Gözden Düşen TV Habercisine Ömürboyu Ceza

Posted June 25th, 2015 at 10:02 am (UTC-5)
1 comment

NBC News - Events - Season 2012Amerika’nın en büyük üç televizyonundan biri olan NBC’nin akşam haberleri sunucusu ve yılların savaş ve özel konular muhabiri Brian Williams, altı aylık uzaklaştırma cezasından sonra görevine dönemiyor. NBC yetkilileri Brian Williams’ın televizyonun kardeş yayın kuruluşu MSNBC’de haber sunuculuğuna indirgendiğini açıkladı. 56 yaşındaki Brian Williams, NBC Akşam Haberleri kuşağının sunucusuyken dokuz milyon izleyiciye sahipti ve yılda 10 milyon dolar alıyordu. Williams’ın koltuğunu altı ay önce vekaleten dolduran yine 56 yaşındaki haberci Lester Holt, bundan böyle NBC Nightly News’un esas sunucusu olacak.

Williams için NBC Nightly News’a dönüş yok

Şimdi Brian Williams’ın düşüşünü hazırlayan olaya bakalım. Ocak ayında NBC Akşam Haberleri’nde Brian Williams 2003’te Irak savaşı sırasında vurulan bir helikopterde olduğunu ve acil iniş yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Williams kimi zaman değiştirerek, bu olayı birçok kez anlatmıştı. Oysa artık hayatımızda sosyal medya var. Nitekim Facebook’ta bir grup eski muharip, Williams’ın yalan söylediğini yazdı. Williams’ın bir başka helikopterde olduğunu ve vurulan helikopterin iniş yapmasından bir saat sonra bölgeye geldiğini savundu. Sonunda olayın aslında Williams’ın anlattığı gibi olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Williams yalan söylediğini kabul etti, ordu gazetesi Stars and Stripes’da özür diledi, ropörtajın gazetede yayınlandığı gün akşam haberlerinde NBC ekranında da yeniden özür diledi.

Brian WilliamsBunun üzerine NBC Haber Başkanı Deborah Turness 10 Şubat’ta Brian Williams’ın altı ay zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığını açıkladı ve geri dönüp dönmeyeceği konusunda hiçbir ipucu vermedi. Geçmişte böyle durumlarla karşılaşan gazeteciler geri gelemedikleri gibi bir daha da saygın haber kurumlarında kendilerine iş de bulamadı. Brian Williams, MSNBC’de kalabildiği için şanslı sayılır, ancak bunun uzun pazarlıklar sonunda sağlandığına da hiç kuşku yok. Çok verimli bir yaşta böyle bir duruma düşmek gerçekten çok acı.

Yalnızca Amerika’nın değil, aynı zamanda dünyanın tanınmış habercilerinden Brian Williams 2004 yılında NBC Akşam Haberleri’ni devraldığı zaman Amerika’nın bir numaralı haber sunucusu olmuş, NBC’nin adını izlenmede zaman zaman birinci sıraya çıkarmış, her zaman ilk üçte kalmasını sağlamıştı. Uzun yıllar Beyaz Saray muhabirliği yapan Brian Williams duruşuyla izleyicinin güvenini kazanmış bir haberciydi.  Ama bu olay ortaya çıkınca dosya kapanmadı, bu kez Katrina Kasırgası sırasındaki haberleri geldi gündeme. NBC’ye Katrina ile ilgili haber geçerken bulunduğu konumda bazı olayları görmesinin (suda yüzen cesetler) imkansız olduğunu söyledi görgü tanıkları. Ayrıca dizanteri olmadığı anlaşıldı, oysa ekranda öyle söylemişti.

Kıssadan hisse

Brian Williams’ın başına gelenler özellikle meslekte yeni olan haberciler, gazeteciler için ders alınması gereken bir örnek. Ben şöyle bir sonuç çıkardım kendi adıma: “Siz siz olun herşeyden önce işinizi ciddiye alın, sizi izleyenlerin ve çalıştığınız kurumun yüzünü kara çıkarmayın, her zaman doğruyu yazın, doğru konuşun. Sorumluluklarınızı hafife almayın.”

 

ABD’de Türkler Genel Seçimde Oy Veriyor

Posted May 18th, 2015 at 3:23 pm (UTC-5)
1 comment

secmen7 Haziran’da yapılacak genel seçimler için Amerika’da yaşayan Türkler, 16 Mayıs’ta kurulan 150’ye yakın sandıkta oy kullanmaya başladı. 31 Mayıs’a kadar Amerika’da yaşayan Türk seçmenler, hergün 8 saat boyunca oy kullanılabilecek. Geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın düşük olmasının nedenlyeri arasında oy verme sürecinin sadece 4 gün olması ve temsilciliklere randevuyla gidilmesi gösteriliyordu. Şimdi bu gerekçeler ortadan kalkmış oluyor.

AKP, CHP ve MHP’den Ortak Açıklama

Buarada Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Haraket Partisi Amerika temsilcileri, ortak bir açıklama yaparak seçmenleri oy kullanmaya çağırdı. Bildiride, “Siyasi partilerimizin ABD’deki temsilcileri olarak, yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde oy kullanma imkanına kavuşmalarını, demokrasimizin geleceği adına önemli bir adım olarak görüyor, bu imkanın Türkiye’yle irtibatımızı, ulusal birlik ve beraberliğimizi daha güçlü hissetmemize katkı sağladığı ortak inancını paylaşıyoruz. Bu inancımız, bir ilk teşkil eden ve geçtiğimiz yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadığımız heyecan ve gururla daha da perçinlenmiştir,” denildi.

Üç partinin temsilcileri, ortak açıklamalarında şu görüşlere yer verdi: “ABD’deki Türk toplumunun bu demokrasi şöleni, 16-31 Mayıs 2015 tarihleri arasında düzenlenecek olan 25. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleriyle devam edecektir. ABD genelindeki 90 bin seçmen vatandaşımızı Vaşington Büyükelçiliğimiz ile New York, Boston, Los Angeles, Şikago, Houston ve Miami Başkonsolosluklarımızda kurulan seçim sandıklarında buluşmaya davet ediyoruz.”

AKP’den İbrahim Uyar, CHP’den Yurter Özcan ve MHP’den Adil Yiğiter, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Siyasi partilerin ABD’deki temsilcileri olarak ortak düşüncemiz, seçimlerin sonucu ne olursa olsun, kazananın Türkiye demokrasisi olacağıdır. Vatandaşlarımızı, bu ortak düşünceye destek vermek, onu daha güçlü bir sese kavuşturmak ve gelecek hayallerimizin en canlı ve renkli bir unsuru kılmak üzere oylarını vermeye davet ediyoruz.”

Türkiye Politika Merkezi’nden (TPC) Seçim Paneli

TPC GROUP14 Mayıs Pazartesi akşamı Türkiye Politika Merkezi (Turkish Policy Center – TPC) Amerika’da Türkiye genel seçimleri hakkında bütün siyasi partileri biraraya getiren ve TC Washington Büyükelçiliği’nden de katılımla bir açık oturum düzenledi.

Goethe Enstitüsü’nde düzenlenen panelin ilk bölümünde TPC Başkanı Ata Akıner, TC Washington Büyükelçiliği’nde seçimlerden sorumlu diplomat Arif Hakan Yeter’le yurtdışında seçim prosedürü hakkında konuştu.

TPC HP1İkinci panelde değişik siyasi partilerin temsilcileri kendi partilerinin platformları ve görüşleri hakkında seçmenlere bilgi verdi, sorular cevapladı. Bu panelin moderatörlüğünü VOA’nın izniyle ben yaptım. Beş değişik partiden temsilcilerle söyleştik. AKP İstanbul Milletvekili Aday Adayı Savaş Şahin, CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, HDP ABD Temsilcisi Mehmet Yüksel, Vatan Partisi ABD Temsilcisi Murat Kutluğ, Anadolu Partisi Washington Temsilcisi Nükhet Özcan’a partilerinin önceliklerini, ekonomik görüşlerini, anayasa değişikliği ve başkanlık sistemiyle ilgili düşüncelerini, açılım süreciyle ilgili politikalarını ve seçimden beklentilerini konuştuk. Yararlı bir panel oldu, izleyicilerden gelen bütün soruları yanıtlamaya zamanımız yetmedi.

TPC PANEL1TPC gibi sivil toplum örgütlerinin farklı siyasi görüşleri biraraya getirmesi çok yararlı bir çaba. Demokratik ve uygar bir şekilde konuların tartışılması hepimize iyi geldi.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki linkleri deneyebilirsiniz. Seçimde oyunuzu kullanın, tercihinizi yapın, siyasette sizin de söz hakkınız olsun!

Türkiye Genel Seçimleri hakkında bilgiyi  www.VoteTurkiye.org adresinde veya TPC’nin Seçim Danışma Hattı’nı (+1) 202-768-8518 numarayı arayarak bulabilirsiniz.

2010’da kurulan Türkiye Politika Merkezi daha adil, laik ve demokratik bir Türkiye için çalışmalar sürdürüyor. Daha fazla bilgiye (http://www.turkishpolicycenter.org) veya Facebook’tan (https://www.facebook.com/TurkishPolicyCenter) ulaşabilirsiniz.

Ayrıca TPC oy vermeye teşvik hakkında partilerüstü bir calışma yapıyor:

http://www.VoteTurkiye.org/

TPC hakkında: http://www.turkishpolicycenter.org

Facebook: https://www.facebook.com/events/1578689679067469/

TPC hakkında: http://www.turkishpolicycenter.org

YouTube kanalımız: https://www.youtube.com/user/TurkishPolicyCenter

http://www.washington.emb.mfa.gov.tr/ShowAnnouncement.aspx?ID=232235

 

Baltimorelu Toya Graham ‘Yılın Annesi’ mi?

Posted May 7th, 2015 at 11:14 am (UTC-5)
Leave a comment

Bu soruyu sorduktan sonra milyonlarca kişinin ‘Anneler Günü’nü kutladığı bugünlerde Amerika’da ateşli bir tartışmaya neden olan bu konuya biraz daha derinden bakalım.

Kaynak: CBS News

Kaynak: CBS News

25 yaşındaki siyah Freddie Gray’in geçtiğimiz günlerde gözaltındayken hayatını kaybetmesinden sonra halkın sokağa döküldüğü ve kundakçılık ve yağma dahil her türlü şiddetin yaşandığı Baltimore kenti Washington’a komşu olan Maryland eyaletinde. Gray’in cenaze töreninden sonra yaşanan ve gece sokağa çıkma yasağı uygulamasına kadar giden olaylar yatıştı ama geride birçok soru işareti bıraktığı gibi hararetli tartışmalara da yolaçtı.

Önce Baltimore kentinin özelliklerine bakalım, belki halkın ve özellikle de siyah Amerikalılar’ın öfkesini anlamak daha kolaylaşır.

1729’da kurulan Baltimore, Maryland eyaletinin en büyük kenti, Amerika’nın en kalabalık kentleri sıralamasında 26’ncı. Nüfusun 620 bin. 2010’daki nüfus sayımına göre, kentte yaşayanların sayısı 620,961 idi. Bu, 2000 yılındaki sayıma oranla kentin nüfusunda yüzde 4,6’lık bir düşüşe işaret ediyor. Bu düşüşün yüzde 23’ü, 5-17 yaş arası çocuklar. 2011’de seçilen siyah ve kadın Belediye Başkanı Stephanie Rawlings-Blake de nüfusun azalması trendini geri çevirmek amacıyla andiçme konuşmasında önümüzdeki 10 yıl içinde kent nüfusuna 10 bin kişi ekleme sözü vermişti.

Baltimore nüfusunun yüzde 63.7’si siyah, yüzde 29.6’sı beyaz, geri kalanlar da Latin kökenli (yüzde 4.2) veya başka ülkelerden Amerika’ya gelenler. Kent merkezinde son yıllarda hızlı bir ekonomik kalkınma tabalosu görmek mümkün. Genç profesyoneller, meslek sahipleri iyi kazançlı işlerde çalışıyor, rahat yaşıyor. Kent merkezinin çevresinde, çoğunlukla siyah nüfusun yaşadığı semtlerdeyse yoksulluk inanılmaz boyutlarda. Çoğu siyah sokaklarda yaşıyor, bu bölgelerde suç oranı oldukça yüksek. Aslında başkent Washington için de benzer tespitler yapmak mümkün. Kentin hala çok yoksul olan ve suç işleyenlerin bolca olduğu, polisin her gün, her akşam olaylarla karşılaştığı kesimleri var. Baltimore’da gençlerin çoğu işsiz, okulu yarım bırakmış, hem okumak, hem de iyi bir iş sahibi olmak istiyor ama ne yazık geçim derdine düşmüş, aç kalmamak için mücadele ediyor. Bu yüzden bir kıvılcım yetiyor bu gençleri sokağa dökmeye.

Baltimore’da yaşanan ayaklanma sırasında polise taş attığını televizyondan gördüğü 16 yaşındaki Michael adlı oğlunu döve döve kalabalıktan çıkaran Toya Graham adlı anneyle ilgili yorumlarsa övgüden yargıya değişiyor. Altı çocuklu Toya Graham, ortaokuldaki oğlu Michael’ı televizyonda diğer gençlerle birlikte polise taş atarken görünce sokağa fırlamış. Sosyal medyada “yılın annesi” olarak görülen Graham’ın, oğlunu çeke çeke isyancı gençlerin arasından çıkarıp götürmesi üzerine Baltimore Emniyet Müdürü Anthony Batts, bütün anne babaların böyle davranması gerektiğini söyledi. Yerel bir televizyon kanalının kamerası önünde oğluna bağırıp çağıran öfkeli anne, defalarca tokatladığı oğlunu ite kaka kalabalıktan uzaklaştırdıktan sonra  yalnızca Amerika’da değil tüm dünyada televizyonların ve sosyal medyanın sevgilisi oldu. Ancak bazı gazetelerdeki yorumlar farklı. Washington Post gazetesinde bir köşe yazarı kalkıp ‘bir annenin çocuğunu dövmesinin ve arkadaşlarının önünde uyandırmasının doğru olmadığını’ savundu. CBS televizyonuna konuşan Toya Graham ise, kendini kaybettiğini, öfkelendiğini, çocuğunun böyle bir olaya karışmasını istemediğini, oğlunu gözaltında ölen Freddie Gray gibi kaybetmek istemediğini söyledi.

Ben olsam ne yapardım? Elbette Toya Graham gibi sokağa çıkıp, oğlumun başına birşey gelmesini önlemek, onu kurtarmak isterdim. Bir anne için çocuğunu kaybetmek, onun acı çektiğini, hapse düştüğünü, umutlarını yitirdiğini, hayatını heba ettiğini görmek kadar korkunç bir acı olamaz diye düşünüyorum. Böyle acılar yaşamış annelerin önünde bu Anneler Günü’nde saygı ve sevgiyle eğiliyor, hepinizden annelerinizin kıymetini bilmenizi rica ediyorum. Böyle bir durumda siz olsanız ne yapardınız? Bu soruya yanıtlarınızı da hemen bekliyorum. Sevgiyle kalın.

 

‘Kanser Kontrol Ayı’ ve Angelina Jolie

Posted April 2nd, 2015 at 11:27 am (UTC-5)
2 comments

Daha çok siyasi ve güncel konular üzerinde yazsam da zaman zaman hepimizi ilgilendiren sağlık, ekonomi, sanat gibi genel yaşam konularına da değinmeden geçemiyorum. 7 Nisan Dünya Sağlık Günü yaklaşırken bir süredir aklıma takılan bir sağlık konusunu gündeme getirmek istedim. Sağlık hepimiz için çok önemli bir konu. Zamanında Kanuni Sultan Süleyman’ın da söylediği gibi, ‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Ne yazık sağlığımızın kıymetini çoğu kez onu kaybettiğimiz zaman anlıyoruz. Böyle bir hataya düşmemeniz için yazıyorum bugün. Sağlığınızın kıymetini yarın değil bugün bilin. Bütün hastalıklarda ve özellikle de kanserde erken tanının önemini hiç aklınızdan çıkarmayın!

Beyaz Saray’dan kanserle mücadeleye destek

Beyaz Saray 1 Nisan’da bir açıklama yaptı ve Nisan’ı Amerika’da ‘Ulusal Kanser Kontrol Ayı’ ilan etti. Erken teşhisin ve önleyici tedavinin önemini vurguladı Başkan Obama ve şöyle dedi: ‘Bu ay kanserin dokunduğu herkesin yanında duruyor ve bu hastalığı önleme, teşhis ve tedavi etme çabalarımızı iki katına çıkarmaya kararlı olduğumuzu tekrarlıyoruz.’ Bu, neden önemli? Beyaz Saray da kanserle mücadele çabalarına destek veriyor ve bu mücadeleye ayrılan kaynakları arttırma kararlılığını tekrarlıyor. Önleyici tedbirleri de vurguluyor Beyaz Saray. ‘Kanser riskinizi sağlıklı yiyerek, sağlıklı bir kiloda kalarak, cildinizi ultraviyole ışınlarından koruyarak, alkol kullanımından kaçınarak, sigaradan uzak durarak azaltın’ tavsiyesinde bulunuyor. Biliyorsunuz First Lady Michelle Obama da Beyaz Saray’daki sebze ve meyve bahçesiyle ve ‘Let’s Move’ kampanyasıyla sağlıklı yaşamı teşvik ediyor.

Angelina Jolie’den cesur davranış

Gencecik bir kadın ama genleri yüzünden kanser riski büyük, bu yüzden bir dizi ameliyat geçirmeyi göze alıyor. Çocukları ve eşiyle daha uzun yıllar yaşayabilmek istiyor çünkü. Angelina Jolie, 39 yaşında. Menapoz için çok genç ama iki yıl içinde geçirdiği iki ameliyat erken menapoz ve birçok yan etkiyi de beraberinde getiriyor ama hepsi ölmekten daha iyi çözümler. İki yıl önce iki göğsünü aldıran ünlü oyuncu, geçenlerde de yumurtalıklarını ve fallop tüplerini aldırdığını açıkladı. Elbette amaç manşet olmak değil. Çünkü o isterse Oscar törenine giydiği tuvaletle, eşi Brad Pitt’le elele görünmesiyle ya da çocuklarıyla çıktığı seyahatlerle de sık sık gündeme geliyor zaten. Reklama ihtiyacı yok. Peki neden sık sık ameliyat oluyor dersiniz? Ailesinde kanser yaşanan ve mutasyona uğramış geni taşıyan kadınlara ne yapabileceklerini göstermek amacı. Umut vermek riskleri azaltmak için neler yapabilecekleri konusunda bilinçlendirmek.

Neden Angelina Jolie cesur bir kadın?

Çok cesur bence, çünkü 37 yaşında kimse iki memesinden olmak istemez. Düşünün bir kolunuzun altından başlayan, bütün göğsünüzü geçen ve öteki kolunuzun altında biten  yarim metrelik bir ameliyat yarası, sonra da izi. Bunun iyileşmesinin ne kadar süreceğini düşünün. İyileştikten sonra da ağır kaldırmamak, belli hareketlerde zorlanmak, hormonal dengenin bozulması, hayata tutunmanın, duygusal iniş çıkışları kontrol etmenin zorluğunu hayal edin. Diyelim bütün bunları hallettiniz, işin psikolojik sıkıntılarını ne yapacaksınız? Bir kere kadını tanımlayan unsurlardan ikisini birden kaybediyorsunuz. Eğer rekonstrüktiv ameliyat geçirmezseniz protez kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Kendinizi ‘güzel’ ve ‘tam’ hissetmeniz hiç de kolay değil. Kadın-erkek ilişkilerinde yaşanabilecek zorlukları da düşünürseniz, çok cesur gerçekten Angelina Jolie. Brad Pitt gibi onu bu konuda destekleyen bir eşi olması kuşkusuz çok güzel. Peki bütün bunları nereden biliyor ve yaşamış gibi konuşuyorum dersiniz? Çünkü ben de Angelina Jolie gibi ailesinde kanser olan, onun ameliyatlarını geçirmiş ve  kanseri yenmiş bir kadınım. Onu anlıyorum. Kanseri yenen, ailesinde kanserle mücadele etmiş ve eden bireyler bulunan, yakınlarını kanser yüzünden kaybetmiş bütün herkese buradan sevgiler gönderiyorum.

 

 

 

 

NBC: “Gazeteci Yalan Söylemez”

Posted February 11th, 2015 at 1:03 pm (UTC-5)
4 comments

NBC News - Events - Season 2012Bu, yalnızca NBC’nin değil bütün dünyada bütün gazetecilerin, habercilerin, yazarların, herkesin sloganı olmalı. Yalan nasılsa günün birinde ortaya çıkar ve hem kişi olarak saygınlığınızı kaybedersiniz, hem de çalıştığınız kurum güvenilirlik kaybına uğrar. İş etiği, çalışma ahlakı ve kişi olarak ilkelerimize bağlılığımız, çalıştığımız kuruma sadakatimiz, vazgeçilmez olmalı. Hangi işi yaparsanız yapın, ilkeli bir bireyseniz zaten yalan söylemeyi aklınıza bile getirmez, sahtekarlık dolandırıcılık yapmazsınız.

Sadece Amerika’nın değil dünyanın en ünlü habercilerinden, haber sunucularından biri olan gazeteci Brian Williams bugünlerde meslek hayatının silinip gitmesine yolaçabilecek ciddi bir kriz yaşıyor. Çünkü Brian Williams yalan söyledi, bu yalanı evirip çevirmeye çalışırken de durumu iyice kötüleştirdi ve ardından da yeni iddialar ortaya atıldı. Bir kere gözden düşerseniz zaten toparlanmanız çok zor Amerikan medyasında. Brian Williams 2004 yılında NBC Akşam haberleri’ni devraldığı zaman Amerika’nın bir numaralı haber sunucusu oldu, kanalın izlenilirliğini birinci sıraya çıkardı, NBC her zaman ilk üçte yer aldı. Uzun yıllar Beyaz Saray muhabirliği yapan Brian Williams duruşuyla izleyicinin güvenini kazanmış bir haberci(ydi). Komedi şovlarının vazgeçilmez konuğu olan karizmatik haberci Brian Williams daha uzun süre konuşulacağa benziyor.

Brian WilliamsNBC’den açıklama

NBC Haber Başkanı Deborah Turness 10 Şubat’ta Brian Williams’ın altı ay zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığını açıkladı ve geri dönüp dönmeyeceği konusunda da hiçbir ipucu vermedi. Geçmişte böyle durumlarla karşılaşan gazeteciler geri gelemedikleri gibi bir daha da saygın haber kurumlarında kendilerine bir iş bulamadı. NBC Haber Ekibi’ne yazılı bir açıklama yapan Turness, “Nightly News” akşam haberlerinin sunucusu ve baş editörü olarak Brian Williams doğru haber vermek ve haber bölümümüzün yüksek standartlarına her zaman uymak sorumluluğuna sahip” dedi. Deborah Turness, Brian Williams’ın izlediği haberlerle ilgili olarak NBC dışında başka yayın kurumlarına yaptığı açıklamalardan da kaygılı olduğunu belirtti.
NBC’nin CEO’su Steve Burke de yazılı açıklamasında “Brian bu davranışıyla NBC’nin haberlerine güvenen milyonlarca Amerikalı’nın güvenini sarsmıştır. Tutumu mazeret kabul etmeyecek kadar yanlış, altı ay görevden uzaklaştırma cezası da hem sert hem de haklıdır” dedi. Ancak Burke, Williams’ın ikinci bir şansı hakettiğini de belirtti ve “hepimiz onu destekliyoruz” dedi.

Ancak diğer yayın kurumlarındaki meslektaşları, gazeteciler tepkili, “istifa etsin” diyor birçokları.

Brian Williams’ı altı ay ekrandan uzaklaştıran olay

Şimdi Brian Williams’ın başını yeme ihtimali yüksek olan olaya bakalım. Ocak ayında NBC Akşam Haberleri’nde Brian Williams 2003’te Irak savaşı sırasında vurulan bir helikopterde olduğunu ve acil iniş yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Williams kimi zaman değiştirerek, bu olayı birçok kez anlatmıştı.

Sosyal Medyanın yalan yakalamadaki rolü

HBO Hosts the New York Premiere of GirlsMalum artık hayatımızda sosyal medya var. Nitekim Facebook’ta bir grup eski muharip, Williams’ın yalan söylediğini yazdı. Williams’ın bir başka helikopterde olduğunu ve vurulan helikopterin iniş yapmasından bir saat sonra bölgeye geldiğini savundu. Olay da böyle ortaya çıktı. Bunun üzerine Williams yalan söylediğini kabul etti, ordu gazetesi Stars and Stripes’da özür diledi, özrünü ropörtajin gazetede yayınlandığı gün akşam haberlerinde NBC ekranında da tekrarladı.

Ama bir kere deniz dalgalanmaya görsün, kolay yatışmaz. Gerçekten de öyle oldu ve bu kez Katrina Kasırgası sırasındaki haberleri geldi gündeme. NBC’ye Katrina ile ilgili haber geçerken bulunduğu konumda bazı olayları görmesinin imkansız olduğunu söyledi görgü tanıkları. Ayrıca dizanteri olmadığı anlaşıldı, oysa ekranda öyle söylemişti. İşler daha da karıştı.

Kıssadan hisse

Brian Williams hakkında NBC’nin iç soruşturması sürüyor. Sonuç bakalım ne olacak? Onun yokluğunda Lester Holt sunacak NBC akşam haberlerini. Rating rekorları kıran akşam haberleri bundan ne kadar etkilenecek, önümüzdeki günlerde göreceğiz. Brian Williams en çok kazanan haber sunucularından biri ve yılda 15 milyon dolar aldığı düşünülürse altı aylık ücretsiz izin onu hiç etkilemez ama halkın, meslektaşlarının ve çalıştığı kurumun güvenini kaybetmek en popüler döneminde meslek hayatını bitirebilir.
Brian Williams’ın başına gelenler özellikle meslekte yeni olan haberciler, gazeteciler için ders alınması gereken bir örnek. Ben şöyle bir sonuç çıkardım kendi adıma: “Siz siz olun herşeyden önce işinizi ciddiye alın, sizi izleyenlerin ve çalıştığınız kurumun yüzünü kara çıkarmayın, her zaman doğruyu yazın, doğru konuşun. Sorumluluklarınızı hafife almayın.”

114’üncü Kongre ve Türk Dostluk Grubu

Posted January 22nd, 2015 at 2:04 pm (UTC-5)
1 comment

Budget BattleGeçen Kasım’da seçilen yeni Kongre üyeleri 6 Ocak’ta andiçerek göreve başladı. Yeni Kongre’de malum Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunlukta. Ama Kongre’nin tek özelliği bu değil. Birçok ilginç bilgiler var, bunları sizlerle paylaşmak istedim.

Kongre’de Kadınlar ve Siyahlar

Bir kere kadın Kongre üyelerinin sayısı bu kez rekora çıktı, toplam 104 kadın Kongre üyesi var. Erkeklerin sayısıysa 430. Kongre üyelerinin 300’ü Cumhuriyetçi, 232’si Demokrat. 435 üyeli Temsilciler Meclisi bir ilk yaşıyor bu dönem. Utah’tan Mia Love, Temsilciler Meclisi’nin ilk Cumhuriyetçi kadın üyesi. Love ile birlikte Cumhuriyetçi Teksaslı Senatör Will Hurd ve Güney Carolinalı Tim Scott, aynı zamanda siyah Kongre üyeleri arasına girdi. Yeni Kongre’deki siyahların sayısı böylece ilk kez 46’ya yükseldi. Şu anda 442 beyaz, 46 siyah, 33 Latin, 12 Asya kökenli ve 2 Kızılderili üyesi var Kongre’nin.

Latin Kökenliler

Gelelim Latin kökenli Kongre üyelerine. 30’u Temsilciler Meclisi’nde, 3’ü de Senato’da olmak üzere Kongre’de toplam 33 Latin kökenli üye var artık. Kongre üyelerinin 12’si Asya kökenli. Bunların 1’i senatör 11’i Temsilciler Meclisi üyesi. Kızılderili kökenli iki milletvekili var 114’üncü Kongre’de. Bunların ikisi de Cumhuriyetçi, ikisi de Oklahomalı. Biri Tom Cole, diğeri Markwayne Mullin.

Kaynak: http://thehill.com

Kaynak: http://thehill.com

Kongre’nin Yaş Ortalaması

Peki, yaş ortalaması ne dersiniz yeni Kongre’nin? Temsilciler Meclisi’nde yaş ortalaması 57, Senato’da 61. Demokratlar Cumhuriyetçiler’den daha yüksek yaş ortalamasına sahip Kongre’de. Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar’ın yaş ortalaması 62. Cumhuriyetçiler’in yaş ortalamasıysa 60. Senato’da Demokratlar ortalama 59 yaşındayken Cumhuriyetçiler 54 yaşında. Senato’daki yeni Cumhuriyetçiler oldukça genç. Arkansas’tan Tom Cotton 37, Coloradolu Cory Gardner 40 yaşında. Temsilciler Meclisi’nin en yaşlı üyeleriyse Michigan’dan Demokrat John Conyers Jr. ve New York’tan Louise Slaughter. İki milletvekili de 85 yaşında.

Kongre’nin Dini İnanç Dökümü

Kongre üyelerinin çoğunluğu Hristiyan, yani Katolik veya Protestan, ayrıca 16 da Mormon var. Kongre üyelerinin arasında 28 Yahudi, iki Budist, iki Müslüman ve bir Hindu var.

Senatör ve Milletvekillerinin Meslekleri

Milletvekilleri ve senatörler çeşitli meslek gruplarından. En büyük grubu hukukçular oluşturuyor. Kongre’de tam 184 hukukçu var. Tarım sektöründen 13 Kongre üyesi mevcut. Bunlardan biri de California’dan Demokrat milletvekili Mike Thompson. Thompson’ın bağları var ve şarap üretiyor. Hatta Thompson Kongre’deki Şarap Üreticileri Dostları grubunun da kurucusu.
Kongre üyelerinden 27’si doctor veya sağlık sektöründen. 3 Kongre üyesi eski havacı. Bunlardan biri de Arizona’dan Cumhuriyetçi Martha McSally. McSally, Amerika’nın ilk kadın savaş pilotu. Kongre’de toplam 38 eski subay var. Bunların 16’sı Hava, 16’sı Deniz Kuvvetleri’nden. Geri kalanı Ulusal Muhafızlar’dan.

Kongre’de artık 10 eski vali, 32 eski belediye başkanı ve tam 251 eyalet meclisi üyesi görev yapıyor.

114’üncü Kongre’de Türk Dostluk Grubu

Budget Battle

 

Tam adı ‘Kongre Türk ve Amerikalı Türk Grubu olan Türk Dostluk Grubu, (Congressional Caucus on Turkey and Turkish Americans) 2001 yılı Mart ayında o zaman Kongre üyesi olan Floridalı Demokrat Robert Wexler, Cumhuriyetçi Kentucky milletvekili Ed Whitfield ve Teksaslı Cumhuriyetçi Kay Granger tarafından kuruldu. Amerika Türk Koalisyonu ve Türk lobisinin yoğun çabası sonunda 2012 yılı Haziran ayında üye sayısı 157’ye çıktı, rekora ulaştı. Türkiye ile Amerika arasındaki dostluğu ve ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan grupta bulunan Kongre üyelerinin seçildikleri bölgelerde hatırı sayılır sayıda Türk seçmen yaşıyor. Kasım seçimlerinden sonra Kongre’deki Türk Dostluk Grubu üyelerinin sayısı 130’a indi.

Şu anda Türk Dostluk Grubu’nun Eş Başkanları olan Ed Whitfield, Tennessee democrat milletvekili Steve Cohen, Kuzey Carolinalı Demokrat milletvekili Virginia Foxx ve Virginia’yı temsil eden Demokrat Gerry Connolly seçimi büyük oy farkıyla kazandı.

114’üncü Kongre’nin göreve başlamasından sonra bir açıklama yapan Amerika Türk Koalisyonu TCA Başkanı Lincoln McCurdy, önümüzdeki dönemde Türk-Amerikan ilişkilerinin daha da önemli olacağını, bu yüzden iki ülkenin birlikte çalışmasının hayati önem kazanacağını belirtti. McCurdy, üye sayısını eski düzeyine çıkarma çalışmalarının da yoğunlaşacağını bildirdi.

http://www.tc-america.org/in-congress/status-of-turkey-caucus-membership-post-2014-elections.html

2016’da Yine Clinton-Bush Yarışı mı?

Posted December 16th, 2014 at 3:23 pm (UTC-5)
6 comments

Bu soruyu görünce , “Daha çok var, bunu neden şimdi konuşuyoruz?” diye sorduğunuzu görür gibiyim. Zaman ilerlesin, 2015’e hele bir girelim, ondan sonra da adaylar birer birer açıklasınlar yarışa gireceklerini, ondan sonra bakarız diyeceksinizdir. Ancak Amerika’da dikkatler çoktan 2016 yılında yapılacak başkanlık seçimlerine çevrildi. Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti’den 2016 başkanlık yarışına kimlerin gireceğinin önümüzdeki aylarda belli olması bekleniyor. 2016 için birçok tanıdık simanın adı geçiyor.

Demokrat Parti’de Hillary Clinton ön planda

HillaryDışişleri eski bakanı Hillary Clinton, 2016 başkanlık yarışına girme olasılığı en yüksek politikacıların başında geliyor. Aday olursa, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın partinin bir numaralı adayı olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlara göre, Hillary Clinton’ın başarılı olması için, ara seçimlerde yenilgiye uğrayan Başkan Obama ile arasına mesafe koyması gerekiyor.  Amerika’nın ilk siyah başkanı olan Barack Obama’dan çok şey bekleniyordu. Haklı ya da haksız, birçok kişi Başkan’ın 5 milyon göçmeni sınırdışı edilmekten kurtarmak için Başkanlık Kararnamesi çıkarmasına rağmen Obama’nın özellikle ırk ayrımının önlenmesi ve göçmenlik sorunlarına çözüm için reform yasası geçirilmesi gibi konularda büyük beklenti içindeydi. Birçokları bu açıdan hayal kırıklığına uğradı dersek abartmış olmayız. Oysa uzmanlara göre kimse Hillary Clinton’ın yetenekleri ve deneyimini sorgulamıyor. Partilerüstü Politika Merkezi uzmanı John Fortier’a göre, karşısına kim çıkarsa çıksın, Hillary Clinton’ı yenmekte zorlanacak.

Cumhuriyetçi Parti’nin olası adayları

Jeb BushJeb Bush eğer kararını verirse, Cumhuriyetçi Parti’den aday olması beklenen güçlü politikacılar arasına girecek. Peki, kimler var bu politikacılar arasında? Amerika’nın Sesi Haber Merkezi’nin deneyimli yazarlarından Jim Malone’a göre, Cumhuriyetçi Parti’de Teksas senatörü Ted Cruz, 2016 için adı en çok geçen adaylardan biri. Muhafazakar Çay Partisi hareketinin gözdelerinden Ted Cruz, Başkan Obama’nın dış politikalarını en şiddetli eleştirenlerden biri. Cruz,  Başkan Obama’nın Amerika’nın dünya liderliği konumunu kaybetmesine neden olduğunu öne sürüyor, bu durumun bir boşluk yarattığını, bu boşluğu da Rusya, Çin ve İran’ın doldurmaya çalıştığını, bunun da küresel güvenliği ciddi şekilde tehdit ettiğini söylüyor. Cruz’un yanısıra Florida eyaleti eski valisi Jeb Bush, New Jersey Valisi Chris Christie, Teksas Valisi Rick Perry, Kentucky Senatörü Rand Paul, 2012’de aday olan Mitt Romney ve Louisiana Valisi Bobby Jindal’la Kentucky senatörü Rand Paul’un Cumhuriyetçi Parti başkan adayları arasında yer alması bekleniyor.

 Cumhuriyetçiler’de Jeb Bush aday olabilir mi?

Jeb BushGeçtiğimiz günlerde, Florida eski valisi ve Bush ailesinin küçük oğlu Jeb Bush, Facebook ve Twitter hesabından 2016’da başkanlık yarışına girip girmeme  konusunda karar aşamasında olduğunu  açıkladı. Eski Başkan George H. W. Bush’un oğlu, yine eski Başkan George W. Bush’un kardeşi  olan Jeb Bush, 2016’da Cumhuriyetçi Parti’den başkan adayı olmayı düşünüyor.

Jeb Bush, her dört yılda bir başkanlık seçimlerinde kilit rol oynayan Florida eyaletinin eski valisi ve 61 yaşında. Jeb Bush hem Facebook hem de Twitter hesabından ailesine Şükran Günü tatilinde Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık mücadelesine girme niyetini açtığını ve desteklerini aldığını duyurdu. Jeb Bush’un Latin kökenli  olan ve seçim kampanyalarının stresine bir kez daha girmek istemeyen eşinin bu işe hiç memnun olmadığı söyleniyor.

Yeni bir kamuoyu araştırmasına göre, Jeb Bush eğer aday olursa halktan şu anda gördüğü destek oranı %14. 2012’de başkan adayı olan Mitt Romney ise %19’la birinci sırada. Ancak uzmanlar adaaylığı kesinleşirse Jeb Bush’a halk desteğinin hızla yükselebileceği öngörüsünde bulunuyor.

Florida’da iki dönem valilik yapan Jeb Bush, iki kez büyük kampanya desteği topladığı iki seçim kazandı. Ancak 2002’den buyana kampanya yapmadı. Kazandığı seçimleri de Florida’daki Latin ve Asya kökenli seçmenlerin desteğiyle aldı. Başkan Obama  da 2008 ve 2012’de seçim zaferini büyük ölçüde Latin kökenliseçmenlere borçlu. Uzmanlara göre 2016’da Latin oyları çok büyük önem taşıyacak ve adaylar bu oyları almak için kıyasıya mücadele edecek.

2016’da yeni bir Clinton-Bush mücadelesi mi?

Jeb Bush’un son kararı yarışa katılma yönünde olursa, bu, Clinton-Bush isimlerinin yeni bir mücadelesine tanıklık edeceğimiz anlamına gelir.  1992 yılında Hillary Clinton’ın eşi Jeb Bush’un babası George H.W. Bush’u yenerek hem ikinci dönem seçilmesini önlemiş hem de başkan olmuştu. Yıllardır siyasetin içinde bulunan tanınmış bir aileden gelmesi ve Bush ailesinin uluslararası alanda da tanınması Jeb Bush için artı puan olabilir.

Hillary Rodham ClintonDemokrat Parti’den ise eski dışişleri bakanı  ve eski First Lady Hillary Clinton’ın aday olması bekleniyor. Bazı haberlere göre, Hillary Clinton adaylığını 2015 yılı Şubat ayında açıklayacak.  Uzmanlara göre, Bush-Clinton mücadelesi, kuşkusuz hem Amerika’nın hem de dünyanın yakından izleyeceği bir seçim yarışı olur.

Amerikan anayasasına göre, Demokrat Başkan Barack Obama üçüncü dönem için aday olamıyor. Aynı partinin üç dönem için başkanlık yarışını kazanması da sık rastlanan bir olay değil. Böyle bir durum en son 1988 yılında, iki dönem başkanlık yapan Cumhuriyetçi Ronald Reagan’dan sonra yardımcısı George W. Bush’un seçimi kazanmasıyla yaşanmıştı.

Eski Başkan George W. Bush’tan Baba Bush’un Anıları

Geçtiğimiz günlerde babasını anlattığı bir kitap yazan eski Başkan George W. Bush, televizyonlarda programlara katıldı ve Jeb Bush’a destek sözü Verdi. “Amerikan tarihinde üç Bush başkan olsun istiyorum” diyen George W. Bush, kardeşinin gerekli deneyime sahip olduğunu ve birçok farklı gruba hitap edip oy alabileceğine inandığını söyledi.

68 yaşına gelen George W. Bush, 2009’da başkanlıktan ayrıldığı döneme göre şimdi halktan daha çok destek görüyor. Teksas’ta yaşayan oğul Bush, başkanken halktan %34 oranında destek görürken, şimdi bu oran % 53’e çıkmış durumda. Bush artık siyasi gelişmeler konusunda daha açık yorum yapmaktan kaçınmıyor. Başkan Obama’nın IŞİD’e karşı Suriye ve Irak’ta izlediği politikayı desteklediğini söyleyen eski başkan, “Umarım başarılı olur” diyor.

Oğul Bush’un kitabı “41-A Portrait of My Father” (41-Babamın Portresi) adını taşıyor. Teksaslı petrolcüyken, Cumhuriyetçi Başkan olan baba Bush, artık tekerlekli sandalyeye mahkum ve  hem sağlığı hem de hafızası zayıf. Baba Bush 90’ıncı doğumgününde paraşütle atlayarak  sadece Amerikalılar’ı değil bütün dünyayı şaşırtmıştı.

Bekleyip görmekten başka çaremiz olmadığına göre, beklemek zorundayız. Size iki sorum var:

1)  Amerika kadın başkana hazır mı? Yani Hillary Clinton seçimi kazanır mı?

2)  Beyaz Saray’a 3. Bush gelir mi?

 

Kongre Seçimleri ve Amerikalı Türkler

Posted November 4th, 2014 at 11:26 am (UTC-5)
Leave a comment

 

Voting
Amerika’da yaşayan Türkler artık siyasi süreçle ve seçimlerle daha yakından ilgileniyor. 20, 30 yıl öncesine oranla bugün seçim kampanyalarında gönüllü çalışan Türkler’in sayısının artmasının yanısıra kampanyalara bağışta bulunan hatta çeşitli yerel görevler için aday olan Türkler de görüyoruz. Elbette Amerika’da bir etnik grubun seçimlerdeki başarısı sayılarla ölçülüyor. Amerika’da yaşayan Türkler’in sayısının son yıllarda 500 bine çıktığı tahmin ediliyor. Ama bunların kaçı oy kullanma hakkına sahip, yani vatandaş o konuda kesin bir sayı bulunmuyor. Bu yüzden de Kongre’ye Türk asıllı bir Kongre üyesinin ne zaman seçilebileceği konusunda tahmin yapmak zor. Büyük olasılıkla daha çok uzun süre beklemesi gerekecek Türk toplumunun.
Seçim gününde gelin Amerikalı Türkler’in seçim bağışlarını gözden geçirelim. Amerika’da Türkler’in kurduğu beş Political Action Committee (Siyasi Eylem Komisyonu) yani PAC var. Bu yıl Amerikalı Türk seçmenler bu komisyonlar aracılığıyla seçim kampanyasına rekor düzeyde bağış yaptı.
• Türk Amerikan PAC katkıları 2013-2014 döneminde 357,190 dolara ulaştı. 2011-2012 döneminde katkı miktarı 307,500 dolardı. Bu demek oluyor ki, Amerikalı Türkler 2013-2014 döneminde bir önceki döneme oranla 49,690 dolar fazla bağış yaptı.
• Amerika’daki bütün PAC’lerin 2007’den buyana yaptığı seçim bağışı toplam olarak 1,112,994 dolara ulaştı.
• PAC’lerin bu seçim döneminde adaylara ve siyasi komitelere yaptığı bağış sayısı 151. 2009-2010 dömenide bu sayı 135’ti.
• Adaylara ve kampanyalarına 5,000 doların üzerinde bağış yapan Amerikalı Türkler’in sayısı – ki buna platin bağış deniyor – 43 olarak belirlendi. Bir önceki dönemde bu sayı 41 idi.
• Son yıllarda yürütülen 10,000 Türk Kampanyası bu yıl ilk olarak bağış yapanlar sayısı olarak 1,000’i geçti.
www.tenthousandturks.org

VotingAmerika’da Kongre seçimleri genel olarak Başkanlık seçimleri kadar ilgi görmüyor. Genelde seçime katılma oranı düşük, seçmenlerin ancak yarısı oy kullanıyor. Bu kez göçmenler, gençler, siyahlar, Latinler, kadınlar bakalım Başkan Obama’ya ne kadar destek verecek? Bu grupların çoğu istedikleri yasalar çıkmadığı için düş kırıklığı içinde. Aslında herkes sandığa gitmemenin bir çözüm olmadığını biliyor. Ara seçim olsa da bu seçimler gerçekte çok önemli. Çünkü 435 üyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamıyla 100 üyeli Senato’nun üçte biri yenilenecek. Üstelik valiler ve yerel birçok yönetici seçilecek. Yani Amerikalılar’ın günlük yaşamını etkileyecek kararları belirleyecek birçok yetkili göreve gelecek. Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler kontrolu ele geçirirse, Başkan Obama’nın görev süresinin kalan son iki yılında ciddi zorluklar yaşaması mümkün. Başkan’ın halktan gördüğü destek oranı şu an % 44’te. Oldukça düşük. Yine de Amerika’da başkanlık seçimi seçmenin ilgisini ara seçimden daha çok çekiyor. Başkanlık seçimi 2016’da yapılacak ve en büyük soru Hillary Clinton’ın aday olup olmayacağı. Eğer eski Dışişleri Bakanı ve First Lady Hillary Clinton Demokrat Parti’den aday olursa, şansı yüksek görünüyor.
Hepimizin bildiği gibi oy kullanmak yurttaşlık görevi ve yönetimi değiştirmenin tek yolu. Bakalım Amerikalılar’ın oy kullanma oranı bu kez ne olacak?

Oy kullanmak sizin için ne kadar önemli? Görüşlerinizi yazın, tartışalım.

 

Türkiye’de Suriyeli Mülteci Gerçeği

Posted October 14th, 2014 at 2:14 pm (UTC-5)
2 comments

Turkey Syria RefugeesSuriye’den yaklaşık 1,5 milyon mülteci kabul eden Türkiye, Kobani’deki IŞİD saldırıları üzerine 200 bin Suriyeli’ye daha kucak açmış son haftalarda. Sığınmacıların büyük bölümü güneydeki kamplarda barınırken bir bölümü de yakınları olduğunu söyledikleri için büyük kentlere akın etmiş. Bunun ne demek olduğunu tahmin etmek zor, yerinde görmek gerek.

Türkiye’nin mega kenti İstanbul’da örneğin, adım başında Suriyeli sığınmacı çocuklar sarıyor etrafınızı. Onları görmezden gelmek, yok saymak mümkün değil. Gruplar halinde dolaşıyorlar ve özellikle de dillerini konuştukları için olsa gerek, Arap turistlerin peşine düşüyorlar. Aslında herkes nasibini bol bol alıyor para ve yemek için yalvarmalarından.

Turkey Syria Refugeesİstanbul’daki tablo insanın içini acıtıyor. Diyelim ki Taksim’deki bir Simit Sarayı’nda bir orta Türk kahvesi ya da demli bir çay içip bir arkadaşınızla kısa bir sohbet için mola verdiniz. Ama yapamıyorsunuz işte. Bir anda kocaman kara gözlü, çıplak ayaklı 4 en fazla 5 yaşlarında sığınmacı çocuklar uğruyor masanıza. Hepsi sıska, hepsi aç, hepsinin üstünde onları yağmur serinliğinden korumaya yetmeyecek incecik giysiler var. Masanıza yapışıp kalıyorlar, arada başka masaları da yoklamayı ihmal etmedikleri gözünüzden kaçmıyor. Her yudum boğazınızda düğümleniyor, her lokma yutkunmanızı engelliyor. Sonunda arkadaşınız daha fazla dayanamıyor, “gelin” diyor çocuklara ve karınlarını doyuruyor. Ya da bir başkası yapıyor aynı şeyi, ama sorun ya da çözüm bu değil elbet. Dilencilik yapan bu çocukların toplumun istenmeyen bir kesimi haline gelmesini önlemek gerekiyor. İstanbul’da konuştuğumuz sade vatandaş, Suriyeli sığınmacılar hakkında farklı duygular içinde. “Ortamı mahvettiler, sokakta rahat yürüyemez olduk” diyen de var, “Onlar da zavallı ne yapsınlar” diyen de. Hükümetin bu konudaki tutumunu eleştirenler de.

APTOPIX Turkey Syria RefugeesTürkiye yeni ders yılında kayıtlı sığınmacıların çocuklarını ilk ve orta dereceli okullara özel öğrenci olarak yerleştirme ve burslu okutma kararı aldı. Milli Eğitim Bakanlığı ayrıca Suriyeli öğrenciler için Türkçe kusları da açıyor. Çocukları sokaktan kurtarmak için önemli bir uygulama. Daha önce de YÖK üniversiteli Suriyeliler için benzer bir karar almıştı.

Turkey Syria RefugeesTürkiye, Amerika’nın ve Avrupa’nın bitmeyen eleştirilerinden de rahatsız görünüyor. Kendileri Suriyeli sığınmacılara yardım etmedikleri, Birleşmiş Milletler ve diğer ülkeler de Türkiyeye maddi yardım yapmadığı halde mülteci sayısı her geçen gün artan Türkiye’ye karşı duyarsız bir tutum izlediği eleştirisi var Türk halkından ve yetkililerinden de. En son Başbakan Ahmet Davutoğlu bir kez daha “Avrupa’nın 3 yılda kabul ettiğini biz üç günde ülkemize aldık, Avrupa’nın bizi eleştirmeye hakkı yok” dedi.

Türkiye’nin çok ciddi bir Suriyeli mülteci sorunu var ve dünya da bunu daha iyi anlamak ve değerlendirmek zorunda. Siz ne dersiniz?

 

IŞİD Türkiye’den Nasıl Görünüyor?

Posted October 10th, 2014 at 3:27 pm (UTC-5)
2 comments

Türkiye’de Kobani olayları devam ederken resmi açıklamalarda olayın yalnızca IŞİD’le bitmeyeceği ve IŞİD yenilse de arkasından Türkiye’nin bu kez Esat saldırısına hedef olabileceği uyarılarına geniş yer veriliyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu sık sık “IŞİD’den sonra sınırımızın korunacağına emin olabileceğimiz açık bir strateji varsa elimizden gelen herşeyi yapmaya hazırız” diyor. Davutoğlu krizin büyüyeceği konusunda da uyarılarda bulunuyor ve Türkiye’nin uçuşa yasak bölge ve sınırında güvenli bir bölge yani tampon bölge istediğini tekrarlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Kobani olaylarıyla Kürt meselesinin çözümü için şantaj yapıldığı eleştirisinde bulunarak Halkların Demokratik Partisi HDP’yi halkı sokağa dökmekle suçluyor. “Ben Barış Süreci’ne baş koydum” diyor Erdoğan ve o da tampon bölgede ısrar ediyor.

Bütün bunlar olurken IŞİD’in Suriye’deki Kürt bölgesi Kobani’ye saldırmasını ve Türkiye’nin sessizliğini protesto eden gruplar Türkiye’de birçok kenti ateşe verdi. Olayların bilançosu şimdilik 30 ölü. Buarada şimdiye kadar olayların çıktığı kentlerde onlarca bina, araç ve okul yakıldı. Diyarbakır, Siirt, Batman, Muş ve Van gibi kentlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. PKK sempatizanlarıyla Hizbullah yanlısı Hüda-Par taraftarları ve Milliyetçi Hareket Partililer birbirine girdi. Türkiye olaylarla ateşten bir gömlek giydi birçoklarına göre.

IŞİD’le mücadele, tampon bölge ve Esat’ın devrilmesi konularına iktidar, muhalefet ve birçok uzman farklı bakıyor. Kimi savaşa girilmesine tamamen karşı görüşler savunurken kimileri Türkiye’nin harekete geçmekte geç kaldığı tezinde ısrarlı. Ortak görüş IŞİD’in Türkiye için de çok ciddi bir tehdit olduğu. Bu konuda en farklı düşünen de kuşkusuz Amerika. Washington’dan gelen son açıklama Dışişleri Bakanı John Kerry’dendi. Kerry, “Kobani’deki Kürtler Türk askeri istemiyor” dedi.

Peki Türkiye’de sokaktaki vatandaş  ne düşünüyor? İstanbul’da konuştuğumuz sürücüler, işçiler, seyyar satıcılar, banka ve otel çalışanları, sona eren bayram tatilinden yararlanan yerli turistler benzer görüşlere sahip görünüyor. Kimse kimsenin olaylara kurban gitmesini asla istemiyor. Sınırdaki güvenliğin bozulmasını da. Herkes IŞİD’in çok ciddi bir tehdit olduğunun bilincinde. Ama Suriye’ye asker gönderilmesini isteyenler azınlıkta görünüyor. “Savaş” sözcüğü elbette korkutuyor. Hele askerde çocuğu olanlar için savaş “korkulu rüya”. Amerikalılar nasıl “savaş yorgunu”ysa Türkler de öyle görünüyor.

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

July 2015
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031