak ve burnunu bariz bir şekilde ileri çıkarır. Ensesindeki tüyleri kaldırır, kabartır. Gözlerini çevirir işte o an sizin bölgesinden çıkmanız için iyi bir fırsattır aksi takdirde ciddi sorunlar yaşarsınız. Bölgesini derhal terk ediniz hatta görüntü alanını terk ediniz. Eğer cadde de saldırgan bir köpekle karşı karşıya gelirseniz göz temasından kaçınınız, sessiz kalın ve mümkünse başınızı eğerek sessizce geri çekilin ama kaçmayın. Korktuğunuzu belli etmeyin ancak küçük diye de köpeklerle yüzleşmeye girmeye kalkmayınız. Tabi yaralarınızı yalamak niyetinde değilseniz.

    Köpeklerin görme ve duyma duyguları çok iyidir. Bu yüzden oyun amacındaki bir köpek genellikle bir aracın yada çalının araksına saklanarak son deparını attığında sizinle teması sağlayacak hesaplamalarını kendince yapar. Oyunun kuralı gelen vasıtanın süratini hesaplamaktır. Yayalarla ilgilenmezler çünkü yavaş şeyleri yakalamak eğlenceli değildir. Yakalama anında şansınız varsa tekmeleyebilirsiniz ama unutmayın köpeklerin refleksleri de sizden iyidir. Ve eğer bu köpek bölgesini koruyan bir köpekse ona etinizden sunmuş olursunuz. Deri giysilerinizin köpeğin çenesiyle baş edemeyeceğini bilmenizde fayda vardır.

    Yapmanız gereken süratinizi düşürmek yada en azından muhafaza etmek, köpeğin hareketlerini peri ferik bakışlarınızla takip ederek tam ön tekere hamle yapacağı anda gazlamaktır.

    Bunun için:

    . Köpeği önceden görmeniz gerekir. Çalılara, gölge alanlara dikkat edin.
    . Gurup sürüşü yapıyorsanız bu yavaşlama/hızlanma problem olacaktır.
    . Her gün yolunuzun üstündeki aynı köpeğe aynı taktiği uygulamak zamanla bu köpeğin kendini bu taktiğe uyarlaması demektir. Bu durumda o bölgeden geçmeyin, ilgililere yada sahibi varsa sahibine konuyu iletin.
    . Yavaşladığınızda motoru bağırtmadan vites düşürünüz ve pozitif gazlama noktasına kadar gazın boşunu alınız çünkü gazladığınız anda motor gerekli deparı atmazsa, teklerse hele motoru stop ettirirseniz kötü olur. Boşta yada vites de ama gaz kesilmiş motor kendi süratiyle yol alır şekilde asla köpekle temas noktasına doğru yaklaşmayınız.

    Yaşadığınız toplumda çok köpek varsa üzerinizde köpek kaçırıcı sprey taşıyın. Elektronik köpek kaçırıcı aletlerde vardır. Bunu en iyi postacılar bilir. Onlara sorun. Sulandırılmış amonyaklı sularda işe yarayabilir. Hatta köpeğin idrar bıraktığı yerlere amonyaklı su dökerseniz onun kokusunu yok ederek köpeğin bölgeyi kendi bölgesi olarak algılamasını sağlayan koku işaretini ortadan yok kaldırabilirsiniz. Ama amonyaklı suyunuzun üzerine idrarını tekrar bırakarak sizinle iddialaşacak köpeklerde olacaktır.

    Köpek tarafından ısırıldığınızda kuduz tehlikesi olabileceği ihtimalini göz ardı etmeden bir hastaneye başvurarak gerekli tedavileri mutlaka yaptırınız. Isıran köpeğinde karantina altına alınıp kuduz testleri bitene kadar gözlem altında tutulmasını sağlamak için ilgili mercilere durumu derhal rapor ediniz. Bekli de köpekli bölgelere sürücüleri ikaz levhaları konması güvenlik açısından yerinde bir davranış olur.

    • Motosikletli Kız says:

      Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkür ederim. Yararlı bilgiler ve umarım blogun okuyucularının işine yarar (Başlarına gelmemesini temenni etsek de:) )

  3. atezer says:

    Bloğuna Bir hayvanla karşılaşınca neler olabileceğini yazdım her ne kadar Scooterci her zaman bir ayı ile karşılaşmassa da bir köpekle kesinlikle karşılaşıyor.

  4. g.m.y. says:

    Selin kardeşim merhabalar,
    Eğer birgün olurda Kuşadasına gelirde Güzelçamlıdaki milli parka motorsikletle girecek olursanız dikkatli olunuz,öyle bir tane yavru ayıcık değilde ,yaban domuzu sürülerine takılabilirsiniz,aniden yolunuzu keserlerse çok şaşırmayınız.
    İyi çalışmalar.

  5. sercan2667 says:

    bunler ne böle…`sevimli ama bir o kadarda cani mi desem vahşi mi desem pek bilemedim..

  6. sinan says:

    merhaba selin
    aslında yapılan istatiklerde ayıların en çok karşılaşmak istemedikleri canlılar insanlarmış 🙂
    bence siz 4 ayaklı ayaılardan değilde 2 ayaklı ayılardan korkun derim bakın sizinde dediğiniz gibi sizi görür görmez kaçmış yavruak 🙂
    yolunuz 2 ayaklılarda yoksun olsun keyifli sürüşler

    • Motosikletli Kız says:

      Doğru. Zaten Shenandoah’da bu tip karşılaşmalar çok nadir yaşanıyormuş. Aslında şanslıydım belki de. Ama resmini çekemedim 🙁 Düşmediğime şükrediyorum gerçi.
      2 ayaklılardan korkmaya devam tabii 🙂

  7. sercan2667 says:

    ben bu ursus americanus hayvanının ismini türkçe mealiii…amerikaya has bir hayvan olarak dilimize ekliyorum hayvanını ismini..artık bu hayvanın ismini ””amerikaya has”aslında biraz anlatım bozukluğu yaşadım selin abla ne demek istediğimi sen anlamışsındır güzel türkçenle düzeltirsin…ne anlatmak istedğimide anlatamadım..bu da bana has bir özellk…

  8. sercan2667 says:

    abla ben hem dinliyorum hem okuyorum hangi kategoriye alıyosun beni..:))

  9. ıcah liamsi namarhak says:

    selin hanım yine maceraların peşini bırakmıyorsunuz. bizimle paylaştıgınız içinde çok teşekür ediyorum. siz bir amerikan kara ayısı iile karşılaşmışınız. insandan azma ayılarla yollarınızın kesişmemesi ise en büyük dilegimdir. ben büyük bir kirli çıkıyım fakat hayatımdaki en güzel olan ve kendimi mutlu kılabilecegim bir anı paylaşmak istiyorum.

    almanyanın monotonlugundan bıkmış bir yaşlı zengin bir alman antalya fethiye arasında cirit atarken demre kaş arasında bulunan yavu diye bir köyde köy yemekleri yemek için mola verrirmiş. köy yemekleri veren lokantanında evde kalmış orta yaşlı bir kızı varmış. derken yaşlı ve zengin alman bu kıza aşık olmuş ve evlenmişler. kızın babası evlilik hediyesi olarak kocaman bir tarla vermiş ormanın içinde bir arazi.neyse alman bu araziye sözde alman modeline uygun bir ev yapmaya karar veriyor. ve bizim tanıdık bir mütehitle anlaşıyor. ve taşörenlik işinide babam üstleniyor. ve bende arasıra harçlık temin etmek üzere babamgile
    yardım etmeye gider oldum biraz çat pat almancam var. adamın söylediklerini ustalara aktarır olmuştum. öglen yemek yemiyordum alman küçük ve modern bir sera yapmış hepsinide roka ekmiş doyasıya roka yiyordum.

    sözü neye getirecegim. o doga harikası ormanın içinde bulunan sincapların kendi kendine oyandıkları oyunları ve hallerini seyretmek bana büyük bir keyif verirdi. görmeye degerdi.
    hayatımda unutamadıgım bir şeyi paylaştım. çok kirli çıkı degil fakat idare eder diyorum.
    diger kirli çıkılarımın hepsini otomatik makinalarda yıkadıgım için paklandıgımı söyleyebilirim.

    bana bu imkanı veren amerikanın sesi ve selin ine çok teşekür ediyorum kuruumsal ve mesleki hayatınızda size başarılar dilerim. saygı ve sevgilerimle

    not= bir dahaki anım ise kralların ve kraliçelerin kenti olan ünlü olimpos tan olabilir. orada baya bir kirli çıkılarım var. bulabilirsem ve fırsat verilirse olabilir diyorum.

  10. Cloud says:

    Benim motosikletle doğada ilginç anılarımdan biri kendi bloğumda yazdığım bir hikayede var buyrun meraklısına link: http://mymotorcycleexperience.blogspot.com/2009/08/ormanda-yol-ikiye-ayrlyordu-ben-az.html

    Sizin gezmiş olduğunuz bu ulusal par ve rotue66’da dahil abd’de pek çok gezip görmek istediğim yer var ama buna imkan ve zaman bulabilir miyim, bulduğumda ömrüm ve sağlığım vefa etmiş olur mu bilemem.Bir kez olsun o yollarda motosiklet sürmek isterdim doğrusu, şanslısınız. Paylaşıma teşekkürler!

  11. Fehmi Varol says:

    Çok güzel bir yazı olmuş. Yararlı bilgiler var ancak kimsenin başına böle kötü şeyler gelmesin tabi 🙂

Leave a Reply to Cloud Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MOTOSİKLETLİ KIZIN ÖZÜ


Merhaba,

Motosikletli Kız ben. Ya da ismimi bilmek isteyenler için, kısaca Selin… Yıllardır hem haber editörü olarak medyanın tozunu yutuyorum hem de iki teker üstünde yolların. Şimdilerde Amerika'da, televizyon habercisi olarak devam ediyorum macerama...

Her İstanbul mağduru gibi trafikten kurtulmak için bir helikopter almanın (!) en iyi alternatifinin ne olacağını düşündüğüm o günlerde aldım ilk motorumu.

11 yılda 4 motor, binlerce kilometre yol ve her aklıma düştüğünde yüzümde hınzır bir gülümsemeye yol açan milyon anıdan sonra hayalini kurduğum yollarda, Amerika’dayım. Rüzgarın bile farklı estiği dev kıtadaki uzun, upuzun yollarda…

Ağrı kesicim, heyecanım, kafam bozuk olduğunda derin bir nefesle düşüncesini içime çekmeye çalıştığım motorumla. Bir o kadar bildiğiniz ve bir o kadar bilmek isteyeceğiniz şeyi biriktirdim eteğimde. Paylaşmaya hazırım. Tüm rüzgar tutkunlarına, iki teker aşıklarına, motosiklet delilerine açık davet:

Gelin birlikte kaybolalım rüzgarın içinde…

motosikletlikiz@gmail.com

Sağlıklı Sürüş İçin Bilmeniz Gerekenler (1)

VİDEOLU YAZILAR :)

Amerika Yollarında (2)

Motorda Kolları Dinlendirmek

Amerika Yollarında (1)

Amerika Yollarında (3)

Motosikletli Kız Amerika'daki Fuarda

Reflektörleri Taktım, Sizin İçin Test Ettim ;)

İnterkom Almadan Bunu İzlemelisiniz

2014 The Washıngton Auto Show

Kask Hayat Kurtarabilir!

Motorda Dertler Nasıl Unutulur?

Motorla Amerika'da (2011'den Kalanlar)

Binlerce Motor Yollara Dökülürse!

Burada Sizin Yazı ve Fotoğraflarınız da Var!

Sizin Köşeniz

Bu Blogda Neler VAR Neler YOK?

*Bu blogun yazarının gözünde hiçbir motor (marka, cins, tür, yıl, renk, güç açısından) bir diğerinden üstün değil (Kabul edin her motor sahibine güzel gelir)

*Bu blogda Amerika VAR, Türkiye VAR. Bu ikisinden herhangi birinin yerden yere vurulmasına yer YOK.

*Bu blogda izlenimlere, araştırmaya ve zaman zaman şahsi fikirlere ve öykülere yer VAR. Dolayısıyla hiçbir fikre, yoruma katılmamak YOK.

*Bu blogda her türlü olumlu katkıya yer VAR. Motor tutkunlarının birbirini kırıp dökmesine izin YOK.

*Bu bloga her türlü eleştiriyi yöneltmeye hakkınız VAR. Ama ara sıra da olsa yapıcı olmayı unutmak YOK.

Not: Blog kuralları her an değişebilir. İtiraza yer YOK:)