3 Saniye Hayat Kurtarabilir!

Posted March 28th, 2011 at 3:33 pm (UTC-5)
26 comments

 
(ÖNEMLİ NOT: >”Bu yazıyı hem okuyacağım hem de bir yandan dinleyeceğim.” Ya da “Tembellik edip sırf dinleyeceğim” diyenler aşağıdaki medya oynatıcıya bir “tık”lasalar yeter 🙂 )

Önceki yazılarımla motosiklet tutkunlarının içine yeterince nifak tohumu soktum diye düşünüyorum 🙂 Amerika’daki ehliyet alma çilesine dair anılarımı paylaşmamla birlikte “Kurs almak gerekli midir? Gerekliyse ne kadar karar ne kadarı bünyeye zarardır?” sorularına yanıt arar hale geldik.

Ben nihayetinde yer bulabildiğim motor kursuna giderken aslında bunların hiçbirini düşünmüyordum, itiraf edeyim. Öfkeliydim sadece… Dedim ya, onca yıllık motor tecrübesi, üzerinde kapı gibi A2 yazan ehliyet ve pek tabii motor üstündeki pek bir özgüvenli salınımlarıma rağmen kursa gitmek zorunda kalmak yedi bitirdi beni…

Bir Cuma trafiğinde Washington, D.C.’ye yaklaşık 2 buçuk saat uzaklıktaki Richmond’a ulaştığımda yaklaşık 4 saatimi yollarda geçirmiş, arabadaki müzik arşivimin bir bölümünün üstünden ikişer kez geçmiş ve giderek öfke seviyem de yükselmişti.

Neyse, gelelim bunca direnmeme rağmen sonunda Amerika’da geçirdiğim en eğlenceli haftasonlarından biri haline dönüşen 2 buçuk günlük ehliyet kursuna.

Amerika’da Eğitim

Dedim ya Amerikalılar pek bir ciddiye alıyorlar hayatı diye… Ehliyet kursunun yapılacağı sınıfa girer girmez bir kez daha tecrübe ettim bu gerçeği…

Ben yorgun argın ve sosyalleşme isteğim sıfırın altında eksi 8 derecedeyken sınıfa girdiğimde bir Cuma akşamı, küçük bir sınıfta ve tanımadıkları 10’dan fazla insanla birarada oldukları halde mümkün olamayacak kadar mutlu ve sevimli gözüken kurs arkadaşlarımla gözgöze geldim. Onlar her Amerikalı gibi erken gelmişti, bense her zamanki gibi geç kalmıştım.

Hepsiyle ayrı ayrı selamlaştıktan sonra kurs hocasının “Lütfen kendinize bir grup seçin” uyarısıyla birlikte masalarında boşluk olan iki kişinin yanına gittim. Belli ki eğitim, benim gibi o anda ne sosyalleşmeye ne oturup ders dinlemeye hali olan ve aklındaki tek şey otel odasına gidip sızmak ve ertesi günkü “sabahın kör saati” eğitimine fiziksel olarak hazırlanmak isteyenlerin harcı bir kurs olmayacaktı…

Başa Gelen Çekilir

Kurs kitapçığının kapağındaki bu kadın sürücü çok mutlu gözüküyor değil mi? :)

Evet, aynen “başa gelen çekilir” kaderci yaklaşımıyla başladım ben de diğerleri gibi dinlemeye. Önce bir kurs kitabımız olacağını öğrendik (“Peh” dedim ben tabii içimden. “Biz o yollardan geçeli yıl oldu kuzum” diyesim geldi siyah beyaz bir Türk filminin kibirli başrol oyuncusu gibi). Kitap Virginia Motorcycle Operator Manual (Virginia Motosiklet Kullanım Klavuzu diye çevirirsek sorun olmaz) diye birşeydi. Kurs parasına dahildi. Birer tane konuldu önümüze.

Burada iç sesim devreye giriyor: “Hımmmm, demek teorik kısım bu bildiğimiz ıvır zıvır bilgilerden ibaret olacak” diyorum kendi kendime… Ama dürüst olacağım kitabı birkaç sayfa kurcalayınca ukalalığım yerini tuhaf bir olgunluğa bırakıyor.

Tamam, eğri oturalım doğru konuşalım şimdi. Kitapta “normal dönüşlerde sürücü ve motosiklet aynı anda yana doğru yatmalıdır. Kısa mesafedeki dar dönüşlerde ise sadece motosikleti o yöne yatırın ve vücudunuzu dik konumda tutun” gibi aslında pratikte daha rahat anlaşılabilecek ve kitaptan okumayı saçma bulduğum konular da vardı. Ama çoğumuzun “yılların sürücüsüyüm” diyerek zaman zaman gereksiz bir tedbirsizliğe kaçtığımız, küçük ama önemli detaylar da. Örneğin, gerek önümüzdeki araçla gerekse grup sürüşünde diğer motosikletlilerle aramızda 3 saniyelik bir sürüş mesafesi bırakma gerekliliği gibi…

İşte bu noktada “Yapma ama aaaaaaaa….” dediğinizi duyar gibiyim. Bu bilginin zaten Türkiye’de aldığımız kurslarda da altının çizildiğini söyleyenleriniz olduğunu da duyar gibiyim. Peki madem öyle niye yıllarca önümüzdeki aracın tamponundaki çizikleri ezberleyerek kullandık trafikte? Niye ani frenlerde kalbimiz ağzımıza geldi defalarca? Neden mi? Hadi itiraf edelim, yabancı yok aramızda. Çünkü trafiğin ritmi de oydu. Siz öndekinin tamponuyla samimi olmadıkça arkanızdaki huzur vermezdi size değil mi? İşte fark bu noktada.

Amerika’daki kursta birkaç sayfa boyunca değişik şekilde anlattıkları “3 saniye” kuralını

 trafikte ister istemez uygular hale geliyorsunuz. Sistem “aggressive driver”ları (Yani asabi sürücü diyebiliriz buna kısaca) ihbar etme ve kanunen cezaya tabi tutma yoluyla öyle tampon stickerı gibi aracınızın arkasına yapışanlara “Dur kardeşim, noluyor” deme hakkı veriyor size. Zaten iş oraya kalmıyor, trafiğin akışı içerisinde göre göre bir efendilik geliyor insanın üstüne. Zaman zaman bu düzenin nasıl korunduğuna dair değişik örnekler vereceğim sizlere ama şimdilik bu kadar mesaj kaygısı yeter değil mi ama? 🙂

Sınıftaki eğitimin beni etkileyen bir başka yanı ise çeşitli trafik senaryolarının önceden hazırlanmış kısa filmlerle izletilmesi ve sık sık “Siz bu pozisyonda kalsanız ne yapardınız” sorusuyla insanda böyle bir içe dönüş mü dersiniz, bir kendinle hesaplaşma mı, bir silkinip kendine gelme durumu mu, artık ne derseniz deyin işte onu sağlamasıydı 🙂

Kıssadan Hisse

Eğitim kitapçığında yıllardır bildiğimi sandığım ama bilincimin arka sokaklarına attığım birçok “basit ama faydalı” kuralla adeta yeniden tanıştım. Demek ki “Yılların sürücüsüyüm” demek aslında trafik gibi tehlikelerle dolu bir kaosun içinde el yordamıyla hareket etmekmiş diye düşündüm kendi kendime…

Teorik eğitimdeki ipuçları bununla sınırlı değil. Ama yazının bir sınırı olmalı. O yüzden bir sonraki yazıya kadar bir soruyu kendinize sormanızı istiyorum:

En son ne zaman önünüzdeki aracın tamponuna yapıştığınızda bunun ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini düşündünüz? Hadi ama dürüst olalım kendimize… En son ne zaman?

Comment/Yorum butonu samimi katkılarınızı bekliyor 🙂

26 responses to “3 Saniye Hayat Kurtarabilir!”

  1. speedy2 says:

    Bizde şikayet makenizması pek çalışmıyor,ki çalışıyor olsa idi bu seferde kızılan her şahıs için uydurma sebebler üretilebilir diye düşünüyorum..
    Bakınız evlilik,biri gözetliyor,vs türk tv kanallarına ait bence basit,yapay programların priminin hiç düşmemesi gibi,
    Ayrıca yakın takip konusu bizim için çok sıkıntılı bir konu,bütün kurslarda hadi olmadı genel olarak trafiğe çıkmış her vatandaşın en az bir kere yakın takip yüzünden sıkıntı yaşadığı malum
    eee ne değişiyor,hiç ….
    Açıkcası ben ülkem trafiği adına ümitsizim,
    Saat farkından dolayı şimdilik iyi akşamlar

    • Motosikletli Kız says:

      Haklısınız. Bu sefer herkes “yan baktı” diye şikayet edebilir bir başka sürücüyü belki… Ama çok ümitsiz olmayın. Zamanla, trafik kameraları, daha ağır cezalar vs yoluyla bir şekilde düzene de girebilir umudundayız…

  2. Mithat says:

    Burada merkeze aldığınız 3 sn kuralını yaşadığınız memlekette uygulanıbilirliği ölçüdünde bir anlam taşıyor yoksa siz öndeki ile 3 sn giderken arkanızdakinin tepenize bineceği korkusuyla ne kadar gidebilirsiniz?
    Birde kırmızı ışıktan yeşile geçişteki aceleciliğimiz varki sorma gitsin? Sarı yanar yanmaz arkanızdakinin kornasıyla çok kez irkilmişimdir sahsen .. Bu halde gelde öndekiyle aryı kapatma gör başına neler gelir?
    Öğreneceğimiz çok şey var vesselam…

    • Motosikletli Kız says:

      Ah o sarılarda arkadan gelen korna sesi… Hatırlattınız şimdi bana da 🙁 Biliyorsunuz New York belediye başkanı bir dönem ağır cezalarla trafikte bu tip tacizlere karşı savaş vermişti. İşe yaradığı da görüldü. Bu kültürü yerleştirmek zor ama belki ilham verir diyorum…

  3. barış esen says:

    Nerde Amerika Nerde Türkiye Sadece saat farkı yok aramızda.Dünya kadar fark var tabiri caizse.Orada insana verilen değerle buradaki verilen değer diyeceğim )burda bir değer verilmediği için özellikle motor kullananlara) ne desem bilmiyorum.Amerika da yaşamak varmış.Canım memleket dururken oralarda yaşamayı istememize neden olanlar utansınlar.A2 ehliyeti olmayan,vitessiz scooter harici motor sürmemiş bir motor tutkunu olarak trafikte gördüğüm videolardan izlediğim ve forumlardaki paylaşımlardan edindiğim bilgilerle yazıyorum bu yazıyı.Araba yada motor farketmez trafiğe çıktığımızda kim hangi sonucu düşünüyorki??
    Selamlar Sevgiler herkese…

    • Motosikletli Kız says:

      Doğru… Sorunlar sadece motorcular için de değil, araba, yaya herkesi etkiliyor. Aradaki farklar canımızı sıksa da iyi örneklerin zamanla güzel birer ilhama dönüşebileceğine inananlardanım. Ama, aman tedbiri elden bırakmayın trafikte siz…

  4. Cglist says:

    Su gibi akıcı kale gibi sağlam ,motosikletli kız harika işler çıkarıyorsun, başarılar dilerim.

    3 saniye kuralından başka şehir dışında uygulamak için de 50 m’de bir yerleştirilen reflektörlerden de ayarlamak kolay derler ileri sürücülükte, ama alışınca gerek kalmıyor tabi. Sıradan motosiklet için güvenli fren mesafesi 100km/h hızda reaksiyon süresi dahil 70 m dersek 1,5 reflektör arası vermek gayet emniyetli olur.

    • Motosikletli Kız says:

      Teşekkür ederim 🙂 Verdiğiniz bilgiler doğru. Alışınca otomatikleştiği de. Önemli olan bunu akıldan çıkarmamak, değil mi?

  5. mesut says:

    Hay Allahım yaa; bizim burada “koçum şu sukutura bin, şöyle bir dön gel bakalım-yaklaşık 1 dakika sonra-ooo maşşallah sen kapmışsın” zihniyetiyle tek kalemde verilen A2 ehliyeti almak ne de zormuş. Bu Amerikalılarda çok prosedürcü canım. Ne gereği var halbuki bu kadar tantanaya:) Şaka bir yana, günlüğünüzdeki bu yazıyı okuduğumda benimde yaklaşık 1 sene önceki kendi ehliyet alma deneyimimi yazasım geldi. Şurada birşeycikler ifade etsem içimi döksem, sizin anlatımınız kadar belki etkili olmayacak ama,şu Amerikalı abileri amcaları kesin afallatacam da neyse!

    Oradaki ehliyet kursunda aktardığınız şu ayrıntı hoşuma gitti:”Sınıftaki eğitimin beni etkileyen bir başka yanı ise çeşitli trafik senaryolarının önceden hazırlanmış kısa filmlerle izletilmesi ve sık sık “Siz bu pozisyonda kalsanız ne yapardınız” sorusuyla insanda böyle bir içe dönüş mü dersiniz, bir kendinle hesaplaşma mı, bir silkinip kendine gelme durumu mu, artık ne derseniz deyin işte onu sağlamasıydı :)” Keşke burada da(Türkiye’nin doğusu) olsa böyle kurslar valla bir daha alırım ehliyeti…Şimdi ‘düşe kalka kendi başıma öğreniyorum, 150 cclik bir cruiserla…Macera dolu Türkiye:)))

    Bir iki yazı okudum, bloğunuzu çok beğendim. Motosiklet sevginiz daim kalsın…Allah kaza bela vermesin…
    Selamlar…

    • Motosikletli Kız says:

      Amerikalıları afallatacak çok şey anlatabileceğimize eminim hepimizin 🙂 Siz istediğiniz kadar ve istediğiniz gibi ifade edin kendinizi burada.
      “Macera dolu Türkiye” lafınıza çok güldüm 🙂
      Yalnız bazen bu kursların zararları da oluyor. Onları da anlatacağım. Takip etmeyi unutmayın 😉

      Blogu beğenmenize çok sevindim.

      İyi bir motosiklet kullanıcısı olacağınıza eminim. Ama dikkatli olun lütfen. Kazasız sürüşler…

  6. barış esen says:

    A2 ehliyeti olmayan biri olarak soruyorum:)Bu sukuturla bir dön gel bakayım diyen kursun adresini verirmisin bende ordan alıyım sonra sınavda kaldı çaktı derdi olmasın:)

    • Motosikletli Kız says:

      Ama oldu mu şimdi bu kadar mesaj kaygılı yazımın altına bu 🙂

      • mesut says:

        Yahu şimdi nereden aldığımı, tam olarak adını söylerim, adamlar töhmet altında kalır. Türkiye’de özellike doğu kesiminde bir çok yerde böyle. İnanmazsanız denemek için sürücü kurslarına tlf la ulaşın ve B, D v.s ehliyetiniz olduğunu ve A2 ehliyeti almak istediğinizi söyleyin. Bakalım nasıl bir kurs programı teklif edecekler, ya da parasal konulardan kurs programına sıra gelecekmi:)) Bence siz adamakıllı bir ehliyet kursuna gidin, kalırsanız da varsın “çaktı” desinler, sonra başka yerlere çakmaktan iyidir:))

        Selamlar…

  7. mesut says:

    düzeltme: üstteki mesaj @barış esen’e…

    • Motosikletli Kız says:

      Tam istediğim karşılıklı tartışma ortamını blogumda yaratmama yardımcı olduğunuz için teşekkürler 😉

  8. şevki says:

    Komik olan ne biliyo musunuz ? Bi kaç kendini bimezden sebep ülkeyi kötülemek bu karşılıklı sanırım. bizde şöyle bi durum var kimse kimseyi çekimoyor. güzel ülkem dururken başka ülkelere özenmek.özendiğiniz ülkelerde yaşasanızda ordaki bi sistemide begenmiceksiniz biz insan oğluna hiç bişe begendirmezsiniz çünkü begendirmek istiyende insan aslında sorunun nerde olduğunu hepimiz biliyoruz. ben yola cıkarken gerekli duaları okuyorum kurallara uyuyorum. beni geç motorumda bi çizik dahi yoktur. ama ilerde olurmu olur. şöyle bi laf vardır. kaldırımda yürümek varken yolda yürürsen sakat kaldıgın zaman sucu baskaısnda arama. üzgünüm ama bu konduaki eleştirelere şiddetle karşıyım.

    • Motosikletli Kız says:

      Aslında tam arzuladığımız tartışma ortamı var şu an blogda. İki teker üstünde hayatın tadını çıkarmanın ırkı, cinsi, ülkesi yok. Birlikte hayatımızı kolaylaştıracak çözümler üzerine düşünüyoruz, fikir yürütüyoruz. Ve çok güzel bir çerçevede ilerliyor.

      Sürücünün şahsi sorumluluklarına yaptığınız vurguya katılmamak mümkün değil.

      Sizin de vasıtanızla blogun sağ köşesinde sabit duran “Blog Anayasası”nı bir kez daha yineleyelim:
      *Bu blogda Amerika VAR, Türkiye VAR. Bu ikisinden herhangi birinin yerden yere vurulmasına yer YOK.
      *Bu blogda izlenimlere, araştırmaya ve zaman zaman şahsi fikirlere ve öykülere yer VAR. Dolayısıyla hiçbir fikre, yoruma katılmamak YOK.
      *Bu blogda her türlü olumlu katkıya yer VAR. Motor tutkunlarının birbirini kırıp dökmesine izin YOK.

      Sağlıklı fikirlere ulaşmak, doğrulardan ilham almak; yanlışları birlikte düzeltmek dileğiyle deyip bitiriyorum konuyu 🙂

    • mesut says:

      Bence burada sorun sadece bir kaç kendini bilmez değil. Birkaç kendini bilmeze kendini bilmezlik fırsatı veren sistemde. Dikkat edilirse burada “bize göründüğü kadarıyla” tecrübe etmeden başka bir ülkedeki ehliyet kursunun niteliği hakkında konuşuyoruz. Farklı zorlukları olabilir o sisteminde, tabiki eleştirilebilir…Ama imreniyoruz görebildiğimiz iyi noktalarına ne var bunda yahu…Yerden yere vurulacak bir yönümüz varsa da vuralım, belki bir yerlere ulaşır, belki daha fazla fark ediliriz…

  9. baris esen says:

    :))merak etmeyin espri amacli yazdim konunun uzamasi icin motor kullanmayi bilmiyorum ama motor kulturu hakkinda bilgim var ve surekli arastirma icerisindeyim.o bahsettiginiz ehliyet verme kulturu sadece a2 icin degil tum siniflar icin gecerli.yalandan bir ayna koltuk ayari emniyet kemeri takma kaldir arabayi hop don gel yavrum surdan tmmdir hayirli olsun bol kazalar:)))once 50 a2 vermeli herkese ki motor kullanmanin nasil birsey oldugunu bilsinler. Sonra b c d e vereceksin.araba surerken. Motorculara dikkat etsinler.nasil olsa benimde ehliyet alacagim kurs ayni mantikla calisacak ben egitim alsamda araba suruculeri beni adam yerine koymayacaklar.egitim benim bireysel hatalarimi onlemek icin gerekli amerikadaki kultur turkiye ye yerlesinceye kadar bi 100 yil gecer sanirim:)))

  10. baris esen says:

    Siddetle karsi cikan arkadas icin yaziyorum.Ilk olarak siddete hayir:-))Okudugumuzu da iyi anlarsak daha bi guzel olucak.Yukardaki yazimda ne diyorum Caanim memleket dururken diye baslayan kisim.Nihat dogan milliyetciligi yapmanin anlami yok burada ne ulkemizi kotuluyoruz nede amerika saksakciligi yapiyoruz selin in amerikada ki ehliyet alma macerasi uzerine yazdigi yaziyla,iki ulke arasindaki sistem farkini vurguluyoruz.selamlar sevgiler…

    • Motosikletli Kız says:

      Maceralarım sürecek. Güzel tarafı bu değil mi aslında? 🙂
      (Bana da konuya böyle hassas bir kapanış yakışırdı, değil mi ama 😉 )

  11. şevki bulut says:

    sanırım bu blogda tarafcılık söz konusu, çok güzel örneklemeler muthişsiniz bu yuzden bizler bloglarda forumlarda yazı yazmıyoruz işte sizin bu yaklaşımlarınızdan dolayı özelliklede ben burda bu tür konusup ertesi gün tam tersi hareket ettikleri için cok basit geliyor bu hareketler lütfen baris esen saygı seviyesini düşürmeyin

    • Motosikletli Kız says:

      Umarım barış ve saygı hiç azalmaz. Farklı düşüncelere ve hatta deneyimlere sahip olabileceğimizi kabul etmemiz lazım. Siz moralinizi bozmadan yapıcı katkınızı sürdürün.
      Teşekkürler 🙂

  12. baris esen says:

    Guzel kardesim taraf tutuluyor demissin de ben hangi taraftayim acaba?eger amerika tarafinda gibi algilaniyorsam bastan belirteyim ben anti emperyalist ve anti amerikanci biriyim.benim derdim sistemle yoksa benim memleketimden guzel memleketmi var dunyada ama yonetilis kurallar kayirmacilik hirsizlik insana deger verilmemesi kisaca sistem kotu.amerikada ozgurlukmu var? Yerim oyle ozgurlugu polis yanina gelirken eli silahinda geliyor.ama cogu konuda bizden kat ve kat ustunler buda ekonomi ve egitimle alakali bi durum.kimseye kirici saygisiz bir konusmamda olmamistir.yanlis anlasiliyorsam kusura bakmayin.Selin senin 3 sn kuralida arada yslsn oldu gitti ya konu nerelere geldi:-))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MOTOSİKLETLİ KIZIN ÖZÜ


Merhaba,

Motosikletli Kız ben. Ya da ismimi bilmek isteyenler için, kısaca Selin… Yıllardır hem haber editörü olarak medyanın tozunu yutuyorum hem de iki teker üstünde yolların. Şimdilerde Amerika'da, televizyon habercisi olarak devam ediyorum macerama...

Her İstanbul mağduru gibi trafikten kurtulmak için bir helikopter almanın (!) en iyi alternatifinin ne olacağını düşündüğüm o günlerde aldım ilk motorumu.

11 yılda 4 motor, binlerce kilometre yol ve her aklıma düştüğünde yüzümde hınzır bir gülümsemeye yol açan milyon anıdan sonra hayalini kurduğum yollarda, Amerika’dayım. Rüzgarın bile farklı estiği dev kıtadaki uzun, upuzun yollarda…

Ağrı kesicim, heyecanım, kafam bozuk olduğunda derin bir nefesle düşüncesini içime çekmeye çalıştığım motorumla. Bir o kadar bildiğiniz ve bir o kadar bilmek isteyeceğiniz şeyi biriktirdim eteğimde. Paylaşmaya hazırım. Tüm rüzgar tutkunlarına, iki teker aşıklarına, motosiklet delilerine açık davet:

Gelin birlikte kaybolalım rüzgarın içinde…

motosikletlikiz@gmail.com

Sağlıklı Sürüş İçin Bilmeniz Gerekenler (1)

VİDEOLU YAZILAR :)

Amerika Yollarında (2)

Motorda Kolları Dinlendirmek

Amerika Yollarında (1)

Amerika Yollarında (3)

Motosikletli Kız Amerika'daki Fuarda

Reflektörleri Taktım, Sizin İçin Test Ettim ;)

İnterkom Almadan Bunu İzlemelisiniz

2014 The Washıngton Auto Show

Kask Hayat Kurtarabilir!

Motorda Dertler Nasıl Unutulur?

Motorla Amerika'da (2011'den Kalanlar)

Binlerce Motor Yollara Dökülürse!

Burada Sizin Yazı ve Fotoğraflarınız da Var!

Sizin Köşeniz

Bu Blogda Neler VAR Neler YOK?

*Bu blogun yazarının gözünde hiçbir motor (marka, cins, tür, yıl, renk, güç açısından) bir diğerinden üstün değil (Kabul edin her motor sahibine güzel gelir)

*Bu blogda Amerika VAR, Türkiye VAR. Bu ikisinden herhangi birinin yerden yere vurulmasına yer YOK.

*Bu blogda izlenimlere, araştırmaya ve zaman zaman şahsi fikirlere ve öykülere yer VAR. Dolayısıyla hiçbir fikre, yoruma katılmamak YOK.

*Bu blogda her türlü olumlu katkıya yer VAR. Motor tutkunlarının birbirini kırıp dökmesine izin YOK.

*Bu bloga her türlü eleştiriyi yöneltmeye hakkınız VAR. Ama ara sıra da olsa yapıcı olmayı unutmak YOK.

Not: Blog kuralları her an değişebilir. İtiraza yer YOK:)