Orlando teröristi Disney World’e mi saldıracaktı?

Posted June 14th, 2016 at 6:47 am (UTC-5)
Leave a comment

A mourner holds up candle against a red, white and blue backdrop during a vigil for those killed in a mass shooting at the Pulse nightclub downtown Monday, June 13, 2016, in Orlando, Fla. (AP Photo/David Goldman)

Amerikan tarihinin en ölümcül toplu cinayetini işleyen Amerika doğumlu Ömer Sıddıki Metin’in esas hedefinin Orlando’daki Walt Disney eğlence parkı olabileceği bildiriliyor. People dergisine göre, federal güvenlik birimlerinden bir yetkili, dergiye Metin’in aslında bir süredir saldırı hedefi olarak Pulse gece klübüyle Disney World arasında tercih yapmaya çalıştığını belirlediklerini söyledi. Metin’in eşi Nur Zahi Selman, sorgusunda FBI yetkililerine, Nisan ayından beri birlikte iki hedef arasında mekik dokuduklarını anlattı.

People gather for a vigil in memory of the victims of the Orlando, Fla., worst mass shooting in modern U.S. history, Monday, June 13, 2016, at City Hall in Philadelphia. A gunman opened fire inside a crowded gay nightclub early Sunday, before dying in a gunfight with SWAT officers, police said. (AP Photo/Matt Rourke)

Korkunç olan şu ki, dört Disney World temalı eğlence parkından biri olan Downtown Disney’de (yeni adıyla Disney Springs) girişte arama ve güvenlik kontrolu yapılmıyor. Diğer parklar olan Magic Kingdom, Hollywood Studios, Animal Kingdom ve Epcot’ta ise 2015 yılından buyana girişte metal detektörden geçiliyor, rastgele seçilen ziyaretçiler de aranıyor. Özetle çoğu çocuk ve genç, yılda milyonlarca turistin günlerce zaman geçirdiği bu dev parklarda güvenlik yeterli değil, hatta hiç yok. Ve ne yazık Amerika’da ve dünyada Ömer Sıddıki Metin gibi gizli teröristlerin sayısı oldukça yüksek ve ne zaman, nerede, kime, nereye saldıracaklarını bilmek mümkün değil.

Saldırgandan IŞİD’e bağlılık yemini

omerfinal
FBI, Florida’nın Orlando kentinde eşcinsellerin gittiği Pulse adlı gece klübüne saldırarak 50 kişinin ölümüne yol açan Ömer Sıddıki Metin’in IŞİD’e bağlılık yemini ettiğini açıkladı. Metin’in, saldırıdan önce 911 acil yardım hattını arayarak kendini tanıttığı ve IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’ye bağlılığını açıkladığı ortaya çıktı. Metin ayrıca telefon konuşması sırasında 2013 yılında Boston Maratonu’na bombalı saldırı düzenleyerek 3 kişinin ölümüne, 260 kişinin yaralanmasına yol açan Çeçen Çarnayev kardeşlerden de bahsetti.

Afgan asıllı Orlando saldırganı dindar mıydı?

Babası Mir Sıddıki, NBC televizyonuna, saldırının oğlunun dini inancıyla ilgisi olmadığını söyledi. Mir Sıddıki Miami’de birlikte yaşadıkları bir olayı örnek verdi ve oğlunun karısı ve oğlunun önünde iki erkeğin öpüştüğünü gördüğü zaman çok sinirlendiğini anlattı. Baba Sıddıki, saldırı kurbanlarının yakınlarından özür diledi ve oğlunun şiddete eğilimi olduğunu ve böyle bir saldırı planladığını bilmediğini öne sürdü. 1986 New York doğumlu Metin, Afgan göçmeni bir ailenin oğlu. Washington Post gazetesinin ulaştığı eski karısı, Ömer Metin’le 8 yıl önce internette tanıştığını ve birlikte Florida’ya taşındıklarını söyledi. Güvenlik nedeniyle kimliğini açıklamayan kadın, evliliklerinin Metin’in şiddete başvurmasına kadar sorunsuz geçtiğini ancak sonunda bu yüzden ayrıldıklarını anlattı. Eski eşi, Ömer Sıddıki Metin’in “dengesiz” olduğunu söyledi.

Saldırganın babası da ‘dengesiz’ mi?

babafinalFlorida’da yaşayan baba Sıddıki Metin, kendisini Afganistan’ın ‘devrimci cumhurbaşkanı’ ilan etmiş bir göçmen. Devrimci hükümeti için bakanlar atayan, talimatlar veren siyasi stratejiler açıklayan Sıddıki Metin, Afgan askeri üniforması giyerek çekim yapıyor ve yıllardır Facebook hesabından Afgan halkına video mesajlar gönderiyor.

Sürekli olarak Eşref Gani başkanlığındaki Afgan hükümetini eleştiren baba Metin, videolarında kendi kurduğu hükümetin, Afganistan’da yolsuzluk, rüşvet ve savaşı sonlandıracağını öne sürüyor. ‘Refah içinde bir Afganistan’ vadeden Sıddıki Metin oğlunun eşcinsel gece klübü saldırısından hemen önce de Fecebook sayfasında bu konuda bir video yayınladı ve birçok Afgan politikacı hakkında çeşitli suçlamalarda bulundu. Sıddıki Metin 5-7 Haziran arasında Meksika’ya gitti ve bir gemiden Afgan halkına mesajlar göndermeye devam etti. Üstelik de bu gemi turunun ‘resmi bir gezi’ olduğunu öne sürdü. Artık ‘dengeli’ mi ‘dengesiz’ mi olduğuna varın siz karar verin!

Akdeniz ve Ege’de Başka Bebekler Ölmesin!

Posted May 31st, 2016 at 2:07 pm (UTC-5)
Leave a comment

RECROP - In this Friday, May 27, 2016 photo, a Sea-Watch humanitarian organization crew member holds a drowned migrant baby, during a rescue operation off the coasts of Libya. Survivor accounts have pushed to more than 700 the number of migrants feared dead in Mediterranean Sea shipwrecks over three days in the past week, even as rescue ships saved thousands of others in daring operations. (Christian Buttner/EIKON NORD GMBH GERMANY via AP)

Suriye’de beş yıldan fazladır devam eden iç savaş yüzünden ülkelerini terketmek zorunda kalan Suriyeli sığınmacılar hedef belirledikleri Avrupa’ya ulaşmak amacıyla çok zor ve riskli yollara başvuruyor. Kimi Türkiye üzerinden Yunan adalarına geçmeye çalışıyor, Ege’nin dalgalarına atıyor kendilerini çoluk çocuk, kimi de kara yoluyla sınırdan Balkan ülkelerine yürüyor.

Sadece Suriyeli mülteciler değil konu. Bir de Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışan mülteciler var. Afrika ülkelerindeki çatışmalardan, iç savaşlardan, terörden, yoksulluktan kaçan Nijerya’dan, Gambia’dan yollara düşen sığınmacılar bunlar. Ege’deki trajediyi Bodrum kıyılarına vuran Aylan Kürdi adlı küçük çocuğun cesedini gösteren fotoğraf bütün dünyaya duyurmuş, Avrupa Birliği ülkeleri harekete geçmiş, sonunda Türkiye’yle yapılan anlaşmayla Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gönderilmesi büyük ölçüde durdurulmuştu.

A volunteer holds up a baby as others help migrants and refugees to disembark from a dinghy after their arrival from the Turkish coast to the Greek island of Lesbos, Wednesday, Nov. 25, 2015. About 5,000 migrants reaching Europe each day over the so-called Balkan migrant route. The refugee crisis is stoking tensions among the countries on the so-called Balkan migrant corridor — Greece, Macedonia, Serbia, Croatia and Slovenia. (AP Photo/Santi Palacios)

Mültecilerle ilgili rakamlar gerçekten dehşet verici. Birleşmiş Milletler Mülteciler Dairesi, Ocak ayından buyana Akdeniz’i geçmeye çalışan 2,500’den fazla sığınmacının hayatını kaybettiğini açıkladı. 2015’in ilk beş ayı içinde 1,855 kişi Akdeniz’in dalgalarına kapılıp gitmişti. Son bir hafta içinde Akdeniz’de toplam 880 mülteci hayatını kaybetti.

Şimdi de bir başka fotoğraf karesi Kuzey Afrika-Avrupa hattında ölen bir bebeğin yürek burkan halini gösteriyor. Libya açıklarında batan ve 700 kişinin öldüğü tekneyle Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışan bir ailenin bebeği, bir Alman kurtarma görevlisinin kucağında, öldükten sonra mültecilerin gerçekleşmeyen hayallerinin sembolü haline geldi. Yardım kuruluşları ‘artık yeter, bu fotoğraflar artmasın, önlem alınsın’ diyor.

A man holding a baby disembarks from a dinghy after arriving from a Turkish coast to the northeastern Greek island of Lesbos, Sunday, Oct. 25, 2015. The International Office for Migration says Greece over the last week experienced the largest single weekly influx of migrants and refugees this year, at an average of some 9,600 per day. (AP Photo/Santi Palacios)

Türkiye’de üç milyona yakın Suriyeli sığınmacı var. Suriyeliler değil yalnızca, Afganistan ve Irak’tan kaçanlar da Avrupa’yı hedefliyor. Bangladeşliler, Pakistanlılar da göç edenlerden. Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların 700 bini çocuk yaşta. Ülkelerinden, evlerinden, okullarından, bazıları da ailelerinden uzak yaşam mücadelesi veriyor. Uzmanlara göre, bu çocuklar bundan on yıl sonra potansiyel terörist olabilir, eğitimsiz bırakılırlarsa. Bu da çok ciddi bir sorun haline gelebilir.

Gelin bir ortak paydada birleşelim: ‘Artık Akdeniz ve Ege’de başka bebekler ölmesin, bir fotoğraf karesi görüp birkaç gün üzüldükten sonra mültecileri unutmayalım; Avrupa, Amerika, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları mültecilere daha çok yardım etsin.’

Ankara..Ankara..Güzel Ankara…

Posted March 20th, 2016 at 8:05 am (UTC-5)
Leave a comment

IAMANKARAÇocukluğumun, ilk gençliğimin, okul yıllarımın geçtiği, bir zamanlar bugünlere oranla çok huzurlu, mutlu, yaşanabilir bir kent olan Ankara’m. Kilometrelerce uzakta yaşasam da benim için her zaman çok özelsin, özel kalacaksın.

Çocukluğumun dilimizden düşmeyen bir çocuk şarkısını hatırlatmak istiyorum bilenlere: Ankara Ankara güzel Ankara, Seni görmek ister her bahtı kara, Senden yardım umar her düşen dara,Yetersin onlara güzel Ankara. Burcuna göz diken dik başlar insin, Türk gücü orada her zoru yensin, Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin, Varolsun toprağın taşın Ankara.

Önce birer birer okuduğum okullar yıkıldı çeşitli nedenlerle. Oysa ben her Ankara’ya gidişimde önlerinden geçer, anılarımı tazelerdim. Oturduğumuz semtler değişti yıllar geçtikçe. Küçük, bahçe içindeki evlerin yerini koca koca apartmanlar aldı, ağaçlara, çiçeklere yer kalmadı, kaldırımlar daraldı, araçlar ortalarda kaldı.

Kent büyüdükçe halk başkentin çevresinde yeni kurulan semtlere taşınmakta buldu kurtuluşu. Yeni yollar, yeni binalar, mimari tuhaflıklar eski güzellikleri neredeyse sildi. Her Ankara seyahatinde hem bir nostalji yaşadım mutlu oldum, hem de ‘hey gibi günler hey’ diyerek yüreğim burkuldu.

Ama bütün bu dev değişiklikler, başkentin çehresinin değişmesi, çok küçük kaldı terörün neden olduğu değişikliklerden. Ankara’mın insanları, Ankara’mın parkları, otobüs durakları, garı zarar gördü, hasara uğradı, kalpleri kırıldı. Ama ‘alışmayacağız’ dedi herkes. Teröre alışmak olur mu? Olmaz. Ankara’nın gözünü yaşlı görmek istemiyorum. Kimse istemiyor. Terör her herden herkesten uzak dursun!

Ankara..Ankara..Güzel Ankara..Seni gözü yaşlı görmek istemiyorum.

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

Posted March 8th, 2016 at 11:50 am (UTC-5)
Leave a comment

secim insanlar8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kız çocuklarının hepsinin okula gidebildiği, kadınların hepsinin okuyup meslek sahibi olduğu ve iş bulabildiği, bütün bu ortamlarda toplumun her kesiminden adil ve eşit muamele gördüğü bir dünya hayal ederek ve dileyerek, hepimize ‘kutlu olsun’ diyorum.

Dünya kadınlara eşitlik ve şiddetin önlenmesi konusunda hala çok geride olsa da günün birinde daha iyi koşullarda yaşayacağımızı düşünmek istiyorum. Kadınların da kendi hakları konusunda daha bilinçli olduğu ve bu hakları daha korkusuzca savunacağı günlerin uzak olmadığını düşünmek ihtiyacındayım.

Barack ObamaBaşkan Barack Obama Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı açıklamada her kız çocuğunun ve kadının doğuştan aynı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu vurguladı. Dünyada milyonlarca kız çocuğunun ve kadının şiddete maruz kalmasını, eğitimden yoksun bırakılmasını, sosyal ve ekonomik hayata katılmasının engellenmesini eleştirdi Obama. ‘Kadınlara yatırım yaparsak dünyanın geleceğini garanti altına alırız’ diyen Barack Obama, ‘Bütün kadınların topluma tam kapasiteyle katılmasını sağladığımız zaman dünya daha barışçı, daha aydınlık ve daha varlıklı olacaktır’ dedi.

CDAB4E88-F342-47AB-B924-8C8849BD7111_w640_r1_s_cx0_cy5_cw0First Lady Michelle Obama da bu ay ‘Let Girls Learn’ (Bırakın Kızlar Okusun) programının birinci yılını kutluyor. Geçen yıl Başkan ve eşi Amerika içinde ve dışında kız çocuklarına eğitim imkanı sunmak amacıyla bir federal hükümet girişimi başlatmıştı. Obama yönetimi 2016 bütçesinde 250 milyon dolarlık fon ayırmıştı bu girişim için, 2017 bütçesinde de 100 milyor dolar eklendi bu bütçeye. Ayrıca İngiltere, Japonya ve Güney Kore, küresel bağlamda kız çocuklarının eğitimi için bu programa 600 milyon dolarlık fon taahhüdünde bulundu.

Allie Marsinko

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki-Moon da bir mesaj yayınladı Dünya Kadınlar Günü nedeniyle. Çocukluğunda kadınların çektiği çileye çok yakından tanıklık etiğini anlatan Kore asıllı Genel Sekreter, bu anıların kendisini hala uykusuz bıraktığını belirtti. Kız çocuklarının bugün de okula giderken veya okuldan dönerken saldırıya uğradığını, kadın sünnetinin hala toplumun bir kara lekesi olduğunu, birçok kadının doğum yaparken yetersiz sağlık hizmetleri yüzünden hayatını kaybettiğini, kadınların savaş alanında canlı kalkan olarak kullanıldığını hatırlattı Ban ki-Moon. Dul kadınların aşağılandığını ve yoksulluğa itildiğini belirten Ban, son dokuz yıldır Birleşmiş Milletler’de kadınların önündeki engelleri kaldırmak için başlatılan birçok programa imza attığını kaydetti.

Unemployment Benefits

 

Birleşmiş Milletler Barışgücü komutanlığına ilk kadını atadığını hatırlatan BM Genel Sekreteri, kadınların üst düzey BM görevlerine terfi etmesini sağladığını anlattı. Bu kadınların sayısı 150’nin üzerinde. Ban dokuz yıl önce göreve başladığı zaman dünyada dokuz parlamentoda hiç kadın milletvekili yoktu. Ban’ın çabalarıyla bu sayı dörde indi. Yine de siyasi temsil oranı kadınlar açısından çok düşük. BM Genel Sekreteri, Dünya Kadınlar Günü mesajında ‘Gelecek için en iyi yatırım kadınlara yapılan yatırımdır’ dedi.

Amerika’da Mart ayı, ‘Kadın Ayı’ olarak kutlanıyor. Çeşitli etkinlikler düzenleniyor, kadına sevgi, saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kadınlar için daha iyi bir gelecek düşlerken, annemi saygıyla anıyor, hayatımdaki bütün kadınları ve bütün kadın meslektaşlarımı sevgiyle kucaklıyorum. İyi ki varsınız!

Başkanlık Yarışında Papa-Trump Söz Düellosu

Posted February 21st, 2016 at 11:53 am (UTC-5)
Leave a comment

Amerika’da başkanlık seçim kampanyalarında din konusunun gündeme gelmesi sık görülen bir durum. Yıllar önce Joe Lieberman’ın Musevi, Mitt Romney’nin Mormon olması uzun süre gündemde kalmış, aylar süren tartışmalar yapılmıştı.

‘Din’le ilgili tartışmaların en akılda kalanı ve Beyaz Saray’daki ikinci görev süresinin sonuna gelmesine, yani sekiz yılını doldurmasına az kalmasına rağmen Başkan Barack Obama’nın Müslüman olduğu yolundaki iddialar. Göbek adının Hüseyin olması yüzünden (Barack Hussein Obama) Obama’yı hedef alan bu iddialar bugün de zaman zaman gündeme geliyor Beyaz Saray’dan yapılan bütün yalanlamalara rağmen. Bunda Obama ailesinin düzenli olarak kiliseye gitmemesinin de rol oynadığını söylemek mümkün.

Papa Francis’ten Trump’a eleştiri

Philippines Pope ZikaGelelim bugünkü duruma. Seçim yarışının en tartışmalı aday adayı olan milyarder emlak kralı Donald Trump, Papa Francis’in bir açıklamasıyla adayların ‘dini tercihleri’ gündeminde seçim tarihine geçti diyebiliriz. Anketlerde liderliğini sürdüren Cumhuriyetçi Trump, Papa’nın ciddi eleştirisine hedef oldu ve dolayısıyla başkanlık yarışı bu atışmayla yepyeni bir boyut kazandı.

Meksika ziyaretinden Roma’ya dönerken bir gazeteci, Papa Francis’e, Donald Trump’ın göçü durdurmak için Amerika-Meksika sınırına duvar örme planıyla ilgili görüşlerini sordu. Papa Francis bu soruyu “Dünyanın neresinde olursa olsun sadece köprü kurmayı değil duvar örmeyi düşünen bir kişi Hıristiyan olamaz” diye yanıtladı. Ve beklendiği gibi kıyamet koptu.

Trump’dan önce sert sonra yumuşak söylem

Donald TrumpDonald Trump buna karşılık önce bir açıklama yaptı ve dini inancının Papa tarafından sorgulanmasının ‘çok ayıp’ olduğunu söyledi. Trump, IŞİD militanlarının Vatikan’a saldırmaları durumunda Papa’nın ‘Keşke Trump başkan olsa’ diye dua edeceğini söyledi.

Ancak daha sonra CNN Televizyonu’nda yayınlanan Cumhuriyetçi Parti tartışma programında söylemini yumuşattı, Papa Francis’e büyük saygı duyduğunu söyledi, Amerika-Meksika sınırıyla ilgili planı hakkında Papa’ya yanlış bilgi verilmiş olabileceğini belirtti. Trump’ın bu açıklamayı elindeki notlardan okuması da dikkati çekti ve birçokları ‘eline verilen yazıyı okuyor’ yorumunda bulundu.

Aday adaylarından farklı tepkiler

Cumhuriyetçi cephede eski Florida Valisi Jeb Bush, Papa’nın ruhani bir lider olduğunu, ancak Trump’ın inancını sorgulamasının uygun olmayacağını söyledi. Katolik olan Ohio Valisi John Kasich ise Papa’yı savundu, Papa Francis’in Katolik Kilisesi’nde birçok duvarı yıktığını, çok sayıda insana kilisenin kapılarını açtığını söyledi.

Bir diğer Katolik aday adayı Florida Senatörü Marco Rubio da Papa Francis’i övdü, ancak Amerika’nın, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için göçmenlik yasalarını uygulamakla yükümlü olduğunu belirtti. Trump’la daha önce birçok konuda çatışan Texas Senatörü Ted Cruz ise bu sefer Trump’a bu konuda yüklenmekten kaçındı,

Katolikler, Amerika’da toplam seçmen sayısının dörtte birini oluşturuyor. Son başkanlık seçimlerinde Katolik seçmenlerin tercihlerinin Cumhuriyetçi Parti’den Demokrat Parti’ye kaydığı görülüyor.

Son anketlere göre durum

Papa-Trump atışmasından önce Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir ankete göre, Cumhuriyetçi aday adayı Donald Trump’a gösterilen destek, %39’a ulaştı. Florida Senatörü Marco Rubio %19 ve Teksas Senatörü Ted Cruz %18 oranında destek görüyor seçmenlerden.

Demokrat Parti’deyse, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Vermont Senatörü Bernie Sanders, başabaş gidiyor. Seçmenlerden göördükleri destek oranı birbirine çok yakın, yüzde 40’larda. Uzmanlara göre Sanders, Aralık ayından bu yana oy oranını 30 arttırarak Clinton’la eşitlik sağladı. Sanders’ın başarısının sırrı, siyah ve Latin kökenli seçmenlerle kadınlardan destek alması. Birçok uzman, “eğer seçimler bugün yapılsa Sanders ve Clinton eşit oy alırdı” diyor.

Özetle hem aday adaylarının hem de seçmenlerin işi zor ve sandık başına gidip oy kullanmak her seçimde olduğu gibi Kasım 2016’da yapılacak başkanlık seçiminde de hayati önem taşıyor.

 

50. Yılın Kutlu Olsun ATA-DC!

Posted December 24th, 2015 at 11:36 am (UTC-5)
Leave a comment

2015’i güzel anılarla geride bırakalım istedim ve biraz özel de olsa önem verdiğim bir konuda sizleri bilgilendirmeye karar verdim. Washington’un en eski Türk-Amerikan derneği, ATA-DC adıyla bilinen Washington Türk-Amerikan Derneği’dir. Bir avuç gönüllünün 50 yıl önce 1965’te kurduğu ve özveriyle çalışarak bölgedeki Türkler’i biraraya getirdiği dernek, 2015’te 50’nci yılını kutladı. Birçok ilke imza atan ATA-DC, 50’nci yıl temasını yıl boyunca birçok etkinliğinde kullandı, dernek gönüllülerinin fotoğraflarını sergiledi, bugüne kadar gerçekleştirilen etkinlikleri dile getirdi, hayattaki dernek başkanlarını buluşturan bir gece düzenledi, her faaliyetinde eski ve yeni gönüllüleri andı, onurlandırdı.

ATADC50 Group

Neden mi yazıyorum bu konuda? Çünkü ATA-DC benim Amerika’ya daha neredeyse ayak basar basmaz kendimi içinde bulduğum, yıllarca gönüllü olarak çalıştığım, 25 yıl boyunca yönetim kurulu üyeliği yaptığım, gönül verdiğim bir sivil toplum örgütü. Atatürk Okulu’nun kurulması, derneğin bilgisayara geçmesi, Amerikalı öğretmenler için seminerler düzenlenmesi, Washington’da ilk Türkçe TV yayınının yapılması, Türk festivalinin gerçekleştirilmesi, ATANews adlı aylık derginin çıkarılması dahil birçok düzenlemenin içinde yeralmanın gururunu yaşıyorum bugün. Bu çalışmaların hala devam ettiğini görmek gerçekten çok güzel.

hpfinal

Uzun yıllar yönetim kurulunda çeşitli görevler üstlendikten sonra 2000 yılında dernek başkanlığını Türkiye’ye dönmeye karar veren Güneş Karahasan’dan devraldım. Başkanlar iki yıllık bir dönem için seçiliyor ATA-DC’de. Ben de iki kez seçim kazanarak 2000-2004 yılları arasında başkanlık yaptım. İkinci dönemin sonunda kanser kapımı çalınca yeniden aday olmadım ve meşaleyi Pelin Aylangan yüklendi. Hastalıkla mücadele ederken, dernek çalışmalarımdan beni tanıyan, tanımayan onlarca kişiden o kadar büyük bir destek gördüm ki, bugün anımsayınca hala gözlerim yaşarıyor. Ailem, arkadaşlarım, çok sevdiğim işimin yanında hayata tutunmamı sağladıkları için onlara minnet borçluyum. Geçtiğimiz günlerde hayattaki dernek başkanlarıyla 50’nci yıl nedeniyle bir dizi televizyon söyleşisi gerçekleştirdi ATA-DC gönüllüleri. ATANews dergisinin editörü Sıtkı Kazancı, çekimi gerçekleştiren İbrahim Türk ve röportajı yapan Hande Ayan’la biraraya geldik. 40 yıllık bir yayıncı olarak gönüllü yaptıkları işi böylesine ciddiye aldıklarını görünce onlarla bir kez daha gurur duydum.

Daha nice 50 yıllara ATA-DC!

Hepinize mutlu yıllar!

Washington’a Rekor Turist Yağmuru

Posted August 28th, 2015 at 1:57 pm (UTC-5)
1 comment

Budget BattleAmerika’nın başkenti Washington, (District of Columbia) özel statüsü olan bir kent ve eyalete yakın sorumluluk ve yetkileri olan bir bölge. Ancak yıllardır süren lobi faaliyetlerine rağmen, eyalet statüsü kazanması için Kongre’den bir türlü karar çıkmadı. Başkentin Kongre’deki gözlemci temsilcisi Eleanor Holmes Norton, neredeyse 30 yıldır bunun için mücadele ediyor.

Budget BattleEyalet statüsü kazanmasa da Washington, bütün dünyanın ve milyonlarca yerli ve yabancı turistin en çok ilgi gösterdiği turistik mekanların başında geliyor. Geçtiğimiz günlerde Washington Turizm Bürosu, 2014 yılında turist sayısının rekor kırdığını açıkladı. 2013 yılına göre rakamlar yüzde 16 oranında artışa işaret ediyor. Bir yıl içinde başkente gezmeye gelenlerin sayısı 20 milyon 200 bin. Bu turistlerin yaklaşık 2 milyonu Amerika dışından gelmiş. Amerika’ya gelen turistlerin yaklaşık yüzde 6 kadarı Washington’a da uğramış. Amerika’daki toplam turist sayısının yüzde 9’unu da Washington’a gelenler oluşturmuş. Peki, en çok turist hangi ülkelerden geliyor dersiniz? Sırasıyla ilk on ülke, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, Avustralya, Hindistan, Güney Kore, Brezilya, Japonya ve İtalya.

Gelelim turistik bir mekan olmanın Amerika başkentine ekonomik getirisine. Washington’un kadın Belediye Başkanı Muriel Bowser ve Destination DC (Hedef Washington) adlı kuruluşun başkanı ve CEO’su Elliott Ferguson’a göre, turizm başkentte 75 bin kişiye iş imkanı sağlıyor ve tam 725 milyon dolar gelir getiriyor. Bu ekonomiye büyük bir katkı. Bu olmasaydı, DC’de yaşayanların hepsinin yılda ortalama 2,500 dolar fazla vergi ödemesi gerekecekti.

WASHINGTON MONUMENTDestination DC çok yoğun bir pazarlama kampanyası yürütüyor Washington’un reklamını yapmak amacıyla. Sosyal medya da bu kampanyanın önemli bir parçası.  Projenin Facebook sayfasının 315,112 takipçisi var. Bir yıl içinde Instagram hesabını izleyenlerin oranı yüzde 567 arttı. Twitter takipçilerinin oranı yüzde 28 artış gösterdi ve izleyicilerin sayısı 19 milyon 400 bine çıktı.

Washington son bir yıldır yaklaşık 9,5 milyar dolarlık renovasyondan geçiyor. Oteller, yollar, müzeler hepsi elden geçiriliyor. Son yıllarda başkentin önemli bir konferans merkezi haline gelmesi de turizm gelirinin artışında büyük rol oynadı.

Washington’la ilgili daha geniş bilgi için bu siteye bakabilirsiniz.

www.washington.org

Gözden Düşen TV Habercisine Ömürboyu Ceza

Posted June 25th, 2015 at 10:02 am (UTC-5)
1 comment

NBC News - Events - Season 2012Amerika’nın en büyük üç televizyonundan biri olan NBC’nin akşam haberleri sunucusu ve yılların savaş ve özel konular muhabiri Brian Williams, altı aylık uzaklaştırma cezasından sonra görevine dönemiyor. NBC yetkilileri Brian Williams’ın televizyonun kardeş yayın kuruluşu MSNBC’de haber sunuculuğuna indirgendiğini açıkladı. 56 yaşındaki Brian Williams, NBC Akşam Haberleri kuşağının sunucusuyken dokuz milyon izleyiciye sahipti ve yılda 10 milyon dolar alıyordu. Williams’ın koltuğunu altı ay önce vekaleten dolduran yine 56 yaşındaki haberci Lester Holt, bundan böyle NBC Nightly News’un esas sunucusu olacak.

Williams için NBC Nightly News’a dönüş yok

Şimdi Brian Williams’ın düşüşünü hazırlayan olaya bakalım. Ocak ayında NBC Akşam Haberleri’nde Brian Williams 2003’te Irak savaşı sırasında vurulan bir helikopterde olduğunu ve acil iniş yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Williams kimi zaman değiştirerek, bu olayı birçok kez anlatmıştı. Oysa artık hayatımızda sosyal medya var. Nitekim Facebook’ta bir grup eski muharip, Williams’ın yalan söylediğini yazdı. Williams’ın bir başka helikopterde olduğunu ve vurulan helikopterin iniş yapmasından bir saat sonra bölgeye geldiğini savundu. Sonunda olayın aslında Williams’ın anlattığı gibi olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Williams yalan söylediğini kabul etti, ordu gazetesi Stars and Stripes’da özür diledi, ropörtajın gazetede yayınlandığı gün akşam haberlerinde NBC ekranında da yeniden özür diledi.

Brian WilliamsBunun üzerine NBC Haber Başkanı Deborah Turness 10 Şubat’ta Brian Williams’ın altı ay zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığını açıkladı ve geri dönüp dönmeyeceği konusunda hiçbir ipucu vermedi. Geçmişte böyle durumlarla karşılaşan gazeteciler geri gelemedikleri gibi bir daha da saygın haber kurumlarında kendilerine iş de bulamadı. Brian Williams, MSNBC’de kalabildiği için şanslı sayılır, ancak bunun uzun pazarlıklar sonunda sağlandığına da hiç kuşku yok. Çok verimli bir yaşta böyle bir duruma düşmek gerçekten çok acı.

Yalnızca Amerika’nın değil, aynı zamanda dünyanın tanınmış habercilerinden Brian Williams 2004 yılında NBC Akşam Haberleri’ni devraldığı zaman Amerika’nın bir numaralı haber sunucusu olmuş, NBC’nin adını izlenmede zaman zaman birinci sıraya çıkarmış, her zaman ilk üçte kalmasını sağlamıştı. Uzun yıllar Beyaz Saray muhabirliği yapan Brian Williams duruşuyla izleyicinin güvenini kazanmış bir haberciydi.  Ama bu olay ortaya çıkınca dosya kapanmadı, bu kez Katrina Kasırgası sırasındaki haberleri geldi gündeme. NBC’ye Katrina ile ilgili haber geçerken bulunduğu konumda bazı olayları görmesinin (suda yüzen cesetler) imkansız olduğunu söyledi görgü tanıkları. Ayrıca dizanteri olmadığı anlaşıldı, oysa ekranda öyle söylemişti.

Kıssadan hisse

Brian Williams’ın başına gelenler özellikle meslekte yeni olan haberciler, gazeteciler için ders alınması gereken bir örnek. Ben şöyle bir sonuç çıkardım kendi adıma: “Siz siz olun herşeyden önce işinizi ciddiye alın, sizi izleyenlerin ve çalıştığınız kurumun yüzünü kara çıkarmayın, her zaman doğruyu yazın, doğru konuşun. Sorumluluklarınızı hafife almayın.”

 

ABD’de Türkler Genel Seçimde Oy Veriyor

Posted May 18th, 2015 at 3:23 pm (UTC-5)
1 comment

secmen7 Haziran’da yapılacak genel seçimler için Amerika’da yaşayan Türkler, 16 Mayıs’ta kurulan 150’ye yakın sandıkta oy kullanmaya başladı. 31 Mayıs’a kadar Amerika’da yaşayan Türk seçmenler, hergün 8 saat boyunca oy kullanılabilecek. Geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın düşük olmasının nedenlyeri arasında oy verme sürecinin sadece 4 gün olması ve temsilciliklere randevuyla gidilmesi gösteriliyordu. Şimdi bu gerekçeler ortadan kalkmış oluyor.

AKP, CHP ve MHP’den Ortak Açıklama

Buarada Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Haraket Partisi Amerika temsilcileri, ortak bir açıklama yaparak seçmenleri oy kullanmaya çağırdı. Bildiride, “Siyasi partilerimizin ABD’deki temsilcileri olarak, yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde oy kullanma imkanına kavuşmalarını, demokrasimizin geleceği adına önemli bir adım olarak görüyor, bu imkanın Türkiye’yle irtibatımızı, ulusal birlik ve beraberliğimizi daha güçlü hissetmemize katkı sağladığı ortak inancını paylaşıyoruz. Bu inancımız, bir ilk teşkil eden ve geçtiğimiz yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadığımız heyecan ve gururla daha da perçinlenmiştir,” denildi.

Üç partinin temsilcileri, ortak açıklamalarında şu görüşlere yer verdi: “ABD’deki Türk toplumunun bu demokrasi şöleni, 16-31 Mayıs 2015 tarihleri arasında düzenlenecek olan 25. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleriyle devam edecektir. ABD genelindeki 90 bin seçmen vatandaşımızı Vaşington Büyükelçiliğimiz ile New York, Boston, Los Angeles, Şikago, Houston ve Miami Başkonsolosluklarımızda kurulan seçim sandıklarında buluşmaya davet ediyoruz.”

AKP’den İbrahim Uyar, CHP’den Yurter Özcan ve MHP’den Adil Yiğiter, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Siyasi partilerin ABD’deki temsilcileri olarak ortak düşüncemiz, seçimlerin sonucu ne olursa olsun, kazananın Türkiye demokrasisi olacağıdır. Vatandaşlarımızı, bu ortak düşünceye destek vermek, onu daha güçlü bir sese kavuşturmak ve gelecek hayallerimizin en canlı ve renkli bir unsuru kılmak üzere oylarını vermeye davet ediyoruz.”

Türkiye Politika Merkezi’nden (TPC) Seçim Paneli

TPC GROUP14 Mayıs Pazartesi akşamı Türkiye Politika Merkezi (Turkish Policy Center – TPC) Amerika’da Türkiye genel seçimleri hakkında bütün siyasi partileri biraraya getiren ve TC Washington Büyükelçiliği’nden de katılımla bir açık oturum düzenledi.

Goethe Enstitüsü’nde düzenlenen panelin ilk bölümünde TPC Başkanı Ata Akıner, TC Washington Büyükelçiliği’nde seçimlerden sorumlu diplomat Arif Hakan Yeter’le yurtdışında seçim prosedürü hakkında konuştu.

TPC HP1İkinci panelde değişik siyasi partilerin temsilcileri kendi partilerinin platformları ve görüşleri hakkında seçmenlere bilgi verdi, sorular cevapladı. Bu panelin moderatörlüğünü VOA’nın izniyle ben yaptım. Beş değişik partiden temsilcilerle söyleştik. AKP İstanbul Milletvekili Aday Adayı Savaş Şahin, CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, HDP ABD Temsilcisi Mehmet Yüksel, Vatan Partisi ABD Temsilcisi Murat Kutluğ, Anadolu Partisi Washington Temsilcisi Nükhet Özcan’a partilerinin önceliklerini, ekonomik görüşlerini, anayasa değişikliği ve başkanlık sistemiyle ilgili düşüncelerini, açılım süreciyle ilgili politikalarını ve seçimden beklentilerini konuştuk. Yararlı bir panel oldu, izleyicilerden gelen bütün soruları yanıtlamaya zamanımız yetmedi.

TPC PANEL1TPC gibi sivil toplum örgütlerinin farklı siyasi görüşleri biraraya getirmesi çok yararlı bir çaba. Demokratik ve uygar bir şekilde konuların tartışılması hepimize iyi geldi.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki linkleri deneyebilirsiniz. Seçimde oyunuzu kullanın, tercihinizi yapın, siyasette sizin de söz hakkınız olsun!

Türkiye Genel Seçimleri hakkında bilgiyi  www.VoteTurkiye.org adresinde veya TPC’nin Seçim Danışma Hattı’nı (+1) 202-768-8518 numarayı arayarak bulabilirsiniz.

2010’da kurulan Türkiye Politika Merkezi daha adil, laik ve demokratik bir Türkiye için çalışmalar sürdürüyor. Daha fazla bilgiye (http://www.turkishpolicycenter.org) veya Facebook’tan (https://www.facebook.com/TurkishPolicyCenter) ulaşabilirsiniz.

Ayrıca TPC oy vermeye teşvik hakkında partilerüstü bir calışma yapıyor:

http://www.VoteTurkiye.org/

TPC hakkında: http://www.turkishpolicycenter.org

Facebook: https://www.facebook.com/events/1578689679067469/

TPC hakkında: http://www.turkishpolicycenter.org

YouTube kanalımız: https://www.youtube.com/user/TurkishPolicyCenter

http://www.washington.emb.mfa.gov.tr/ShowAnnouncement.aspx?ID=232235

 

Baltimorelu Toya Graham ‘Yılın Annesi’ mi?

Posted May 7th, 2015 at 11:14 am (UTC-5)
Leave a comment

Bu soruyu sorduktan sonra milyonlarca kişinin ‘Anneler Günü’nü kutladığı bugünlerde Amerika’da ateşli bir tartışmaya neden olan bu konuya biraz daha derinden bakalım.

Kaynak: CBS News

Kaynak: CBS News

25 yaşındaki siyah Freddie Gray’in geçtiğimiz günlerde gözaltındayken hayatını kaybetmesinden sonra halkın sokağa döküldüğü ve kundakçılık ve yağma dahil her türlü şiddetin yaşandığı Baltimore kenti Washington’a komşu olan Maryland eyaletinde. Gray’in cenaze töreninden sonra yaşanan ve gece sokağa çıkma yasağı uygulamasına kadar giden olaylar yatıştı ama geride birçok soru işareti bıraktığı gibi hararetli tartışmalara da yolaçtı.

Önce Baltimore kentinin özelliklerine bakalım, belki halkın ve özellikle de siyah Amerikalılar’ın öfkesini anlamak daha kolaylaşır.

1729’da kurulan Baltimore, Maryland eyaletinin en büyük kenti, Amerika’nın en kalabalık kentleri sıralamasında 26’ncı. Nüfusun 620 bin. 2010’daki nüfus sayımına göre, kentte yaşayanların sayısı 620,961 idi. Bu, 2000 yılındaki sayıma oranla kentin nüfusunda yüzde 4,6’lık bir düşüşe işaret ediyor. Bu düşüşün yüzde 23’ü, 5-17 yaş arası çocuklar. 2011’de seçilen siyah ve kadın Belediye Başkanı Stephanie Rawlings-Blake de nüfusun azalması trendini geri çevirmek amacıyla andiçme konuşmasında önümüzdeki 10 yıl içinde kent nüfusuna 10 bin kişi ekleme sözü vermişti.

Baltimore nüfusunun yüzde 63.7’si siyah, yüzde 29.6’sı beyaz, geri kalanlar da Latin kökenli (yüzde 4.2) veya başka ülkelerden Amerika’ya gelenler. Kent merkezinde son yıllarda hızlı bir ekonomik kalkınma tabalosu görmek mümkün. Genç profesyoneller, meslek sahipleri iyi kazançlı işlerde çalışıyor, rahat yaşıyor. Kent merkezinin çevresinde, çoğunlukla siyah nüfusun yaşadığı semtlerdeyse yoksulluk inanılmaz boyutlarda. Çoğu siyah sokaklarda yaşıyor, bu bölgelerde suç oranı oldukça yüksek. Aslında başkent Washington için de benzer tespitler yapmak mümkün. Kentin hala çok yoksul olan ve suç işleyenlerin bolca olduğu, polisin her gün, her akşam olaylarla karşılaştığı kesimleri var. Baltimore’da gençlerin çoğu işsiz, okulu yarım bırakmış, hem okumak, hem de iyi bir iş sahibi olmak istiyor ama ne yazık geçim derdine düşmüş, aç kalmamak için mücadele ediyor. Bu yüzden bir kıvılcım yetiyor bu gençleri sokağa dökmeye.

Baltimore’da yaşanan ayaklanma sırasında polise taş attığını televizyondan gördüğü 16 yaşındaki Michael adlı oğlunu döve döve kalabalıktan çıkaran Toya Graham adlı anneyle ilgili yorumlarsa övgüden yargıya değişiyor. Altı çocuklu Toya Graham, ortaokuldaki oğlu Michael’ı televizyonda diğer gençlerle birlikte polise taş atarken görünce sokağa fırlamış. Sosyal medyada “yılın annesi” olarak görülen Graham’ın, oğlunu çeke çeke isyancı gençlerin arasından çıkarıp götürmesi üzerine Baltimore Emniyet Müdürü Anthony Batts, bütün anne babaların böyle davranması gerektiğini söyledi. Yerel bir televizyon kanalının kamerası önünde oğluna bağırıp çağıran öfkeli anne, defalarca tokatladığı oğlunu ite kaka kalabalıktan uzaklaştırdıktan sonra  yalnızca Amerika’da değil tüm dünyada televizyonların ve sosyal medyanın sevgilisi oldu. Ancak bazı gazetelerdeki yorumlar farklı. Washington Post gazetesinde bir köşe yazarı kalkıp ‘bir annenin çocuğunu dövmesinin ve arkadaşlarının önünde uyandırmasının doğru olmadığını’ savundu. CBS televizyonuna konuşan Toya Graham ise, kendini kaybettiğini, öfkelendiğini, çocuğunun böyle bir olaya karışmasını istemediğini, oğlunu gözaltında ölen Freddie Gray gibi kaybetmek istemediğini söyledi.

Ben olsam ne yapardım? Elbette Toya Graham gibi sokağa çıkıp, oğlumun başına birşey gelmesini önlemek, onu kurtarmak isterdim. Bir anne için çocuğunu kaybetmek, onun acı çektiğini, hapse düştüğünü, umutlarını yitirdiğini, hayatını heba ettiğini görmek kadar korkunç bir acı olamaz diye düşünüyorum. Böyle acılar yaşamış annelerin önünde bu Anneler Günü’nde saygı ve sevgiyle eğiliyor, hepinizden annelerinizin kıymetini bilmenizi rica ediyorum. Böyle bir durumda siz olsanız ne yapardınız? Bu soruya yanıtlarınızı da hemen bekliyorum. Sevgiyle kalın.

 

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

June 2016
M T W T F S S
« May    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930