Altın Küre Alan Oscar Favorilerim!

Posted January 15th, 2013 at 2:41 pm (UTC-5)
6 comments

Oscar ödüllerinin dağıtılmasına bir ay kadar zaman var. Ama Altın Küre sonuçlarını gördük ve bu sonuçlar da Oscar şanslılarının kimler olabileceği konusunda bir fikir veriyor. Elbette sürprizler mümkün ama genelde tahminler tutuyor. Amerika’da Hollywood Yabancı Basın Derneği’nin dağıttığı 70’inci Altın Küre Sinema ve Televizyon Ödülleri’nde “en iyiler” sıralamasını gözden geçirelim önce. En iyi film dalında aralarında Lincoln, Argo, Pi’nin Yaşamı ve Les Miserables-Sefiller’in de bulunduğu dokuz film Oscar yolunda ilerliyor. Ünlü oyuncu Ben Affleck’in hem başrolü hem de yönetmenliğini üstlendiği İran’da geçen gerçek bir olayı anlatan Argo ve Victor Hugo’nun romanından uyarlanan Les Miserables – Sefiller müzikali ödül üstüne ödül aldı Altın Küre’de.

Steven Spielberg’in Amerika’nın 16’ncı başkanı Abraham Lincoln’ın köleliği kaldırma mücadelesini anlatan Lincoln ise yalnızca başrol oyuncusu Daniel Day-Lewis’e Altın Küre getirdi.

Argo en iyi film dalında, filmin yönetmeni Ben Affleck de en iyi yönetmen olarak ödül aldı. Affleck en iyi yönetmen kategorisinde deneyimli rakipleri Kathryn Bigelow, Ang Lee, Steven Spielberg ve Quentin Tarantino’yu geride bıraktı.

Rehin alınan altı Amerikalı diplomatın İran’dan kurtarılışını anlatan Argo, en iyi film dahil yedi dalda Oscar adayı. Ang Lee’nin yönettiği 11 dalda aday gösterilen ve açık denizde bir kaplanla mahsur kalan Hintli bir çocuğun yaşamını anlatan Pi’nin Yaşamı en iyi film dalında Oscar kazanmak için bütün özelliklere sahip ama çok güçlü rakipleri olduğu bir gerçek. Lincoln ve Pi’nin Yaşamı’nı, Tom Hooper’ın, sekiz dalda aday gösterilen Sefiller’i izliyor.

Oyunculara gelince, en iyi erkek oyuncu dalında Daniel Day-Lewis, Broadway müzikallerinin emektarı Hugh Jackman’ı geride bıraktı. Jackman’ın Sefiller’deki performansı doğrusu çok iyi ama Daniel Day-Lewis olağandışı oynuyor Lincoln’de. Anne Hathaway, müzikal performansı çok yeterli sayılmasa da, Fantine rolüyle en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü kucakladı. Bradley Cooper’ın en iyi erkek oyuncu, Jennifer Lawrence’ın da en iyi kadın oyuncu olarak Altın Küre aldığı Silver Linings Playbook -Umut Işığım adlı film de sekiz dalda Altın Küre’yi kucakladı. Bu filmi kaçırmayın derim!

Kadınlarda Zero Dark Thirty’de, on yıl Bin Ladin’i kovalayan CIA ajanı Maya rolüyle Jessica Chastain kadın adaylar arasında favori Oscar adayı. Ancak The Impossible-İmkansız filminde Endonezya’daki Tsunami felaketini yaşayan üç çocuk annesi bir turisti canlandıran Naomi Watts da güçlü bir rakip. Amour-Aşk filminin başrol oyuncusu 85 yaşındaki Emmanuelle Riva, en iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterilen en yaşlı oyuncu. Doğrusu Oscar alırsa şaşırmamak gerek çünkü insanın içine işleyen bir performans sergiliyor. Filmi görenlerin yaşlılık ve yalnızlığın kaçınılmaz ağırlığını uzun süre hissedeceğinden eminim.
Benim favorilerime gelince, itiraf ediyorum, bütün ödülleri Lincoln’a verirdim. Yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar’ı da Lincoln’ın eşi Mary’yi oynayan Sally Field alsa keşke. Ama aday değil. Bu konuda doğrusu tarafsız olamıyorum!

Yıllardır Amerika’da yaşayan İngiliz aktör Daniel-Day-Lewis, ilk kez My Left Foot filmiyle dikkatimi çekmişti. O yıl bu filmdeki yürek parçalayan ama bir o kadar da yüreklendiren performansıyla ilk Oscar ödülünü aldı. 1989 tarihli film, İrlandalı ünlü ressam ve yazar Christy Brown’ın inanılmaz yaşamını anlatıyor. Büyük, yoksul bir İrlandalı ailenin oğlu olan Christy Brown, sakattır, konuşamaz. Yaşamının ilk on yılı boyunca herkesin horladığı Christy, annesi içinse dünyanın en zeki ve yetenekli çocuğudur. Brown annesinin desteğiyle kullanabildiği tek uzvu olan sol ayağıyla resim yapar, roman ve şiirler yazar. Daniel Day-Lewis’in bu filmini mutlaka görün. İmkansızın nasıl başarıldığına tanık olun. Tabii sonra başka filmleri oldu özel hayatını fazla gözler önüne sermeyen oyunsunun. İkinci Oscar ödülünü There Will Be Blood filmiyle aldı 2007 yılında. Tabii The Last of the Mohicans ve In the Name of My Father’ı da başarılı oyunlarına eklemeyi unutmamak gerek. Bazı özellikleri var oyuncunun. 1997’den buyana altı film çevirmiş, yani her filmin arasına beş yıl gibi bir süre koyuyor. Her rolüne tümüyle kendini vererek hazırlanıyor. My Left Foot’ta tekerlekli sandalyeden birkaç kere düşmüş film çekilirken ve iki kaburgasını kırmış. Lincoln için birkaç yıl hazırlanmış. Film çekilirken günlerce halkın arasında filmdeki kostümleriyle dolaşmış. Filmde Beyaz Saray’da terlikleriyle yürürken, oğluyla halının üzerinde oynarken, büyük oğlunu tokatlarken Lincoln’la çok özdeşleşiyor. Kusursuz bir performans bence. Ama Oscar heykelciğini alıp ödülleri üçler mi göreceğiz.

Steven Spielberg’ün filminin özelliği, Lincoln dönemine ışık tutması, köleliğe son vermek uğruna hayatını bile feda etmeye hazır olan bir Amerika Başkanı olarak tarihe geçen Lincoln’ün aynı zamanda bir baba, bir eş, bir insan olduğunu göstermesi. Onu devleştirmek yerine, kişisel özelliklerine, zayıflıklarına da yer vermesi. Filmde Lincoln’ın eşi Mary ve çocuklarıyla ilişkileri, inançları ve özeleştirileri de önemli yer tutuyor. Daniel Day-Lewis, Amerika’nın 16’ncı başkanı Lincoln’e inanılmaz derecede benziyor.

En iyi erkek oyuncu ödülünü Daniel Day-Lewis alsın ama en iyi film dalında belki Argo Lincoln’ı geçer. Buna bir itirazım yok! Yönetmenliğini Oscar ödüllü oyuncu Ben Affleck’in yaptığı Argo, eski CIA ajanı Antonio Mendez’in 1979’da rehine krizi sırasında altı Amerikalı diplomatı İran’dan kaçırma planını anlatıyor. Mendez ve beraberindeki Amerikalılar İran’dan kaçmak için zamana karşı yarışıyor. Argo’da olan biten herşey, gerçek.

Aslında benim en iyi film favorim Sefiller. Neden derseniz, öyküyü seviyorum. Müzikal oynamak da kolay olmasa gerek. Ben bu öyküyü iki kez sahnede izledim. İlki Londra’da, ikincisi Washington’da ve inanılmaz etkilendim. Dekor, sahne düzeni, oyuncular, müzik, şarkılar. Film aslında sahne kadar iyi değil bence ama bu doğal. Nasıl bir kitabı okuyup ardından kitaba dayanan filmi gördüğümüzde çoğu kez tatmin olmuyoruz, bu da öyle. Tiyatronun sıcaklığını hissedemedim filmi izlerken. Belki Anne Hathaway’in şarkıları önceden kaydettiğini, film çekilirken play-back yaptığını okuduğum içindir, gerçekliğini kabullenmekte zorlanmamın nedeni.

En iyi kadın oyuncu ödülümü Amour-Aşk filminin başrol oyuncusu 85 yaşındaki Emmanuelle Riva’ya veriyorum! Sanki kendi hayatını oynuyor, o kadar gerçek üstü gerçek. Ben Oscar ödüllerini dağıttım ama tabii gerçek Oscarlar için beklemeniz gerekecek. Ödül töreni 24 Şubat’ta. Bakalım tahminler bu kez de tutacak mı? Hodri meydan, iddiaya var mısınız?

6 responses to “Altın Küre Alan Oscar Favorilerim!”

  1. ıcah liamsi namarhak says:

    hülya abla verdiginiz biligiler ve yorumlar harika ve yerli yerinde. fakat ingilizcenin az oluşu ve film gündeminden yoksun olunca neler yazacagımı pek bulamadım.

    eger konu hakkında biraz takipçi olsaydım size hodri meydan diyebilirdim. ve iddaya girmek isteredim.(my favorite best film is lincoln) ögrenci ingilizcesi ile..

    saygı ve sevgilerimle

    not= hülya abla yemin töreni pazartesi türkiye saati ile kaçta başlayacak. voa programı açıklanacakmı. pazartesi kurs var akşam. umarım çakışmaz.

    • hpolat says:

      Töreni izlediğinizi umuyorum. Kursunuzda çakıştı mı? Biraz sonra törenle ilgili bilgiler içeren bir blog yazımı göreceksiniz. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı beklerim. kendinize iyi bakın.

  2. Melek Sert says:

    Vay be cok iyiymis, daha ne olsun?

  3. Awesome issues here. I am very happy to look your article. Thank you a lot and I’m looking ahead to contact you. Will you please drop me a e-mail?

    • hpolat says:

      Thank you for writing. Please send your comments or questions to this site and I’ll get back to you as soon as I can.Best wishes.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Gökkuşağı

Gökkuşağı

Gökkuşağı siyasetten, sanata, akıp giden hayattan kayıp giden görüntülere, Washington’un aşırı sıcak, soğuk, karlı, yağmurlu, sert rüzgarlı ama yumuşak sürprizlerle dolu havasından, sokaktaki çocuğuna, yetişkinine, kedisine,  köpeğine ve diplomasi trafiğine kadar çok geniş bir  alanda birlikte nefes alacağımız bir ortam. Amerikan Kongresi’ne beş,  Beyaz Saray’a on dakika mesafede, düşünce üreten kuruluşların ve lobi şirketlerinin  merkezinde, Washingtonlular  politikalardan ne kadar etkilenir, nasıl yaşar, nasıl eğlenir, nelere güler, hangi  kitapları okur,  hangi gazeteleri alır,  televizyonda ne tür programlar  izler, “dizi” çılgınlığı yaşar mı, yayıncılıkta nelere önem verir, neleri “haber” sayar, habercilikte hangi standartları uygular, sosyal medya hakkında ne düşünür, çocuklarının okul tercihini neye göre yapar? Halk hayat pahalılığından ne kadar şikayet eder, dinlenmek için ne yapar, Beyaz Saray’da olup bitenlerle ne kadar ilgilenir? Başka ülkelerdeki olaylara ilgi duyar mı? Parası olunca hangi ülkelerde tatil yapar? Gökkuşağında bunların hepsinden bir nebze bulacaksınız. Gökkuşağı her zaman yorumlarınıza açık olacak.

Hulya Polat

Hulya Polat yayıncılığa Ankara Radyosu'nda başladı, TRT'de ve Amerika'nın Sesi'nde devam etti. Çok sayıda yayıncılık ödülü, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişiyle radyo ve televizyon ropörtajları var. Sivil toplumcu, gönüllü çalışmaların önemine inanıyor. Washington Türk-Amerikan Derneği Başkanlığı yaptı, Atatürk Okulu, Türk Festivali ve derneğin internet sitesiyle Amerikalı öğretmenlere Türkiye'yi tanıtma seminerleri başlatılmasında öncülük etti. Kitapları, sinema, tiyatro ve müziği, güneşi ve denizi seviyor. Yayınlanmış bir öykü kitabı var. "Dünyada en çok sevdiği işi yapma güzelliğini yakalayan ve kanseri yenen şanslı kişilerden biriyim, haberciliği, hayatı ve onlarla ilgili herşeyi seviyorum" diyor.

Bölümler

Takvim

January 2013
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031