2 mi 3 mü?

Posted April 25th, 2011 at 10:57 am (UTC-5)
30 comments

 Bu yazıyı “hem okurum hem dinlerim” diyenler aşağıdaki medya oynatıcıya tıklayarak hikayeyi “şahsımdan” dinleyebilirler 🙂

Motoru en güzel arabaya değişmem! Gerçekten! Bunu otomotiv sektörünün ürettiği o kaslı, cesur, yakışıklı mı yakışıklı arabalarla motorları karşılaştırmak için söylemiyorum. Oturup da bu ikisini karşılaştırmak “komik” olur. Bunu “yürekten” söylüyorum.

İşte bahsi geçen Spyder. Önden bir jet ski'yi andırıyor değil mi?

Motora oturunca doğa ikinci bir ten gibi oluyor insana. Etrafta olup biteni bir camla, kapıyla vs ile sınırlanmadan görebiliyor; şeridin istediğin yanını seçebiliyor; rüzgarla (hele de tatlı tatlı esiyorsa) arkadaş olabiliyorsun. Virajlara tatlı tatlı yaratak girmenin tadını alıyorsun. Var mı benzeri?

İki teker üzerindeki özgürlüğün bu “düşman çatlatan” güzelliği şirketleri de değişik ürünlere yöneltebiliyor. Washington ve civarında son zamanlarda giderek sayılarının arttığını gözlemlediğim 3 tekerli, “tam donanımlı” araçlar da bu ürünlerden işte.

Değişik markaların az çok birbirini andıran 3 tekerlileri var. Ama geçen gün yakından inceleme fırsatı bulduğum bir tanesini; Can-Am Spyder Roadster’ı anlatacağım bugün 🙂

Bu Spyder’lar birkaç yıldır Amerikan pazarındaki varlıklarını güçlendiriyor. Spyder’ı kullananlar “Motosikletler gibi rüzgar temasına imkan tanıyan ama bir yandan da dört tekerli bir aracın dengesine sahip” diye niteliyorlar aracı.

Aslında ne bir motor demek mümkün bu araçlara ne de lüks donanımlarına rağmen “üstü açılabilen” spor araba… Her

3'ncü tekeri görmeseniz tam da kaslı bir motor gibi kendileri :)

 ikisinden de bir parça belki de 🙂

Virginia’daki bir motosiklet mağazasında sağını solunu iyice kurcaladığım Spyder’ı Kanada merkezli Bombardier Recreational Products (BRP) üretiyormuş. “Bu markayı bir yerden çıkarıcam ama…” derken mağazadaki görevli tamamlıyor kafamdaki yarım cümleyi: “Kar motoru olarak bilinen Ski-Doo’ları ve Sea-Doo jet skileri üreten firmanın ta kendisi” diyor bana.

Hmmm… Peki ama niye iki teker piyasasına girmemişler de böyle bir araç üretmişler? Kimilerine göre şirketin bu kararı almasının altında iki teker piyasasında “çığır açacak” bir şey üretmenin zor olması düşüncesi yatıyormuş.

Aslında otomobillerden alışkın olduğumuz “spyder” ve “roadster” kelimelerinin kullanılmış olması da belki bu görüşü destekliyor. Amerika’da California ve Delaware gibi eyaletler bu araçları kullanacak olanların “motosiklet ehliyeti almasını” zorunlu kılmıyor! Hatta bazı ülkelerde bu araçlar “araba sınıfında” kayıtlara geçiyor.

Arka koltuğu da tam keyiflik :)

Motosikletin sağladığı “açık havada seyahat” duygusunu yaşamak isteyen ama iki teker üstünde durmaktan korkanlar için fena bir seçenek değil aslında. Üstünde bir arabayı andıran her türlü lüks de mevcut. 106 beygir gücündeki Spyder Roadster’ın tıpkı bir araba gibi ayakla basılan freni var. Aktarma organlarını da Aprilia RSV ile paylaşıyormuş üstelik. Geri vitesten kuvvetli bir müzik sistemine, can alıcı göstergelere kadar her şeyiyle eğlenceli bir oyuncak gibi aslında…

Yine klişe bir laf olacak ama: “Zevkler ve renkler tartışılmaz”.  Amerikan pazarına ilk girdiği yıl tüm eyaletlerde satılmamasına rağmen 2000 adet satmış bu araçlar. Ama son günlerde motosiklet parkında iki motorluk park yeri kapladığı için hafiften bir öfkeyle baktığım Spyder sayısı artınca anladım ki bir kitleyi yakalamayı başarmışlar 🙂

Ben iki teker üstündeki riski, adrenalini ve keyfi hiçbir şeye değişmem. Ama hazırlıklı olmalıyız. Motosikletlerin rüzgarla dansına gıptayla bakanlar da artık arabaların kısıtlamalarından kurtulacak ve açık hava tadını bu araçlarla çıkaracak gibi geliyor bana.

Park yerlerinde daha çok yer kapladıkları kesin :)

Benim için motosiklet mağazalarında geçridiğim her an “Harikalar Diyarı”na bir gezi gibi. Motosikletlerin hangisini hayal edeceğime, hangisine dokunmak hangisine oturmak isteyeceğime karar vermekle geçirdiğim saatler oluyor bu geziler bana. İşte son “hayal duraklarımdan” birinde gördüklerim bana bunları düşündürdü. Tek düşündürdükleri bunlar değil elbet 🙂  

Ama bu yazı burada biter. Biterken de (elbette) sizden bir şey talep eder:

Sizin için iki teker ne demek? Özgürlük? Hız? Tutku? Kaçamak? Belki de heyecan?

Ya da D şıkkı, yani yukarıdakilerin hepsi 🙂

Comment/Yorum butonu motor aşkınızı dünya aleme anlatmanızı bekliyor 🙂

30 responses to “2 mi 3 mü?”

  1. sercan2667 says:

    videolarda izledim de bunlarda viraj zevki harika bence…dur araştırayım..azcık..

  2. Kristal says:

    Harika bilgiler. Tesekkur ederim.

  3. aydın sarı says:

    kalemine ve yüreğine sağlık.keyifle okudum.

  4. speedy2 says:

    Virajlarda çok keyifli olduğunu okumuştum.Sanırım istenen fiyatın hakkını veriyor.

  5. sinan says:

    selamlar
    videoları izledim araçlar güzel ve konforlu uzun yl için iyi tamam ama benim kafama takılan bazı sorular var
    1 bu araçlar tam amerika yolları için yapılmış uzun ve geniş yollar bizim burada pek kullanışlı olacağını zannetmiyorum 🙂
    kaldıki bri motorsikletin verdiği keyifi vereceğinide pek düşünmüyorum sadece 2 teker üzeride durmaya çekinen arkadaşların güvenle ama aynı zevki alamayacakları bri araç olmuş 🙂 buradaki motorsiklet fuarın da gördüm ve oturdum bu araçlara pek keyif alamadım ( bu benim tercihim tabıkı ) ayrıca virajlarda 2 teker gibi yatmıyor aralardan kaçmak ise çok zor gibi 🙂
    her taklit gibi buda bri taklit olduğu için benim terçihim değil 🙂
    motorsiklet 2 tekerdir diğerleri taklittir 🙂
    3 veya 5 teker farketmez 🙂
    pembe öjeli yine farklı bri konuya parmak başmışsın 🙂

    tebrikler

    sevgiyle kalın

    sinan

  6. fatih says:

    3 tekerli motorlar ve çok uzun metinleri okumak bozar delüğanlıyı.

  7. atezer says:

    İki tekerden sonra tarzım değil. Eğer bu tarz araç tutkum olsaydı, üstü açık bir otomobille gezmeyi düşünürdüm.. Yinede paylaşımınız için teşekkür. İki tekerin sevdası , denge heyecanı başka .

  8. murat says:

    tüm samimiyetimle söylemem gerekirse, size hayran kaldım:) özellikle motosiklet aşkınıza aynı zamanda motosiklet üzerine bu kadar güzel şeyleri bizlerle paylaştığınız için. Yazınızın sonunda bir soru sormuştunuz ya! benim cevabım kesinlikle “D” zaten aksi asla olamaz.:)

    • Motosikletli Kız says:

      Yazıları sevmeniz ne güzel. Çok teşekkürler 😉
      “D” şıkkına gelince… Cevabı belli soru sormuşum değil mi motorculara? 🙂

  9. murat says:

    kesinlikle zaten cevabı “D” şıkkı olmayan kişiler motorcu olmamıştır henüz yada olamazlar :))

  10. murat says:

    mesela virajlar ve kalabalık şehir trafiğinden sıyrılmak pahabiçilemez 🙂

  11. Eren says:

    Ya doğru Diyorsunuzda Burda Muhalefet Eksik Sanırsam Tmm Belkı Motor Gibi Olmayabilir Ama Orjinal Duruyor Geleceğe Bi Bakışda Denebilir Çok Yaygınlaşmadığı Sürece Oldukça Havalı Birşeyde Aslında Bide Bide Bu Hacet Çok Pahalı Yaw 🙁

  12. Ferhat says:

    Bence yazının sonundaki foto herşeyi anlatıyor. Tamam spyder teknolojik, konforlu, hoş bir araç kabul… Ama motor ruhu ayrı bişey (Bakınız hemen önündeki Suzuki gsx-r). Başkalarını bilmem ama bana çoook daha çekici geliyor.

    • Motosikletli Kız says:

      🙂 Ben de “iki teker”ciyim. Bunları tercih edenler de eminim motosiklet havasını az da olsa tatmak için yapıyorlardır. Ne de olsa motor özgürlüktür… 😉

  13. sercan2667 says:

    canını biraz ağır olmuş da herşeyi yapabilr diyelim:)

  14. eren says:

    Canıma Minnet 🙂

  15. Arda Takmaz says:

    Kesinlikle iki tekerin yerini tabi ki tutmaz ama farklı bir heyecan yaşamak eğlenmek amacı ile kullanılabilecek bir araç bence.

  16. eren says:

    Geçen Kadıköyde Gördüm Bunu Düştüm Peşine Bayağı Kovaladım İnceledim Açıkça Söyleyeyim Daha Fazlasını Bekliyordum Ama Gaza Bastığında Biraz İşler Değişiyor Motoru Oldukça İyi Yani Ama Ben Gönlümde Şu Aralar Gs 1200 var Bmw

    • Motosikletli Kız says:

      Motoru güçlü, konforu da neredeyse bir araba gibi. 2 tekerden çeşitli sebeplerle ürkenler için iyi bir seçenek… Ama iki tekerden vazgeçmeyecekler için sadece süslü bir oyuncak… Burada sayıları giderek artıyor…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

MOTOSİKLETLİ KIZIN ÖZÜ


Merhaba,

Motosikletli Kız ben. Ya da ismimi bilmek isteyenler için, kısaca Selin… Yıllardır hem haber editörü olarak medyanın tozunu yutuyorum hem de iki teker üstünde yolların. Şimdilerde Amerika'da, televizyon habercisi olarak devam ediyorum macerama...

Her İstanbul mağduru gibi trafikten kurtulmak için bir helikopter almanın (!) en iyi alternatifinin ne olacağını düşündüğüm o günlerde aldım ilk motorumu.

11 yılda 4 motor, binlerce kilometre yol ve her aklıma düştüğünde yüzümde hınzır bir gülümsemeye yol açan milyon anıdan sonra hayalini kurduğum yollarda, Amerika’dayım. Rüzgarın bile farklı estiği dev kıtadaki uzun, upuzun yollarda…

Ağrı kesicim, heyecanım, kafam bozuk olduğunda derin bir nefesle düşüncesini içime çekmeye çalıştığım motorumla. Bir o kadar bildiğiniz ve bir o kadar bilmek isteyeceğiniz şeyi biriktirdim eteğimde. Paylaşmaya hazırım. Tüm rüzgar tutkunlarına, iki teker aşıklarına, motosiklet delilerine açık davet:

Gelin birlikte kaybolalım rüzgarın içinde…

motosikletlikiz@gmail.com

Sağlıklı Sürüş İçin Bilmeniz Gerekenler (1)

VİDEOLU YAZILAR :)

Amerika Yollarında (2)

Motorda Kolları Dinlendirmek

Amerika Yollarında (1)

Amerika Yollarında (3)

Motosikletli Kız Amerika'daki Fuarda

Reflektörleri Taktım, Sizin İçin Test Ettim ;)

İnterkom Almadan Bunu İzlemelisiniz

2014 The Washıngton Auto Show

Kask Hayat Kurtarabilir!

Motorda Dertler Nasıl Unutulur?

Motorla Amerika'da (2011'den Kalanlar)

Binlerce Motor Yollara Dökülürse!

Burada Sizin Yazı ve Fotoğraflarınız da Var!

Sizin Köşeniz

Bu Blogda Neler VAR Neler YOK?

*Bu blogun yazarının gözünde hiçbir motor (marka, cins, tür, yıl, renk, güç açısından) bir diğerinden üstün değil (Kabul edin her motor sahibine güzel gelir)

*Bu blogda Amerika VAR, Türkiye VAR. Bu ikisinden herhangi birinin yerden yere vurulmasına yer YOK.

*Bu blogda izlenimlere, araştırmaya ve zaman zaman şahsi fikirlere ve öykülere yer VAR. Dolayısıyla hiçbir fikre, yoruma katılmamak YOK.

*Bu blogda her türlü olumlu katkıya yer VAR. Motor tutkunlarının birbirini kırıp dökmesine izin YOK.

*Bu bloga her türlü eleştiriyi yöneltmeye hakkınız VAR. Ama ara sıra da olsa yapıcı olmayı unutmak YOK.

Not: Blog kuralları her an değişebilir. İtiraza yer YOK:)