Amerika’ya 2016’da gelen mültecilerin yarısı Müslüman

Posted August 19th, 2016 at 7:10 am (UTC-5)
Leave a comment

Two Syrian refugee children pose while their family undergoes medical screening before the beginning of an airlift to Canada, in Beirut, Lebanon December 9, 2015. The first plane load of Syrian refugees departed from Beirut on Thursday, aboard a military aircraft bound for Toronto. The Liberal government plans to resettle 10,000 refugees from Syria's four-year-old civil war by the end of the year and a further 15,000 by the end of February. Picture taken December 9, 2015.  REUTERS/Corporal Darcy Lefebvre/Canadian Forces Combat Camera/Handout via Reuters FOR EDITORIAL USE ONLY. NOT FOR SALE FOR MARKETING OR ADVERTISING CAMPAIGNS. THIS IMAGE HAS BEEN SUPPLIED BY A THIRD PARTY. IT IS DISTRIBUTED, EXACTLY AS RECEIVED BY REUTERS, AS A SERVICE TO CLIENTS - RTX1Y40I

Washington’daki PEW Araştırma Merkezi’nden Phillip Conner’ın yaptığı araştırmaya göre, bu yıl Amerika’ya kabul edilen mültecilerin yarısı Müslüman. 2016’da Amerika 63 binden fazla mülteci kabul etti. Bunların yaklaşık %46’sı yani 28,957’si Müslüman. PEW bu bilgiyi ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan aldığı bilgilere dayandırıyor. Bu rakamlar, Amerika’nın bu yıl ilk kez en yüksek sayıda Müslüman mülteci kabul ettiğini gösteriyor. 2002 yılına kadar mültecilerin hangi dinden oldukları açıklanmıyordu, bu nedenle sayılar 2002’den bugüne kadar olan durumu yansıtıyor.

grafik1

İkinci büyük mülteci grubu Hıristiyanlar. 2016’da Amerika’ya kabul edilen Hıristiyanlarin oranı %44, sayısı 27,556. Aşağı yukarı Müslüman mültecilere yakın bir sayıda. Mülteci başvurusunda bulunanların işlemleri başvurdukları ülkede yapılıyor.Bu süreçte Amerikalı yetkililer tarafından uzun bir incelemeye tabi tutulan başvuru sahipleri daha sonra Amerika’ya geliyorlar. Mültecilerin durumu, siyasi başvuru yapanlardan farklı. Siyasi başvuru yapanların çoğu havaalanlarında veya sınırı geçip Amerika’ya geldikten sonra başvuru yapıyor.

Five-year-old Syrian refugee Leen works on her homework at her new home in Sacramento, California, November 16, 2015. Leen and her family fled violence in Syria three and a half years ago and arrived in Sacramento in September after living in Jordan. Her face is excluded from the photo to protect his identity. To match Feature - FRANCE-SHOOTING/USA-MIGRANTS    REUTERS/Max Whittaker  - RTS7QW8

Amerika her yıl bir milyon göçmen alıyor. Bunların kaçının Müslüman olduğunu söylemek zor çünkü yasal göçmenlere dini inançları sorulmuyor. 2016’da Amerika’nın kabul ettiği Müslüman mültecilerin yarısından fazlası Suriye ve Somali’den geldi. Suriye’den 8,511, Somali’den de 7,234 mülteci kabul edildi. Irak’tan 6,071, Burma’dan 2,554, Afganistan’dan 1,948 mülteci işlemleri tamamlanarak Amerika’ya kabul edildi. Geri kalan 2,639 mülteci ise birçok farklı ülkeden geldi. Burma, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Suriye ve Irak, Amerika’ya en çok mülteci gönderen ülke konumunda. Bu dört ülkeden gelen Müslüman ve Hıristiyan mülteci sayısı, toplam mültecilerin % 58’ini oluşturuyor. Bu yıl mültecilerin 2,500’den fazlası, Budist, 1,500 kadarı da Hindu. Amerika’ya kabul edilen mültecilerin 338’i ya da %1’i ateist.

grafik2

Başkan Obama 1 Ekim 2016’da başlayan mali yıl içinde 85 bin mülteci kabul edileceğini açıklamıştı. PEW araştırmacısı Phillip Connor’a göre, bu hedefin gerçekleşmesi için en az 22 bin mülteci daha alınması gerekiyor. Obama yönetimi ayrıca 10 bin de Suriyeli mülteci alma sözü vermişti. Ağustos’ta ABD yönetimi bu hedefe % 86 oranında ulaşmış durumda. Şu ana kadar Amerika’ya kabul edilen Suriyeli 8,569 mültecinin %99’u Müslüman, %1’i Hıristiyan.

People prepare to celebrate the Eid holiday that marks the end of the Muslim holy month of Ramadan in the Brooklyn borough of New York City, July 6, 2016. REUTERS/Stephanie Keith - RTX2JZO9

Amerika’nın çok az sayıda Suriyeli mülteci kabul etmesi ciddi bir eleştiri konusu. Türkiye’de 3 milyona yakın Suriyeli mülteci bulunduğunu, Irak, Ürdün ve Lübnan’ın da mülteci yükünün büyük bölümünü üstlendiğini düşünürsek, 300 milyonluk bir ülke için 10 bin Suriyeli mülteci çok küçük bir rakam. Ancak Amerika’da artan Müslüman karşıtlığı ve terör korkusu yüzünden bu konuya sıcak bakanların sayısı çok fazla değil. Hatta bazı eyalet yönetimleri mülteci kabul etmeme yönünde kararlar çıkardı geçtiğimiz yıl içinde. Kongre de bu konuya çok sıcak bakmadığını gösterdi.

Bakalım Obama Yönetimi 30 Eylül’de sona erecek 2016 Mali Yılı içinde mülteci sayısı açısından belirlediği hedeflere ulaşabilecek mi? Amerika çok az mülteci kabul eden bir ülke. Her yıl açılan yeşil kart piyangosunun bundan böyle yapılıp yapılmayacağı çok açık değil. Yeşil Kart çekilişinde kazananlar güvenlik taramasından geçirilip, Amerika’da geçinebileceğini kanıtladıkları taktirde Amerika’da oturma ve çalışma izni alabiliyorlar. Bu şekilde Amerika’ya yerleşen binlerce de Türk var. Yeşil kart sahiplerinin beş yıl bekledikten sonra vatandaşlık için başvurmalarına izin veriliyor.

Demokrat Parti Kadın Oylarını Garantiledi mi?

Posted July 29th, 2016 at 1:25 pm (UTC-5)
Leave a comment

Democratic presidential nominee Hillary Clinton gives her thumbs up as she appears on stage during the final day of the Democratic National Convention in Philadelphia, Thursday, July 28, 2016. (AP Photo/Carolyn Kaster)

Pennsylvania eyaletinin Philadelphia kentinde sonlanan Demokrat Parti Ulusal Kongresi’nde Hillary Clinton, partisinin başkan adaylığını aldı ve Amerika’nın ilk kadın başkanı olma hayaline bir adım daha yaklaştı. Ayrıca Amerika’da iki büyük partiden ilk kadın başkan adayı olarak tarihe geçti. Hillary Clinton konuşmasında ‘glass ceiling’ olarak adlandırılan ve kadınların çok üst düzey görevlere atanmadığı iş ortamında cam tavanı çatlatmayı başardığı için umutlu olduğunu söylese de çalışma hayatındaki kadınlar için durum farklı.

Bu konu ayrı bir blog konusu olur diyor ve Demokrat Parti’nin başkan adaylığı için bir kadını seçmekle kadın seçmenin oyunu garantileyip garantilemediği konusuna geçiyorum. Wall Street Journal gazetesiyle NBC Televizyonu’nun yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre, gerek Cumhuriyetçi ve gerekse Demokrat Parti’nin kayıtlı seçmenlerinin toplam yüzde 52’si Hillary Clinton’ı destekliyor. Ancak 50-64 yaş grubundaki beyaz kadınlar arasında Hillary Clinton’ı destekleyenlerin oranı yüzde36. 35-49 yaş arasındaki beyaz kadın seçmenlerinse sadece yüzde 34’ü Clinton’a destek veriyor.

Supporters react as Democratic presidential nominee Hillary Clinton speaks during the final day of the Democratic National Convention in Philadelphia, Thursday, July 28, 2016. (AP Photo/Carolyn Kaster)

Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump’a bütün kayıtlı kadın seçmenler arasında destek oranı yalnızca yüzde 37. Ancak Donald Trump, 50-64 yaş grubundaki beyaz kadın seçmenlerin yüzde 54’ünden destek görüyor. 35-49 yaş arasındaki kadınlarınsa yüzde 51’I Trump’a oy vereceklerini söylüyor.

Kadınlar genellikle erkeklere göre daha çok Demokrat Parti’yi destekleme eğiliminde. Ancak uzmanlara bakılırsa, Hillary Clinton’ın iki büyük partiden birinden ilk kadın başkan adayı olması, kadınların oyunu garantilediğini göstermiyor. Virginia Üniversitesi’nden Profebör Larry Sabato,seçmenlerin sandık başında adaayların kadın veya erkek olmasına göre değil, parti tercihlerine göre oy kullandığını söylüyor. Sabato’ya göre, Kadım ayındaki seçimlerde Cumhuriyetçi kadınların çoğunun Hillary Clinton’a oy vermesi nasıl beklenmiyorsa, Demokrat erkeklerin çoğunun da Donald Trump’ı desteklemesi sözkonusu değil.

Democratic presidential candidate Hillary Clinton and Democratic vice presidential candidate, Sen. Tim Kaine, D-Va., right, stand on stage during the final day of the Democratic National Convention in Philadelphia, Thursday, July 28, 2016. (AP Photo/Andrew Harnik)

2008 yılında Başkan Obama’nın Amerika’nın ilk siyah başkanı seçilmesi öncesinde de seçmenler arasında büyük bir heyecan vardı. Hillary Clinton’ın ilk kadın başkan adayı olması da önemli ölçüde iyimserlik yarattı ama bu iyimserliğin ne kadarının oya dönüşeceğini tahmin etmek zor.

Birçok uzman, kadınların iş hayatında ve siyasette yükselmesinin önünde birçok engel olduğunu ve bunların çoğunun kadınlara yapışıp kalan önyargılar olduğunu söylüyor. Hillary Clinton’ın giyimi, saçı, kahkahası, sert görünüşü sık sık eleştirilirken, aynı eleştiriler erkek aday Donald Trump’a yöneltilmedi.

Washington’daki PEW Araştırma Merkezi’nin bu yıl yaptığı bir ankete bakılırsa, görüşü sorulan kadınların yüzde 47’si, kadınların üst düzey görevlere gelmesinin önündeki en büyük engelin, onlardan erkeklere oranla çokm daha fazla performans beklenmesi olduğunu belirtti. Görüşü sorulan erkeklerin yüzde 28’i, standartların yüksek tutulmasının kadınların geride kalmasına neden olduğunu doğruladı. Kadınların yüzde 76’sıyla erkeklerin yüzde 74’ü, kadınların erkekler kadar iyi liderler olabileceğine, siyasette başarılı bir performans sergileyebileceğine inandıklarını söyledi.

Genç kadın seçmenlere bakarsak, bugün daha iyi eğitimliler ve farklı bir dünyada yaşıyor, iş hayatında başarıyla ilerliyorlar. Üniversite eğitimli kadınların sayısı erkeklerden fazla. Amerika’da her 10 evden 4’ünü kadınlar geçindiriyor.

Democratic vice presidential nominee Sen. Tim Kaine, D-Va., and Democratic presidential nominee Hillary Clinton are surrounded by falling balloons at the conclusion of the Democratic National Convention in Philadelphia , Friday, July 29, 2016. (AP Photo/Mark J. Terrill)

Peki Hillary Clinton için kimlerin desteği garanti görünüyor? Profesör Sabato’ya göre, Clinton farklı azınlık gruplarından seçmenlerin yüzde 80’inin oyunu garantilemişe benziyor. Siyahlar, göçmenler, Müslümanlar ve kadınlar Hillary Clinton’a yönelmiş durumda. Hillary Clinton’a en az destek verenlerse beyaz erkekler. Buarada Kasım ayındaki başkanlık seçiminde Demokrat Parti için gençlerin oyunun belirleyici olacağını söylemeden geçmeyelim. Gençler adaylığı kaybeden Bernie Sanders’I destekliyordu ancak Sanders adaylığı kaybedip çekilince taraftarları durumu kabullenemedi. Gençler, Sanders’ın Hillary Clinton’ı desteklemeleri için yaptığı çağrıları protesto etti. Beyaz Saray yarışı hızlanırken, gençlerin elinde önümüzdeki dört yıl ülkeyi kimin yöneteceğini seçmek için güzel bir fırsat var. Bu fırsatı da seçim sandığına gidip oy kullanarak değerlendirmekten başka çareleri yok. Ancak Amerika’da gençlerin sandık başına gitme oranı çok düşük. Bakalım, bekleyip göreceğiz Kasım seçimlerinde başkanlık yarışında ipi kimin göğüsleyeceğini.

 

 

 

Cumhuriyetçi Parti Kurultayı’nda neler oluyor?

Posted July 19th, 2016 at 1:13 pm (UTC-5)
Leave a comment

Melania Trump greets her husband Republican U.S. presidential candidate Donald Trump onstage at the Republican National Convention in Cleveland, Ohio, U.S. July 18, 2016. REUTERS/Mark Kauzlarich - RTSIMGH

Cumhuriyetçi Parti’nin Ohio’nun Cleveland kentindeki Ulusal Kurultayı’nda (18-21 Temmuz) partinin başkan adayı ve yardımcısının adaylığı kesinleşecek. Donald Trump, parti içi muhalefete rağmen Cumhuriyetçiler’e başka seçenek bırakmadı, bütün ayrıştırıcı söylemlerine ve siyasi tecrübesizliğine rağmen, başkan adaylığını garantiledi. Trump, parti kongresinden hemen önce de kendisine siyasi deneyimi olan bir yardımcı adayı seçti, Indiana Valisi Mike Pence.

Mike Pence kim?

Vice presidential candidate Mike Pence attends a press event in New York July 16, 2016. REUTERS/Eduardo Munoz TPX IMAGES OF THE DAY - RTSIAS4

Peki kim tam adıyla Michael Richard Pence? Avukat kökenli Pence, 1959 doğumlu, 57 yaşında, ikisi kız üç çocuğu var. 2013 yılından beri Indiana Valisi. Eyaletin 50’nci valisi olan Pence, 2001-2013 yılları arasında tam 12 yıl Temsilciler Meclisi üyeliği yapmış. Kongre deneyimi var. Mike Pence Cumhuriyetçi Parti’nin muhafazakarlarından ve aşırı muhafazakar Çay Partisi Hareketi’ni destekliyor. Trump’ın yardımıcısı olarak Pence’i seçmesi, Cumhuriyetçi Parti içindeki Trump karşıtlarını yumuşatmışa benziyor.

Kurultaya dönersek, Cleveland’da 50 bin kişi toplandı Cumhuriyetçi Parti Kongresi için. Bunların 30 bini parti delegeler, 5 bini göstericiler. 15 binin üzerinde bir medya ordusu izliyor kurultayı. Bu grup bir hafta sonraki Demokrat Parti Kurultayı’nı da izleyecek. Kurultayın ilk gününde konuşanların en renklisi kuşkusuz Donald Trump’ın eşi Melania idi. Trump takdim etti eşini, her zaman uzun konuşan milyarder işadamı-politikacı, bu kez kısa bir konuşma yaptı, Melania’yı “olağanüstü bir anne, inanılımaz bir kadın” olarak tanımladı.

Melania Trump da göçmen

Melania Trump, wife of Republican U.S. presidential candidate Donald Trump, speaks at the Republican National Convention in Cleveland, Ohio, U.S. July 18, 2016. REUTERS/Aaron P. Bernstein - RTSIMJ8

Melania, Yugoslavya doğumlu Slovenyalı bir göçmen. Trump’ın tartışmalı seçim kampanyası sırasında geri planda kalmayı tercih etti Melania Trump. O da konuşmasında kocasını ‘harika bir lider’ diye övdü, Amerika’yı değiştirebilecek tek kişi olduğunu savundu ve kendi hikayesini anlattı.

Ancak Melania’nın söyledikleri hemen tartışılmaya başladı çünkü bir gazeteci konuşmanın Michelle Obama’nın 2008’de eşi Barack Obama’yı övdüğü kurultay konuşmasına aşırı benzediğini farketti ve bunu gündeme getirdi.

Melania Trump konuşmasında, “Çok genç yaştan itibaren annem ve babam, hayatta elde etmek istediklerim için çok çalışmam gerektiğini vurguladı. Verilen sözleri tutmanın önemini aşıladı. Başkalarına saygı göstermenin ne kadar önemli olduğunu anlattı,” dedi.

Sekiz yıl önce Michelle Obama da şunları söylemişti konuşmasında: “Barack ve ben aynı değerlerle yetiştirildik: Hayatta elde etmek istediklerin için çok çalışacaksın, verdiğin sözleri tutacaksın, karşındakilere saygı göstereceksin.”

Melania Trump (L), wife of Republican U.S. presidential candidate Donald Trump, speaks at the Republican National Convention in Cleveland, Ohio, U.S. July 18, 2016 and Michelle Obama addresses the opening session of the 2008 Democratic National Convention in Denver, Colorado August 25, 2008 in a combination of file photos. REUTERS/Mike Segar/File Photos TPX IMAGES OF THE DAY - RTSIP4X

Trump kampanyası yetkilileri, Melania Trump’ın konuşmasını savundu ve bir göçmen çocuğu olarak kendi deneyimlerini anlattığını vurguladı.  Trump’ın bu polemiğin başlatılmasına çok kızdığını bildiriyor ajanslar.

Melania Trump mücevher tasarımcısı

Melania, konuşmasında 18 yıldır Donald Trump’la birlikte olduğunu söyledi. 70 yaşındaki Trump’ın üçüncü eşi Melania. Çiftin bir oğlu var. Trump’ın daha önceki evliliklerinden üç çocuğu olduğunu ekleyelim. 46 yaşındaki Melania, Lyubliana Üniversitesi’nden mezun eski bir model. Şimdilerde mücevher tasarımcılığı yapıyor. 2011 yılında yeşil kart almış, 2006’da da Amerikan vatandaşı olmuş. Eşinin göçmen olması, Trump’ın göçmen karşıtı söylemleriyle ters düşmüyor mu sorusunu sormadan geçemiyor insan.

Cumhuriyetçi Parti Kurultayı’nda yaptığı konuşmayla Melania Trump da başkanlık seçim kampanyasına katılmış oldu. Kasım ayındaki seçimlere kadar Melania’nın adından daha sık söz ettirmesi bekleniyor.

Cleveland’da güvenlik çok sıkı

 

A United States Secret Service agent closes a security fence, as preparations are made for the Republican National Convention, Saturday, July 16, 2016 in Cleveland, Ohio. (AP Photo/Alex Brandon)

Cleveland’da kurultay için sıkı güvenlik önlemleri uygulanıyor. Federal yetkililer ve Cleveland polisi, kurultai sırasında güvenlik sorunu yaşanmaması için yaklaşık iki yıl hazırlık yaptı. İç Güvenlik Bakanlığı ve Federal Soruşturma Bürosu FBI’la birlikte Cleveland’daki Cumhuriyetçi Parti, Philadelphia’daki Demokrat Parti kurultayları için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Güvenlik yetkilileri siber saldırılara karşı da önlem aldı ve siber saldırıları ‘en büyük tehlike’ olarak niteledi. Ama en çok korkulan ‘terör’. Son terörist saldırılar bu kaygıyı daha da arttırsa da yetkililer aldıkları önlemlerin yeterli olduğuna güveniyor. Cleveland’da gösteriler 50 dakikayla sınırlandı, barışçı olması koşulu getirildi. Cumhuriyetçiler’in toplandığı kongre merkezi 1,5 metre yüksekliğinde duvarlarla korunuyor. Güvenlik için Cleveland ve Philadelphia’ya 50 milyon dolarlık ek bütçe verildi.

Bundan sonra ne olacak?

Cumhuriyetçi Partililer Perşembe akşamı başkan adaylarını resmen açıkladıktan sonra büyük olasılıkla seçim kampanyası daha yoğun ve söylemlerin sertleştiği bir yola girecek. Demokrat Parti’nin de adayını kesinleştireceği 25-28 Temmuz kurultayından sonra adaylar kıyasıya mücadeleye edecek. Zaten şimdiye kadar seçim kampanyası alışılmışın dışında sert söylemlerle dolu geçti.

Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti kurultayları çoğunlukla Amerika’da seçim kampanyasının en renkli görüntülerine sahne olur. Bu kez de öyle olacağı kesin görünüyor.

 

 

 

Terör Bir Kez Daha Canımızı Acıttı

Posted June 29th, 2016 at 11:00 am (UTC-5)
Leave a comment

People leave Turkey's largest airport, Istanbul Ataturk, Turkey, following a blast June 28, 2016.        REUTERS/Osman Orsal      TPX IMAGES OF THE DAY - RTX2IRPY

Hepimiz terörün hayatımızı böylesine etkilemesinden, içimizi acıtmasından bıktık usandık. İstanbul Atatürk Havalimanı’na yapılan saldırı hepimizi çok üzdü. Geçen yıl dünyanın en işlek 11’inci, bölgenin 3’üncü büyük havaalanı olan Atatürk Havalimanı, bir yıl içinde 61,8 milyondan fazla yolcunun kullandığı bir merkez.  İstanbul Atatürk Havalimanı aynı zamanda dünyanın en hızlı büyüyen havaalanlarından biri, 2015’te bir önceki yıla göre yolcu sayısında 9,2’lik bir artış yaşadı.

A relative of Gulsen Bahadir, a victim of Tuesday's attack on Ataturk airport, mourns at her flag-draped coffin during her funeral ceremony in Istanbul, Turkey, June 29, 2016. REUTERS/Osman Orsal - RTX2IVPI

Saldırıda hayatını kaybedenlerden 37’sinin kimliği belirlenmiş, 10’u yabancı uyruklu, 3’ü de çifte vatandaşmış. İnsan hayatından söz ediyoruz. Biliyoruz ki, bir insan ne kadar zor doğuyor, büyüyor, yetişiyor. Saldırı haberini duyduğumuzda yüreğimiz hopladı. Hepimizin yolcusu, havaalanında çalışan yakını olabilir. Herkese çok geçmiş olsun. Yakınlarını kaybedenlere sabır diliyor, başınız sağ olsun diyorum. Yaralılar da umarım sağlıklarına kavuşurlar bir an önce. Ama böyle bir saldırı yaşamanın, tanık olmanın etkileri öyle kolay kolay geçmez. Derin yaralar açıldı yüreğimizde.

Paramedics push a stretcher at Turkey's largest airport, Istanbul Ataturk, Turkey, following a blast June 28, 2016. REUTERS/Osman Orsal - RTX2IR3E

Başbakan Binali Yıldırım, saldırının IŞİD tarafından yapılmış olabileceğini söyledi ancak şu ana kadar terör örgütü saldırının sorumluluğunu üstlenmiş değil. Evet, daha önceki saldırılarına benziyor IŞİD’in. Örneğin 22 Mart’ta Brüksel Uluslararası Havaalanı’na yapılan saldırıyla benzerlikler çok. Brüksel saldırısında 32 kişi hayatını kaybetmişti.

A broken window is seen at Turkey's largest airport, Istanbul Ataturk, Turkey, following yesterday's blasts June 29, 2016. REUTERS/Osman Orsal - RTX2ISIT

Amerika’daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü, Ramazan ayında IŞİD’in Türkiye’deki saldırılarını arttıracağı uyarısında bulunmuştu bir süre önce. 5 Haziran-5 Temmuz arasında örgütün bölgedeki stratejisini yeniden düzenleme planına bağlamıştı bu öngörüyü araştırma kurumu. Uzmanlar da Ramazan’ın son on gününde saldırılar olabileceği uyarısı yapmıştı. Ramazan barış ayı değil mi? IŞİD İslam adına dehşet saçıyorsa, Ramazan’da saldırı yapmasını nasıl açıklıyor?

Ambulance cars arrive at Turkey's largest airport, Istanbul Ataturk, Turkey, following a blast June 28, 2016.     REUTERS/Osman Orsal     TPX IMAGES OF THE DAY      - RTX2IR1K

Enstitü raporunda şöyle demişti: “IŞİD büyük olasılıkla Suriye’de yaşadığı baskıyı hafifletmek amacıyla, komşu ülkelerdeki saldırılarını arttıracak. Bu aynı zamanda IŞİD’in bu ülkelerdeki olası genişleme planlarını hayata geçirmeyi amaçlayan stratejisinin de bir parçası. Bu planlara en uygun hedefler, yabancı turistler, devlet güvenlik güçleri ve Türkiye ile Ürdün’deki Amerikan askeri tesisleri.”

İstatistiklere göre, Türkiye’de bir yıl içinde 17 bombalı saldırı  ve intihar saldırısı yapıldı. Bu saldırılarda 300 kişi hayatını kaybetti, en az 1,000 kişi de yaralandı. Bu saldırıların bazılarını IŞİD, bazılarını da TAK üstlendi.

Bir son söz: Terörü ve teröristleri lanetliyoruz, terör dursun, kimse terör yüzünden ölmesin istiyoruz.

 

Orlando teröristi Disney World’e mi saldıracaktı?

Posted June 14th, 2016 at 6:47 am (UTC-5)
Leave a comment

A mourner holds up candle against a red, white and blue backdrop during a vigil for those killed in a mass shooting at the Pulse nightclub downtown Monday, June 13, 2016, in Orlando, Fla. (AP Photo/David Goldman)

Amerikan tarihinin en ölümcül toplu cinayetini işleyen Amerika doğumlu Ömer Sıddıki Metin’in esas hedefinin Orlando’daki Walt Disney eğlence parkı olabileceği bildiriliyor. People dergisine göre, federal güvenlik birimlerinden bir yetkili, dergiye Metin’in aslında bir süredir saldırı hedefi olarak Pulse gece klübüyle Disney World arasında tercih yapmaya çalıştığını belirlediklerini söyledi. Metin’in eşi Nur Zahi Selman, sorgusunda FBI yetkililerine, Nisan ayından beri birlikte iki hedef arasında mekik dokuduklarını anlattı.

People gather for a vigil in memory of the victims of the Orlando, Fla., worst mass shooting in modern U.S. history, Monday, June 13, 2016, at City Hall in Philadelphia. A gunman opened fire inside a crowded gay nightclub early Sunday, before dying in a gunfight with SWAT officers, police said. (AP Photo/Matt Rourke)

Korkunç olan şu ki, dört Disney World temalı eğlence parkından biri olan Downtown Disney’de (yeni adıyla Disney Springs) girişte arama ve güvenlik kontrolu yapılmıyor. Diğer parklar olan Magic Kingdom, Hollywood Studios, Animal Kingdom ve Epcot’ta ise 2015 yılından buyana girişte metal detektörden geçiliyor, rastgele seçilen ziyaretçiler de aranıyor. Özetle çoğu çocuk ve genç, yılda milyonlarca turistin günlerce zaman geçirdiği bu dev parklarda güvenlik yeterli değil, hatta hiç yok. Ve ne yazık Amerika’da ve dünyada Ömer Sıddıki Metin gibi gizli teröristlerin sayısı oldukça yüksek ve ne zaman, nerede, kime, nereye saldıracaklarını bilmek mümkün değil.

Saldırgandan IŞİD’e bağlılık yemini

omerfinal
FBI, Florida’nın Orlando kentinde eşcinsellerin gittiği Pulse adlı gece klübüne saldırarak 50 kişinin ölümüne yol açan Ömer Sıddıki Metin’in IŞİD’e bağlılık yemini ettiğini açıkladı. Metin’in, saldırıdan önce 911 acil yardım hattını arayarak kendini tanıttığı ve IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’ye bağlılığını açıkladığı ortaya çıktı. Metin ayrıca telefon konuşması sırasında 2013 yılında Boston Maratonu’na bombalı saldırı düzenleyerek 3 kişinin ölümüne, 260 kişinin yaralanmasına yol açan Çeçen Çarnayev kardeşlerden de bahsetti.

Afgan asıllı Orlando saldırganı dindar mıydı?

Babası Mir Sıddıki, NBC televizyonuna, saldırının oğlunun dini inancıyla ilgisi olmadığını söyledi. Mir Sıddıki Miami’de birlikte yaşadıkları bir olayı örnek verdi ve oğlunun karısı ve oğlunun önünde iki erkeğin öpüştüğünü gördüğü zaman çok sinirlendiğini anlattı. Baba Sıddıki, saldırı kurbanlarının yakınlarından özür diledi ve oğlunun şiddete eğilimi olduğunu ve böyle bir saldırı planladığını bilmediğini öne sürdü. 1986 New York doğumlu Metin, Afgan göçmeni bir ailenin oğlu. Washington Post gazetesinin ulaştığı eski karısı, Ömer Metin’le 8 yıl önce internette tanıştığını ve birlikte Florida’ya taşındıklarını söyledi. Güvenlik nedeniyle kimliğini açıklamayan kadın, evliliklerinin Metin’in şiddete başvurmasına kadar sorunsuz geçtiğini ancak sonunda bu yüzden ayrıldıklarını anlattı. Eski eşi, Ömer Sıddıki Metin’in “dengesiz” olduğunu söyledi.

Saldırganın babası da ‘dengesiz’ mi?

babafinalFlorida’da yaşayan baba Sıddıki Metin, kendisini Afganistan’ın ‘devrimci cumhurbaşkanı’ ilan etmiş bir göçmen. Devrimci hükümeti için bakanlar atayan, talimatlar veren siyasi stratejiler açıklayan Sıddıki Metin, Afgan askeri üniforması giyerek çekim yapıyor ve yıllardır Facebook hesabından Afgan halkına video mesajlar gönderiyor.

Sürekli olarak Eşref Gani başkanlığındaki Afgan hükümetini eleştiren baba Metin, videolarında kendi kurduğu hükümetin, Afganistan’da yolsuzluk, rüşvet ve savaşı sonlandıracağını öne sürüyor. ‘Refah içinde bir Afganistan’ vadeden Sıddıki Metin oğlunun eşcinsel gece klübü saldırısından hemen önce de Fecebook sayfasında bu konuda bir video yayınladı ve birçok Afgan politikacı hakkında çeşitli suçlamalarda bulundu. Sıddıki Metin 5-7 Haziran arasında Meksika’ya gitti ve bir gemiden Afgan halkına mesajlar göndermeye devam etti. Üstelik de bu gemi turunun ‘resmi bir gezi’ olduğunu öne sürdü. Artık ‘dengeli’ mi ‘dengesiz’ mi olduğuna varın siz karar verin!

Akdeniz ve Ege’de Başka Bebekler Ölmesin!

Posted May 31st, 2016 at 2:07 pm (UTC-5)
Leave a comment

RECROP - In this Friday, May 27, 2016 photo, a Sea-Watch humanitarian organization crew member holds a drowned migrant baby, during a rescue operation off the coasts of Libya. Survivor accounts have pushed to more than 700 the number of migrants feared dead in Mediterranean Sea shipwrecks over three days in the past week, even as rescue ships saved thousands of others in daring operations. (Christian Buttner/EIKON NORD GMBH GERMANY via AP)

Suriye’de beş yıldan fazladır devam eden iç savaş yüzünden ülkelerini terketmek zorunda kalan Suriyeli sığınmacılar hedef belirledikleri Avrupa’ya ulaşmak amacıyla çok zor ve riskli yollara başvuruyor. Kimi Türkiye üzerinden Yunan adalarına geçmeye çalışıyor, Ege’nin dalgalarına atıyor kendilerini çoluk çocuk, kimi de kara yoluyla sınırdan Balkan ülkelerine yürüyor.

Sadece Suriyeli mülteciler değil konu. Bir de Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışan mülteciler var. Afrika ülkelerindeki çatışmalardan, iç savaşlardan, terörden, yoksulluktan kaçan Nijerya’dan, Gambia’dan yollara düşen sığınmacılar bunlar. Ege’deki trajediyi Bodrum kıyılarına vuran Aylan Kürdi adlı küçük çocuğun cesedini gösteren fotoğraf bütün dünyaya duyurmuş, Avrupa Birliği ülkeleri harekete geçmiş, sonunda Türkiye’yle yapılan anlaşmayla Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gönderilmesi büyük ölçüde durdurulmuştu.

A volunteer holds up a baby as others help migrants and refugees to disembark from a dinghy after their arrival from the Turkish coast to the Greek island of Lesbos, Wednesday, Nov. 25, 2015. About 5,000 migrants reaching Europe each day over the so-called Balkan migrant route. The refugee crisis is stoking tensions among the countries on the so-called Balkan migrant corridor — Greece, Macedonia, Serbia, Croatia and Slovenia. (AP Photo/Santi Palacios)

Mültecilerle ilgili rakamlar gerçekten dehşet verici. Birleşmiş Milletler Mülteciler Dairesi, Ocak ayından buyana Akdeniz’i geçmeye çalışan 2,500’den fazla sığınmacının hayatını kaybettiğini açıkladı. 2015’in ilk beş ayı içinde 1,855 kişi Akdeniz’in dalgalarına kapılıp gitmişti. Son bir hafta içinde Akdeniz’de toplam 880 mülteci hayatını kaybetti.

Şimdi de bir başka fotoğraf karesi Kuzey Afrika-Avrupa hattında ölen bir bebeğin yürek burkan halini gösteriyor. Libya açıklarında batan ve 700 kişinin öldüğü tekneyle Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışan bir ailenin bebeği, bir Alman kurtarma görevlisinin kucağında, öldükten sonra mültecilerin gerçekleşmeyen hayallerinin sembolü haline geldi. Yardım kuruluşları ‘artık yeter, bu fotoğraflar artmasın, önlem alınsın’ diyor.

A man holding a baby disembarks from a dinghy after arriving from a Turkish coast to the northeastern Greek island of Lesbos, Sunday, Oct. 25, 2015. The International Office for Migration says Greece over the last week experienced the largest single weekly influx of migrants and refugees this year, at an average of some 9,600 per day. (AP Photo/Santi Palacios)

Türkiye’de üç milyona yakın Suriyeli sığınmacı var. Suriyeliler değil yalnızca, Afganistan ve Irak’tan kaçanlar da Avrupa’yı hedefliyor. Bangladeşliler, Pakistanlılar da göç edenlerden. Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların 700 bini çocuk yaşta. Ülkelerinden, evlerinden, okullarından, bazıları da ailelerinden uzak yaşam mücadelesi veriyor. Uzmanlara göre, bu çocuklar bundan on yıl sonra potansiyel terörist olabilir, eğitimsiz bırakılırlarsa. Bu da çok ciddi bir sorun haline gelebilir.

Gelin bir ortak paydada birleşelim: ‘Artık Akdeniz ve Ege’de başka bebekler ölmesin, bir fotoğraf karesi görüp birkaç gün üzüldükten sonra mültecileri unutmayalım; Avrupa, Amerika, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları mültecilere daha çok yardım etsin.’

Ankara..Ankara..Güzel Ankara…

Posted March 20th, 2016 at 8:05 am (UTC-5)
Leave a comment

IAMANKARAÇocukluğumun, ilk gençliğimin, okul yıllarımın geçtiği, bir zamanlar bugünlere oranla çok huzurlu, mutlu, yaşanabilir bir kent olan Ankara’m. Kilometrelerce uzakta yaşasam da benim için her zaman çok özelsin, özel kalacaksın.

Çocukluğumun dilimizden düşmeyen bir çocuk şarkısını hatırlatmak istiyorum bilenlere: Ankara Ankara güzel Ankara, Seni görmek ister her bahtı kara, Senden yardım umar her düşen dara,Yetersin onlara güzel Ankara. Burcuna göz diken dik başlar insin, Türk gücü orada her zoru yensin, Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin, Varolsun toprağın taşın Ankara.

Önce birer birer okuduğum okullar yıkıldı çeşitli nedenlerle. Oysa ben her Ankara’ya gidişimde önlerinden geçer, anılarımı tazelerdim. Oturduğumuz semtler değişti yıllar geçtikçe. Küçük, bahçe içindeki evlerin yerini koca koca apartmanlar aldı, ağaçlara, çiçeklere yer kalmadı, kaldırımlar daraldı, araçlar ortalarda kaldı.

Kent büyüdükçe halk başkentin çevresinde yeni kurulan semtlere taşınmakta buldu kurtuluşu. Yeni yollar, yeni binalar, mimari tuhaflıklar eski güzellikleri neredeyse sildi. Her Ankara seyahatinde hem bir nostalji yaşadım mutlu oldum, hem de ‘hey gibi günler hey’ diyerek yüreğim burkuldu.

Ama bütün bu dev değişiklikler, başkentin çehresinin değişmesi, çok küçük kaldı terörün neden olduğu değişikliklerden. Ankara’mın insanları, Ankara’mın parkları, otobüs durakları, garı zarar gördü, hasara uğradı, kalpleri kırıldı. Ama ‘alışmayacağız’ dedi herkes. Teröre alışmak olur mu? Olmaz. Ankara’nın gözünü yaşlı görmek istemiyorum. Kimse istemiyor. Terör her herden herkesten uzak dursun!

Ankara..Ankara..Güzel Ankara..Seni gözü yaşlı görmek istemiyorum.

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

Posted March 8th, 2016 at 11:50 am (UTC-5)
Leave a comment

secim insanlar8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kız çocuklarının hepsinin okula gidebildiği, kadınların hepsinin okuyup meslek sahibi olduğu ve iş bulabildiği, bütün bu ortamlarda toplumun her kesiminden adil ve eşit muamele gördüğü bir dünya hayal ederek ve dileyerek, hepimize ‘kutlu olsun’ diyorum.

Dünya kadınlara eşitlik ve şiddetin önlenmesi konusunda hala çok geride olsa da günün birinde daha iyi koşullarda yaşayacağımızı düşünmek istiyorum. Kadınların da kendi hakları konusunda daha bilinçli olduğu ve bu hakları daha korkusuzca savunacağı günlerin uzak olmadığını düşünmek ihtiyacındayım.

Barack ObamaBaşkan Barack Obama Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı açıklamada her kız çocuğunun ve kadının doğuştan aynı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu vurguladı. Dünyada milyonlarca kız çocuğunun ve kadının şiddete maruz kalmasını, eğitimden yoksun bırakılmasını, sosyal ve ekonomik hayata katılmasının engellenmesini eleştirdi Obama. ‘Kadınlara yatırım yaparsak dünyanın geleceğini garanti altına alırız’ diyen Barack Obama, ‘Bütün kadınların topluma tam kapasiteyle katılmasını sağladığımız zaman dünya daha barışçı, daha aydınlık ve daha varlıklı olacaktır’ dedi.

CDAB4E88-F342-47AB-B924-8C8849BD7111_w640_r1_s_cx0_cy5_cw0First Lady Michelle Obama da bu ay ‘Let Girls Learn’ (Bırakın Kızlar Okusun) programının birinci yılını kutluyor. Geçen yıl Başkan ve eşi Amerika içinde ve dışında kız çocuklarına eğitim imkanı sunmak amacıyla bir federal hükümet girişimi başlatmıştı. Obama yönetimi 2016 bütçesinde 250 milyon dolarlık fon ayırmıştı bu girişim için, 2017 bütçesinde de 100 milyor dolar eklendi bu bütçeye. Ayrıca İngiltere, Japonya ve Güney Kore, küresel bağlamda kız çocuklarının eğitimi için bu programa 600 milyon dolarlık fon taahhüdünde bulundu.

Allie Marsinko

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki-Moon da bir mesaj yayınladı Dünya Kadınlar Günü nedeniyle. Çocukluğunda kadınların çektiği çileye çok yakından tanıklık etiğini anlatan Kore asıllı Genel Sekreter, bu anıların kendisini hala uykusuz bıraktığını belirtti. Kız çocuklarının bugün de okula giderken veya okuldan dönerken saldırıya uğradığını, kadın sünnetinin hala toplumun bir kara lekesi olduğunu, birçok kadının doğum yaparken yetersiz sağlık hizmetleri yüzünden hayatını kaybettiğini, kadınların savaş alanında canlı kalkan olarak kullanıldığını hatırlattı Ban ki-Moon. Dul kadınların aşağılandığını ve yoksulluğa itildiğini belirten Ban, son dokuz yıldır Birleşmiş Milletler’de kadınların önündeki engelleri kaldırmak için başlatılan birçok programa imza attığını kaydetti.

Unemployment Benefits

 

Birleşmiş Milletler Barışgücü komutanlığına ilk kadını atadığını hatırlatan BM Genel Sekreteri, kadınların üst düzey BM görevlerine terfi etmesini sağladığını anlattı. Bu kadınların sayısı 150’nin üzerinde. Ban dokuz yıl önce göreve başladığı zaman dünyada dokuz parlamentoda hiç kadın milletvekili yoktu. Ban’ın çabalarıyla bu sayı dörde indi. Yine de siyasi temsil oranı kadınlar açısından çok düşük. BM Genel Sekreteri, Dünya Kadınlar Günü mesajında ‘Gelecek için en iyi yatırım kadınlara yapılan yatırımdır’ dedi.

Amerika’da Mart ayı, ‘Kadın Ayı’ olarak kutlanıyor. Çeşitli etkinlikler düzenleniyor, kadına sevgi, saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kadınlar için daha iyi bir gelecek düşlerken, annemi saygıyla anıyor, hayatımdaki bütün kadınları ve bütün kadın meslektaşlarımı sevgiyle kucaklıyorum. İyi ki varsınız!

Başkanlık Yarışında Papa-Trump Söz Düellosu

Posted February 21st, 2016 at 11:53 am (UTC-5)
Leave a comment

Amerika’da başkanlık seçim kampanyalarında din konusunun gündeme gelmesi sık görülen bir durum. Yıllar önce Joe Lieberman’ın Musevi, Mitt Romney’nin Mormon olması uzun süre gündemde kalmış, aylar süren tartışmalar yapılmıştı.

‘Din’le ilgili tartışmaların en akılda kalanı ve Beyaz Saray’daki ikinci görev süresinin sonuna gelmesine, yani sekiz yılını doldurmasına az kalmasına rağmen Başkan Barack Obama’nın Müslüman olduğu yolundaki iddialar. Göbek adının Hüseyin olması yüzünden (Barack Hussein Obama) Obama’yı hedef alan bu iddialar bugün de zaman zaman gündeme geliyor Beyaz Saray’dan yapılan bütün yalanlamalara rağmen. Bunda Obama ailesinin düzenli olarak kiliseye gitmemesinin de rol oynadığını söylemek mümkün.

Papa Francis’ten Trump’a eleştiri

Philippines Pope ZikaGelelim bugünkü duruma. Seçim yarışının en tartışmalı aday adayı olan milyarder emlak kralı Donald Trump, Papa Francis’in bir açıklamasıyla adayların ‘dini tercihleri’ gündeminde seçim tarihine geçti diyebiliriz. Anketlerde liderliğini sürdüren Cumhuriyetçi Trump, Papa’nın ciddi eleştirisine hedef oldu ve dolayısıyla başkanlık yarışı bu atışmayla yepyeni bir boyut kazandı.

Meksika ziyaretinden Roma’ya dönerken bir gazeteci, Papa Francis’e, Donald Trump’ın göçü durdurmak için Amerika-Meksika sınırına duvar örme planıyla ilgili görüşlerini sordu. Papa Francis bu soruyu “Dünyanın neresinde olursa olsun sadece köprü kurmayı değil duvar örmeyi düşünen bir kişi Hıristiyan olamaz” diye yanıtladı. Ve beklendiği gibi kıyamet koptu.

Trump’dan önce sert sonra yumuşak söylem

Donald TrumpDonald Trump buna karşılık önce bir açıklama yaptı ve dini inancının Papa tarafından sorgulanmasının ‘çok ayıp’ olduğunu söyledi. Trump, IŞİD militanlarının Vatikan’a saldırmaları durumunda Papa’nın ‘Keşke Trump başkan olsa’ diye dua edeceğini söyledi.

Ancak daha sonra CNN Televizyonu’nda yayınlanan Cumhuriyetçi Parti tartışma programında söylemini yumuşattı, Papa Francis’e büyük saygı duyduğunu söyledi, Amerika-Meksika sınırıyla ilgili planı hakkında Papa’ya yanlış bilgi verilmiş olabileceğini belirtti. Trump’ın bu açıklamayı elindeki notlardan okuması da dikkati çekti ve birçokları ‘eline verilen yazıyı okuyor’ yorumunda bulundu.

Aday adaylarından farklı tepkiler

Cumhuriyetçi cephede eski Florida Valisi Jeb Bush, Papa’nın ruhani bir lider olduğunu, ancak Trump’ın inancını sorgulamasının uygun olmayacağını söyledi. Katolik olan Ohio Valisi John Kasich ise Papa’yı savundu, Papa Francis’in Katolik Kilisesi’nde birçok duvarı yıktığını, çok sayıda insana kilisenin kapılarını açtığını söyledi.

Bir diğer Katolik aday adayı Florida Senatörü Marco Rubio da Papa Francis’i övdü, ancak Amerika’nın, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için göçmenlik yasalarını uygulamakla yükümlü olduğunu belirtti. Trump’la daha önce birçok konuda çatışan Texas Senatörü Ted Cruz ise bu sefer Trump’a bu konuda yüklenmekten kaçındı,

Katolikler, Amerika’da toplam seçmen sayısının dörtte birini oluşturuyor. Son başkanlık seçimlerinde Katolik seçmenlerin tercihlerinin Cumhuriyetçi Parti’den Demokrat Parti’ye kaydığı görülüyor.

Son anketlere göre durum

Papa-Trump atışmasından önce Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir ankete göre, Cumhuriyetçi aday adayı Donald Trump’a gösterilen destek, %39’a ulaştı. Florida Senatörü Marco Rubio %19 ve Teksas Senatörü Ted Cruz %18 oranında destek görüyor seçmenlerden.

Demokrat Parti’deyse, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Vermont Senatörü Bernie Sanders, başabaş gidiyor. Seçmenlerden göördükleri destek oranı birbirine çok yakın, yüzde 40’larda. Uzmanlara göre Sanders, Aralık ayından bu yana oy oranını 30 arttırarak Clinton’la eşitlik sağladı. Sanders’ın başarısının sırrı, siyah ve Latin kökenli seçmenlerle kadınlardan destek alması. Birçok uzman, “eğer seçimler bugün yapılsa Sanders ve Clinton eşit oy alırdı” diyor.

Özetle hem aday adaylarının hem de seçmenlerin işi zor ve sandık başına gidip oy kullanmak her seçimde olduğu gibi Kasım 2016’da yapılacak başkanlık seçiminde de hayati önem taşıyor.

 

50. Yılın Kutlu Olsun ATA-DC!

Posted December 24th, 2015 at 11:36 am (UTC-5)
Leave a comment

2015’i güzel anılarla geride bırakalım istedim ve biraz özel de olsa önem verdiğim bir konuda sizleri bilgilendirmeye karar verdim. Washington’un en eski Türk-Amerikan derneği, ATA-DC adıyla bilinen Washington Türk-Amerikan Derneği’dir. Bir avuç gönüllünün 50 yıl önce 1965’te kurduğu ve özveriyle çalışarak bölgedeki Türkler’i biraraya getirdiği dernek, 2015’te 50’nci yılını kutladı. Birçok ilke imza atan ATA-DC, 50’nci yıl temasını yıl boyunca birçok etkinliğinde kullandı, dernek gönüllülerinin fotoğraflarını sergiledi, bugüne kadar gerçekleştirilen etkinlikleri dile getirdi, hayattaki dernek başkanlarını buluşturan bir gece düzenledi, her faaliyetinde eski ve yeni gönüllüleri andı, onurlandırdı.

ATADC50 Group

Neden mi yazıyorum bu konuda? Çünkü ATA-DC benim Amerika’ya daha neredeyse ayak basar basmaz kendimi içinde bulduğum, yıllarca gönüllü olarak çalıştığım, 25 yıl boyunca yönetim kurulu üyeliği yaptığım, gönül verdiğim bir sivil toplum örgütü. Atatürk Okulu’nun kurulması, derneğin bilgisayara geçmesi, Amerikalı öğretmenler için seminerler düzenlenmesi, Washington’da ilk Türkçe TV yayınının yapılması, Türk festivalinin gerçekleştirilmesi, ATANews adlı aylık derginin çıkarılması dahil birçok düzenlemenin içinde yeralmanın gururunu yaşıyorum bugün. Bu çalışmaların hala devam ettiğini görmek gerçekten çok güzel.

hpfinal

Uzun yıllar yönetim kurulunda çeşitli görevler üstlendikten sonra 2000 yılında dernek başkanlığını Türkiye’ye dönmeye karar veren Güneş Karahasan’dan devraldım. Başkanlar iki yıllık bir dönem için seçiliyor ATA-DC’de. Ben de iki kez seçim kazanarak 2000-2004 yılları arasında başkanlık yaptım. İkinci dönemin sonunda kanser kapımı çalınca yeniden aday olmadım ve meşaleyi Pelin Aylangan yüklendi. Hastalıkla mücadele ederken, dernek çalışmalarımdan beni tanıyan, tanımayan onlarca kişiden o kadar büyük bir destek gördüm ki, bugün anımsayınca hala gözlerim yaşarıyor. Ailem, arkadaşlarım, çok sevdiğim işimin yanında hayata tutunmamı sağladıkları için onlara minnet borçluyum. Geçtiğimiz günlerde hayattaki dernek başkanlarıyla 50’nci yıl nedeniyle bir dizi televizyon söyleşisi gerçekleştirdi ATA-DC gönüllüleri. ATANews dergisinin editörü Sıtkı Kazancı, çekimi gerçekleştiren İbrahim Türk ve röportajı yapan Hande Ayan’la biraraya geldik. 40 yıllık bir yayıncı olarak gönüllü yaptıkları işi böylesine ciddiye aldıklarını görünce onlarla bir kez daha gurur duydum.

Daha nice 50 yıllara ATA-DC!

Hepinize mutlu yıllar!

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

September 2016
M T W T F S S
« Aug    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930